İstanbul Tabip Odası seçimleri yaklaşırken aday olan Prof. Pınar Saip, Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı: Nefes kesmek istiyorlar

Prof. Saip, çoklu baronun ardından TTB, TMMOB gibi meslek birliklerine yönelecek değişiklikle, odaların işlevsiz kılınmak istendiğini söyledi.

05 Ağustos 2020 Çarşamba, 06:00
İstanbul Tabip Odası seçimleri yaklaşırken aday olan Prof. Pınar Saip, Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı: Nefes kesmek istiyorlar
Abone Ol google-news

Türk Tabipleri Birliği’ne (TTB) bağlı odalar içinde 30 bini aşkın üyesi olan İstanbul Tabip Odası’nın iki yılda bir yaptığı seçimli genel kurulu, 15-16 Ağustos tarihleri arasında yapılacak. Seçimlerde mevcut oda yönetiminde olan Demokratik Katılım Grubu ile Cumhuriyetçi Hekimler; Hekim Hakları Grubu’nun yarışması bekleniyor.

İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Saip, son dönemde meslek odalarına yönelik hükümetin uygulamak istediği politikaları eleştirerek, “Çoklu baronun bir sonraki adımı meslek birlikleri ve odalarına benzer girişimleri uygulamak. Amaç muhalif odaların sesini kısmak. Bu dönemde sesimizi daha güçlü çıkarmalıyız. Bu nedenle tüm meslektaşlarımızı oy kullanmaya çağırıyoruz” dedi.

Odanın genel kurul toplantısı 15 Ağustos Cumartesi günü Cağaloğlu’ndaki Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Burhan Felek Toplantı Salonu’nda, seçimleri de 16 Ağustos Pazar günü Sütlüce-Beyoğlu’ndaki Haliç Kongre Merkezi’nde 09.00-17.00 arasında yapılacak. Seçimler, koronavirüs pandemisi döneminde sıkı tedbirler altında gerçekleştirilecek.

‘ÇOKLU ODA OLAMAZ’

Saip, İstanbul Tabip Odası’nın 2000-2002 yılları arasında Güç Birliği Grubu’ndan oda başkanlığı yapan Prof. Dr. Süha Göksel’den sonraki aslında odanın başkanlığını yapan ikinci kadın başkan. Yeniden adaylığını açıklayan Prof. Saip ile seçimler öncesi konuştuk.

- Pandemi süreci, çoklu baro ve meslek odalarına yönelik girişimler derken bir seçime daha gelindi. Neler söylemek istersiniz?

Barolar sonrası ekim ayında meslek odaları ve TTB, TMMOB gibi meslek birliklerine yönelik değişikliklerin gündeme geleceği yetkili ağızlar tarafından söylendi. Bu değişikliklerin amacı toplumun nefesini kesmek. Ülkemizdeki salgın devam ederken, toplumun çözüm bekleyen birçok sorunu varken gündeme getirilmesi düşünülmesi gereken bir durum. Sorunların görünür kılınması, sorumluların çözüm üretmeye, hesap vermeye çağrılmaları bağımsız oda ve birliklerinin varlığı ile mümkün olabilir. Meslektaşlarımızı sorunlarımıza sahip çıkmak, etik ve deontolojik değerlerimizi korumak, odamızın bilimden yana çağdaş, laik, bağımsız ve demokratik yapısını korumak için İTO seçiminde buluşmaya ve odamızı birlikte yönetmeye davet ediyoruz.

- Çoklu baro sisteminin ardından tabip odalarına da benzer girişimler konuşuluyor. Bunun sıkıntıları neler olacak?

Tabip odalarının onur kurulları var. Meslek etiği dışı davranışları ve tıbbi uygulama hatalarını bu kurullarımız inceler, kusurlu bulunanlara çeşitli cezalar verebilir. Uluslararası geçerliliği olan ve yurt dışında çalışmak için gerekli “good standing belgesi (bir çeşit iyi hekimlik belgesi)” tarafımızdan verilmektedir. Çeşitli odalar olduğunda bu tür işlevler yerine getirilemez. Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde çoklu tabip odası diye bir kavram yok. TTB ve tabip odaları anayasal kamu kurumlarıdır. Kamu kurumlarının çoklu olması kabul edilemez.

- Neden böyle bir şey yapılmak isteniyor?

Amaç, odaları işlevsiz kılmaya dayalı bir sistemi getirmektir. İktidarların yaptığı yanlış uygulamalara ses çıkaran ve sorunları gündeme getiren, gerektiğinde mahkemelere taşıyan meslek odalarıdır. 12 Eylül cunta döneminde de olduğu gibi genellikle baskıcı yönetimler döneminde meslek odaları ile ilgili kısıtlamalar, yasaklamalar gündeme gelir. Farklı amaçlar ileri sürülse de gündeme geliş sebebi seçim yoluyla iktidara yakın meslek oda ve birliklerinin oluşturulamamış olmasıdır. Meslek örgütlerinin demokratik, çağdaş, laik yapılarının korunması hem ilgili meslekler hem toplum yararı hem de ülkemiz demokrasisi için çok önemlidir.

‘SÖZLEŞME UYGULANMALI’

- Son dönemde de kadına yönelik şiddet haberleri ve İstabul sözleşmesi gündemde...

Sağlıkta şiddet kadar kadına şiddet de gündemimiz. İstanbul Sözleşmesi’nin tüm maddeleri ile uygulanmasını talep ediyor ve süreci takip ediyoruz.

- Demokratik Katılım Grubu’nun seçimlere girerken vaatleri ne?

Sağlıkta Dönüşüm Politikası’nın ve performans sisteminin yol açtığı tüm sorunlara yönelik mücadelemizi sürdüreceğiz. İstanbul’da pandemi bahane edilerek yeterli personel ve altyapı hazırlıkları yapılmadan hızlıca hastaneler açıldı. Bu hastaneler henüz altyapı, hekim ve personel eksikliği nedeniyle kapasitelerinin çok altında çalışıyor. Mevcut kamu hastanelerindeki hekimler ve yeni mezunlar bu hastanelerde görevlendiriliyor. Köklü kurumsal özelliğe sahip hastanelerin içeriğini boşaltılıyor. Sadece bina yapmak nitelikli sağlık hizmeti ve uzmanlık eğitimi verebilmek için yeterli değil, bunları dile getirmeye devam edeceğiz. Güvenli çalışma koşullarının sağlanması için taleplerimizi sürdüreceğiz. Covid-19’un meslek hastalığı olarak sayılması, sağlıkta şiddet konusunda önleyici tedbirlerin alınması, kanunların uygulanması, hekimlerin özlük hakları, asistanların nitelikli uzmanlık eğitimi hakları konularında gerekli mücadeleyi sürdüreceğiz.