Kadınları aldatan ilkel erkek beyni

"Sizi Seviyorum"da her gün farklı kadınla uyanan bir adamı canlandıran Emre Altuğ net konuşuyor: Aldatmama konusunda son derece kararlıyım.

19 Eylül 2009 Cumartesi, 08:29
Abone Ol google-news

Müziğe lise yıllarında kızların ilgisini çekmek için başladığını anlatan Emre Altuğ sahilde çalınması en kolay enstrümanın gitar olmasının işine yaradığını söylüyor: “Sonuçta kumsala giderken piyanoyu taşıyamazsınız, klavye de olmaz, borazan zaten işe yaramaz.” Konservatuvarda tiyatro okuyan Emre Altuğ, Sezen Aksu’ya vokal yaptığı sırada “albüm yap” ısrarlarına dayanamayarak müzisyenliğe başlamış.



Aşk varsa aldatmak yoktur

Sizi Seviyorum filminde her gün farklı kadınla uyanan bir erkeği canlandıran Emre Altuğ bu durumu ilkel düşünen erkek beynine bağlıyor.


Emre Altuğ, dün vizyona giren “Sizi Seviyorum” filmiyle oyunculuğunu tekrar hatırlattı. Lisede kızların ilgisini çekebilmek için gitar çalmaya, müzikle ilgilenmeye başlamış Altuğ, aslında konservatuvarın tiyatro bölümünden mezun. Bir arkadaşının ısrarıyla beste yapmaya ve söz yazmaya başlıyor. Gerisi malum... Şimdi onun için şarkıcılık ve oyunculuk bir elmanın iki yarısı gibi... Yeni filminde her sabah başka bir kadınla uyanan bir erkeği canlandırıyor. O bu durumu “İlkel düşünen erkekler devamlı panik halindedir. Çünkü erkeklerin bitmek zorunda olan bir iktidarlarları var ve o durma noktası onların kâbusu. O noktaya kadar kendilerini sonrasında tamamlayacak bir şey bulamazlarsa ölseler daha iyi. O yüzden bu korku erkekleri aldatmaya sürükleyebiliyor” diye açıklıyor. Kendi durumunuysa “Aşk varsa aldatmak yoktur” diye...

Hâlâ girişken değilim

- Müziğe başlamanızın komik bir öyküsü var... Lisede kızların dikkatini çekebilmek için gitara başlamışsınız...

Evet, doğru. Başka ne sebebi olabilir ki? Üstelik sahilde çalınabilecek en kolay enstrüman hangisi diye bile düşünmüştüm. Sonuçta kumsala giderken piyanoyu taşıyamazsınız. Klavye de olmaz, borazan zaten bir işe yaramaz... En iyisinin hem çalıp hem söyleyebileceğim bir enstrüman olarak gitar olacağını düşündüm. Yani tek başına bir gitar ve sen herkes tarafından fark edilebilirsin. İçgüdüsel olarak müziğe başlamamın sebebi bu.

- Çapkınlık yani...

Yok çapkınlık değil... Ben hâlâ kızlarla konuşma anlamında çok girişken değilimdir. O zamanlar da öyleydim. Bir yol bulmam gerekiyordu. Bir sıfır öne geçmem gerekiyor ki, onlar gelip benimle konuşsunlar. Bu tamamen o büyüme devresinin içgüdüsel olarak yaptırdığı bir şeydi.

- Aslında konservatuvarda müzik değil tiyatro okumuşsunuz. Sonra pek aklınızda yokken albüm çıkarmışsınız...

Evet. Aslında ikisi iç içe gidiyordu hep. Ama albüm çıkarmak gibi bir düşünce yoktu kafamda çünkü albüm çıkarmam için sebep yoktu. O sıralar Sezen Aksu’ya vokal yapıyordum ve Sezen de dahil olmak üzere çok kişi bana albüm yap diyordu. Bir yandan Dormen Tiyatrasu’nda da oynuyordum. Akşamları da oyuncuların buluşma noktası olan Taksim Sanat’ta şarkı söylüyordum. O zamanlar oyuncu olmayı düşünüyordum. Sonra bir arkadaşım bana “Sen hiç söz yazdın mı” diye sordu. Yapmadım dedim. “Beste yaptın mı” dedi. Onu da yapmadım dedim. “E adama sormazlar mı? Hem oyuncusun, hem şarkıcısın, bir tane beste yapmadın mı, söz yazmadın mı diye” dedi. “Doğru söylüyorsun. Demek ki benim albüm çıkarmak istemememin, mantığıma oturmamasının bir sebebi varmış” diye düşündüm. O zamana kadar her gün elime gitarımı alıp başkalarının şarkılarını söylüyordum. O gün eve gittim ve ilk kez kendi şarkımı yapmaya başladım. Böylece beste yapmaya başladım ve albüm çıkarmak için de sebep çıktı ortaya.

