İşte AKP'nin işçiye reva gördüğü tablo

Çalışma yaşamını işveren ve özellikle de yeni sermaye grupları için yeniden düzenleyen AKP, örgütlenme ve grev hakkını gayri yasal yollarla önlediği yetmiyormuş gibi bayramını cehenneme çevirdiği emekçiye, açlık düzeyinin altında asgari ücret, güvencesiz ve kuralsız çalışma, mezarda ve kıdem tazminatsız bir emeklilik reva görüyor.

02 Mayıs 2013 Perşembe, 07:32
Abone Ol google-news

Son iki yıldır yasaklanmadığı için Taksim’de gerçekten tam bir emeğin bayramı olarak kutlanabilen 1 Mayıs’ı bu yıl özellikle İstanbul’da Taksim’e çıkabilecek tüm yollar ve toplanacak tüm alanlarda gaz, tazyikli su, cop, dayak ve demir engellerle cehenneme çeviren AKP hükümeti; fabrikalarda çarkları döndüren, kumu cama, pamuğu tekstile dönüştüren emekçiyi, açlık sınırının altında asgari ücret, paralı hale getirdiği sağlık hizmeti, istenmediği halde imam hatipe çevirdiği 4+4+4’lük eğitim sistemiyle ödüllendiriyor.

İşçi sağlığının hiçe sayıldığı çalışma koşullarında; ülkede, cinayete dönüşen iş kazaları, kuralsız çalışma, sendikal örgütlenme önünde artan engeller, hükümet eli ve devlet bütçesiyle kırılan grevler, yaratılan yandaş sendikalar çalışma yaşamının günlük rutinleri arasında yer alıyor.

Çalışma yaşamını işveren ve özellikle de yeni sermaye grupları için yeniden düzenleyen AKP, trajedi olarak yorumlanan istihdam stratejisi ile getireceği sürprizler için uygun ortam bekliyor.

Örgütsüz işçileri daha örgütsüz hale getirip kalmamış ekonomik ve sosyal haklarını daha azaltmak adına IMF, OECD ve işveren örgütlerince hazırlanan ve hükümet tarafından ikide bir ısıtılıp masaya sürülen “istihdam stratejisi” raporlarına göre emekçiye reva görülen uygumaları şöyle özetlemek mümkün:

 

Çalışma esnekleşecek

Hükümet, esnek çalışanların oranını yüzde 3.6’dan yüzde 18.8’e yükseltmek istiyor. Esnek çalışmada işçiye, bir işten bir işe geçerken aradaki zaman için para verilmiyor. Bu sistemde işçi, işverenin istediği zaman işe gitmek zorunda ama işveren çağırmadığı zaman, kendi bulduğu bir işe gitme hakkı yok. Esnek çalışma; örgütsüzlük, taşeronlaşma, kıdem ve yıllık iznin olmaması, düşük ücrete razı olmak anlamını taşıyor.
* Özel İstihdam Büroları (ÖİB) kurularak işçiler geçici kiraya verilecek. İki kere yasalaştırma denemesi yapılan ÖİB’lerin işçi kiralaması başarılamadı. ÖİB’lerin işçileri işyerlerine kiralaması demek, sendikaların, toplusözleşmelerin olmaması, kıdem tazminatının ortadan kalkması ve ücretlerin de asgariye inmesi anlamına geliyor. Yani sendika, toplusözleşme yok.
* Bölgesel uygulamayla asgari ücrette belirsizlik. 1989’dan bu yana asgari ücret komisyon tarafından tüm ülke için belirleniyor. Ancak 2001’de bir cümle eklenerek “Asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da göz önünde bulundurulur” denildi. Yani, başta elektrik, gaz ve benzeri tüketim ürünlerine zamları ülkenin her noktasına eşit yapan hükümet, ücreti bölgesel vermek istiyor.
* Kıdem tazminatına yeni biçim telaşı. Yıllardan beri işverenler ve örgütleri kıdem tazminatının kaldırılmasını talep ediyor. İşsizlik sigortasının çıkarılmasından sonra sesleri ve talepleri daha da arttı. Ancak kıdem tazminatı zaten düşük ücretle çalışanların hayallerinin karşılığı. Kaldırılması veya yerine fon gibi uygulamalar getirilmesi işçi örgütlerinin kırmızı çizgisi...

