Karanlığın içindeki aydınlık

Çek yönetmen-senarist Vaclav Marhoul’un, Polonyalı ünlü yazar Jerzy Kosinski’nin 1965 tarihli çok satışlı romanı The Painted Bird’ü (Boyalı Kuş) sinemaya uyarlaması tam 11 yıl sürdü. Marhoul “Boyalı Kuş ne savaş ne de soykırım filmi. Zamansız, evrensel, dünyada hep tekrarlanan bir öyküyü anlatıyor” diyor.

14 Ağustos 2020 Cuma, 13:00
Abone Ol google-news

Yönetmen-senarist Vaclav Marhoul’un Polonyalı yazar Jerzy Kosinski’nin tartışmalı romanı The Painted Bird’ü (Boyalı Kuş) sinemaya uyarlaması 11 yıl sürdü. Marhoul, iki yıl romanın telif haklarını almak için uğraştı, 3 yıl boyunca 17 adet senaryo yazdı, 4 yılda projeye finansal destek aradı. “Romanı sinemaya uyarlarken farklı bir dil seçtim. Yazılmış metin ve sözcükler yerine görüntü ve sesi kullandım. Bu yüzden üç yıl boyunca senaryo için çalıştım, 17. versiyonun doğru senaryo olduğuna karar verdim. Bu zamansız, evrensel bir öykü. 2.Dünya Savaşı’na ait bir film değil, prensiplerle, insanoğluyla ilgili bir film. Jerzy Kosinski Boyalı Kuş’u nasıl yazdıysa ben de filmi öyle çektim: çok sayıda soru var, yanıtları yok” diyor Vaclav Marhoul.

2. Dünya Savaşı sırasında ebeveynlerinden ayrılmak zorunda kalan Yahudi çocuk Joska (Petr Kolar) yaşlı köylü kadınla (Nina Sunevic) yaşamaktadır. Köyün çocukları Joska’yı kovalarlar, yakalayıp döverler, vizonuna eziyet edip yakarlar. Bir gün yaşlı kadın ölünce Joska korkup gaz lambasını devirir evde yangın çıkar. Barınacak yeri kalmayınca küçük çocuk evini bulmak üzere yola çıkar. Civar köydekiler Joska’ya çok kötü davranırlar. Yaşlı bilge kadın (Alla Sokolova) ‘Gözleri şeytanınki gibi siyah bu çocuk şeytanın tohumu. Bu onun hem esareti hem de kurtuluşu. O bir vampir’ diyerek Joska’yı satın alıp yanında çalıştırmaya başlar. İçindeki kötülüğü çıkartmak için Joska’yı toprağa gömer. Küçük Joska evini bulmak için çıktığı tinsel yolculukta çok sayıda kötü, az sayıda iyi insanla karşılaşır. 

Joska, yaşamda kalmaya çalışırken sayısız vahşetle, acımasızlıkla, insanların barbar yüzleriyle karşılaşır, dayak yer, şiddet görür, taciz edilir, boynuna dek toprağa gömülür, kargaların, köpeklerin saldırısına uğrar, içki içmeye zorlanır, bok çukuruna atılır. Kuş yetiştiricisi Lech’in (Lech Dyblik) kuşlarını kafeslerinden çıkarıp salar. İçlerinden biri boyalı bir kuştur. Sürü boyalı kuşu farklı olduğu için öldürür. Joska’da tıpkı boyalı kuş gibi diğer çocuklardan farklıdır. Bebeğiyle birlikte Yahudi bir kadının Nazilerce öldürüldüğünü görür, kendi yaşında ölü bir çocuğun ayakkabılarını giyer. Kurtulmak için insan kılığındaki bir canavarı öldürür. Sonunda gördüğü dehşet, vahşet karşısında suskunlaşır, hissizleşir. Artık tek bir amacı vardır, hayatta kalarak evine gitmek. 

Vaclav Marhoul, Boyalı Kuş’u siyah beyaz renkte, 35 mm formatta çekmeyi yeğleyerek doğru bir seçim yaptı. Sinemaskop görüntüler çok etkileyici. 18 ay süresince Ukrayna, Polonya, Slovakya, Çek Cumhuriyeti’nde çalışıldı. Hiçbir hayvana zarar verilmedi. Dijital efektler kullanıldı. Amatör çocuk oyuncu Petr Kolar’ın performansı olağanüstü. Filmde göz çıkarma, organ kesme, genital sakatlama gibi rahatsız edici sahneler var, yönetmen bunları Istismar etmeden ölçülü bir mesafeyle yansıtıyor. Şiddet, hayvana eziyet, cinsel sapkınlık, sakatlama, eziyet gibi rahatsız edici görüntülerden dolayı eleştirilen Marhoul “Bunların hiçbiri gerçek değil, kurgu. Dünyadaki her kitap kurgudur ama kurgu da gerçekçi olmalıdır. Gerçek her zaman acı verir. Filmimde neler oluyor, şu anda dünyada ne gerçekleşiyorsa onlar oluyor. Mali’de, Afganistan’da, Suriye’de çocuklar öldürülüyor, taciz ediliyor” diyor. Yedek askerliği sırasında Afganistan’a iki kez giden, Rwanda’daki sığınmacı kamplarını gezen Vaclav Marhoul oradaki çocukların çeteler tarafından öldürüldüğünü, taciz edildiğini gördü. 

14 yaşındayken yönetmen olmaya karar veren Marhoul, Prag’daki ünlü sinema okulu FAMU’dan mezun olduktan sonra Çek televizyonunda ve Barrandov stüdyolarında yapım yönetmeni olarak çalıştı (1990-1997). Boyalı Kuş yönetmenin üçüncü roman uyarlaması. 2003’te Raymond Chandler’ın romanlarından Mazany Flip’i çekti. 2008’de Stephen Crane’in The Red Badge of Courage kitabından esinlenerek Tobruk’u gerçekleştirdi.

 

“Filmim umut, iyilik ve sevgi hakkında. İyiliği, sevgiyi ve umudu aydınlık simgeliyor. Senaryoyu yazarken hep karşıtlıkları düşündüm: aydınlık ve karanlık, iyi ve kötü, savaş ve barış, aşk ve nefret. Bunlar hayatımızın en önemli olguları. Aydınlık ancak karanlığın içinde görülebilir. Aydınlığın içinde ışığı göremezsiniz” diyor Vaclav Marhoul.

Aydınlık, karanlık, umut, sevgi, batıl inanç, organize din, acıma, şiddet, yoksulluk, cehalet temalarını sorgulayan etkileyici, düşündürücü dram Boyalı Kuş bugün Başka Sinema kapsamında bugün gösterime girdi. 

The Painted Bird (Boyalı Kuş) Yönetmen-senarist: Vaclav Marhoul

Oyuncular: Petr Kollar, Nina Sunevic, Alla Sokolova, Udo Kier, Michaela Dolezalova, Zdenek Pecha, Lech Dyblik, Jitka Cvancarova, Stellan Skarsgaard, Harvey Keitel, Julian Sands, Julia Valentova, Aleksey Kravchenko, Barry Pepper, Petr Vanek / 2019 yapımı, 2 saat 49 dakika.