Erkekler devamlı panik halinde

- Bu filmde her gün başka bir kadınla uyanan bir erkeği oynuyorsunuz... Bu her erkeğin hayali mi?

Evet hayâlidir. Ama tabii eğer senin kontrolünde olursa. Bu filmde kontrol dışı olduğu için kâbusa dönüşüyor. Yani aslında hayatın ne kadar iki taraflı olduğunu da gösteren bir durum bu. İnsan da ikiyüzlüdür biraz. Yani herkese karşı tavrın aynı değildir. Senin hoşlandığın bir adam sana yaklaşırsa, “Benimle konuştu” dersin. Ama beğenmediğin bir adam yaklaşırsa, “Tipe bak, manyak mı ne? Bana asılıyor” dersin. Aynı durum aslında. Bu insanlarda da var, hayatın içinde de... Hayat da biraz ikiyüzlü. Senin kontrolünde olan hoşuna gidiyor, olmayan hoşuna gitmiyor. Hainlik aslında bu. Ama insanın yaradılışı böyle...

Erkekler değişiklik sever

- Filmde aldatmak, aldatılmak da var...

Film öyle başlıyor zaten. Çocuk, sevgilisi sürpriz bir şekilde tatilden erken dönünce aldatırken yakalanıyor. Kız neden diye soruyor. Çocuk da “Erkekler böyledir. Değişiklik severler. Tek kadınla vakit geçirmenin hayatı ıskalamak olduğunu düşünürler” diyor.

İlkel düşünce...

- Öyle mi peki?

Evet. İlkel düşünce açısından öyle. İlkel beyin öyle işler, öyle düşünür. Ama bunun ilkel ve içgüdüsel bir durum olduğunu, erdemin bunun önüne geçmek olduğunun farkına varıyorsunuz büyüdükçe. İnsan kendini geliştiriyor, bunu aşıyor. Ama elbette bunu aşamayan ve orada kalan erkekler de var. Zaten bunu aşmak da çok kolay bir şey değil. Erkek devamlı panik halindedir bu anlamda. Çünkü erkeğin bitmek zorunda olan bir iktidarı var. Doğada erkeğe biçilmiş bir son nokta var. Her ne kadar cinsel gücü arttırıcılar bunu bozduysa da doğanın içerisinde erkek bir noktada durur. O durma noktası da erkeğin kabusudur. Erkek, o durma noktasına kadar kendini sonrasında tamamlayacak bir şey bulamazsa ölse daha iyidir. O yüzden bu korku erkeği aldatmaya sürükleyebilir.

- Siz nasılsınız peki?

Ben çok şükür aldatmama konusunda son derece kararlıyım. Ama önceki dönemlerde bir evliliğim yoktu ve ben de tabii ki kadınları çok merak ediyordum. Filmdeki karakter de kadınlara merakı konusunda biraz girişken. Ama şunu eklemeliyim: “Aşk varsa aldatmak yoktur. Aldatmak varsa aşk tehlikededir”.

- Hep erkekler mi aldatıyor peki?

Hayır tabii ki. Erkek kimle aldatıyor? Çok aldatan kadın da gördüm ben. Ama arada bir fark var. Erkek aşık olduğu süre içerisinde de aldatabiliyor ama gerçekten aşık olan kadının aldattığını sanmam. Psikolojik bir sorunu olması lazım. Kadın psikolojik bakımdan bir eksiklik yaşamıyorsa asla aldatmaz.

- O zaman erkek hep psikolojik sorun yaşıyor diyorsunuz...

Evet. Erkekteki o korkunun kesinlikle psikolojik bir tarafı var zaten. Erkek çocuk gibi aslında. Yakalanana kadar durumu hafife alıyor, yaptığı şey ona bir anlam ifade etmiyor. Çocuk davranışları işte. Toplumun da burada bence şuçu var. Bu erkeğe elinin kiri gibi öğretilmiş. Onların bunu yapması daha meşru toplumda. Kadın içinse öyle değil.