 

Taşeronda müjde yok, hile var

Türkiye’de 1980’li yıllarda artmaya başlayan taşeronluğun, AKP döneminde tam bir patlama yaşadığı biliniyor. Bakanlık açıklamalarına göre 2002’de 358 bin olan taşeron işçi sayısı bugün 1.7 milyona ulaşmış durumda. Bununla da yetinmeyen hükümet, taşeronu asıl işleri de kapsar hale getirerek yaygınlaştırmak için elinden geleni yapıyor. En son sendikalarla yapılan ve toplantının ardından ‘Taşerona müjde’ başlıkları ile sunulan tasarıda müjde değil, hile ve kandırma olduğu kısa sürede ortaya çıktı.

Bakanlık teklifine göre, “işletmenin gereği” ve “işin gereği” olmasa da asıl işler taşerona verilebilecek. Ayrıca, “teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektirme” koşulu da yasadan çıkarılıyor, bunun yerine “asıl işin teknoloji veya uzmanlık gerektiren bölümlerinin” başkaca bir koşul aranmaksızın alt işverene verilmesi sağlanıyor. Teknoloji veya uzmanlık gerektirmeyen asıl iş neredeyse yok mertebesinde olduğu için, her iş bu gerekçeyle alt işverene verilebilecek. Asıl işte taşeron çalıştırmanın önünde neredeyse hiçbir engel kalmayacak. Bu değişiklik ile Türkiye adeta bir taşeron cenneti haline gelecek ve taşeron uygulamasında patlama yaşanacak.

Ayrıca, taşeron denetiminde iş müfettişlerinin yetkisi kaldırılıyor. Böylece yasada yer alan “muvazaa” (hile) kavramı “kanuna aykırılık” olarak değiştirilerek, hileli taşeron suçu hafifletiliyor.

Taslağa göre “Tüm işçilerin kıdem tazminatı sorunu çözülecektir. Bireysel kıdem hesabı sistemine geçilecek ve tüm işçilerin kıdem tazminatı sorunu çözülecektir.” Taşeron işçilerin de yasal hakkı olan kıdem tazminatı bir lütuf olarak sunuluyor.
Bir kritik unsur, geçici iş ilişkisi adıyla getirilmek istenen
“kiralık işçilik” uygulaması... Mevcut taşeron sisteminin daha pervasız ve esnek bir uygulaması anlamına gelen “geçici iş ilişkisi” ülkeyi tam bir taşeron cumhuriyetine dönüştürecek.

 

Sendikalı işçi sayısı düştü

İşverenin, devletin üye olmayı da zorunlu saydığı sanayi ve ticaret odalarına, esnaf oda veya derneklere üye olmak zorunda olduğu ülkede işçi, sendikalara üye olup örgütlenmek için birçok engeli aşmak zorunda. 2013 yılının Ocak ayında Resmi Gazete’de yayımlanan Sendikalar İstatistiği’ne göre Türkiye’de 10 milyon 881 bin 618 işçinin 1 milyon 671’i sendikalı. Bunun da 600 bini kamu, yaklaşık 400 bini özel sektörde. Ülke barajı olan yüzde 1 oranını 44 sendika geçebilir durumda, bu sendikaların 30’u Türk-İş, 8’i Hak-İş, 4’ü DİSK’e bağlı sendikalar olurken bağımsız sendikalardan da 2’si yüzde 1’lik barajı geçer durumda. DİSK’in üye sayısı 100 bin civarında seyrederken Hak-İş’in üye sayısı 166 bin, Türk-İş’in üye sayısı da 702 bin civarında. Bağımsız sendikaların üye sayısı ise yaklaşık 32 bin.