Kamu Çalışanlarının Uyarısı...

25 Kasım 2009 Çarşamba, 06:58
Abone Ol google-news

Memur sendikaları, uluslararası ilkelerle örtüşmeyen 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Yasası hükümleri, hükümet tarafından uygulanmayan ILO’nun 87 ve 95 sayılı sözleşmeleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları nedeni ile hükümeti protesto etmek ve kaygılarını kamuoyu ile paylaşmak üzere geniş kapsamlı ve katılımlı bir uyarı eylemi yapmaktadırlar. İşçi sendikaları tarafından da desteklenen bu eylem aslında ezilenlerin bir çığlığıdır. Eyleme katılanlar ve destekleyenler, yaşanan ekonomik krizin bedelinin yoksul halka ve emekçilere ağır bir şekilde ödettirilmesine son verilmesini, gerek kamu çalışanları ve gerekse işçiler için, örgütlenme özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmasını, sağlık ve eğitim hizmetlerinin kâr amacından arındırılarak bir sosyal hizmet olarak sunulmasını, 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın kadrolu istihdam yerine geçici işçi çalıştırmayı öngören 4-b, 4-c maddelerinin uygulanmamasını, sendikacılığın önünde büyük engel oluşturan taşeronluk uygulamasının önüne geçilmesini, memurlar arasında partizanca uygulamaya ve ayrıma son verilmesini, memur sendikaları için grevli, toplusözleşmeli bir sendikal düzenin kabul edilmesini istemek için meydanlardadır.

Kamu çalışanlarının haklı talepleri vardır. AİHM, 12 Kasım 2008’de açıkladığı kararında Türkiye’nin 1954 yılında imzalamış olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesini ihlal ederek kamu görevlileri sendikalarına toplusözleşme ve grev hakkı tanımadığına işaret etmiştir.

Yine Türkiye tarafından 1993 yılında onaylanmış olan ILO’nun 151 sayılı Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin 4. maddesi kamu çalışanlarının sendika özgürlüklerinin korunmasından, 7. maddesi “çalışma koşullarının belirlenmesine en geniş biçimde” katılmalarından söz etmektedir.

Anayasanın 90. maddesi, iç hukuk hükümlerinin imzalanmış uluslararası sözleşmelerle çelişmesi halinde uluslararası sözleşme hükümlerinin iç hukuk hükümlerinin yerine geçeceğini öngörmektedir. Hukuki durum böylesine açık ve kamu çalışanlarının grev ve toplusözleşme (toplu görüşme değil) haklarını içeren bir sendikal düzene sahip olmasını öngörmekteyken hükümetin çalışanların haklarına bu saygı eksikliği, yapılan uyarının temel nedenidir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 7.7.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımladığı verilere göre, ülkemizde 657 sayılı yasa kapsamında 1 milyon 784 bin 414 kamu görevlisi çalışmaktadır. 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Yasası, kamu çalışanlarının 11 işkolunda örgütlenebileceğini öngörmüştür.

Kamu çalışanlarından 1 milyon 17 bin 72 kişi memur sendikaları olarak bilinen 4688 sayılı yasaya göre kurulmuş 77 sendikaya üye olmuş bulunmaktadır. Bu sendikalar 11 konfederasyon tarafından temsil edilmektedir.

Memur sendikalarının hükümetle toplu görüşme hakkı vardır. Uyuşmazlık durumunda çekişme bir uzlaştırma kuruluna götürülmekte, kurulun bağlayıcı olmayan kararı konusunda hükümet son sözü söylemektedir. Memur sendikaları ve konfederasyonları gerçek sendika niteliğinde değildir. Toplusözleşme ve grev yapma hakkı olmayan kâğıttan kaplan görünümündedir. Her alanda olduğu gibi AKP hükümeti memur sendikaları ve konfederasyonlarından yandaş yaratma çabasını ısrarla sürdürmekte ve çok ciddi ayrımcılık yapmaktadır.

Şu bilinmelidir ki AKP iktidarda olduğu sürece memurlar ve işçiler sendika özgürlüğünden eksiksiz yararlanamayacaklardır.

Bu özgürlüğü kazanmak için önlerindeki tek seçenek seçim sandığıdır. Çalışanlar haklarına kavuşabilmek için ilk genel seçimde, ortak bir kararla, emekten yana bir partiyi iktidara taşımak zorundadır. Bunu yapmazlarsa daha uzun yıllar meydanlara çıkmak zorunda kalacaklardır.