Kaza hikâyem

Medellin / Kolombiya

19 Temmuz 2015 Pazar, 17:39
Abone Ol google-news

Kolombiya’nın şu anda bulunduğum Medellin şehrinde çarşamba gecesi yaşadığım felâketin hikâyesini, ölümle ya da çok büyük sakatlıkla sonuçlanmaması mucize sayılması gereken olayın nasıl gerçekleştiğini dostlarımla paylaşmak istedim.

Geç biten bir okuma sonrasında Festival konuğu birkaç şair ve görevli birkaç arkadaş, gece saat on sularında, çok övülen bir Lübnan lokantasında farklı bir şeyler yemek hevesiyle iki taksiyle otelden ayrıldık. Bir süre sonra yağmur başladığı gibi lokanta bulunamadı ve zaten bulunsa da o saatte açık olamayacağı anlaşıldı.Bunun üzerine açık bir yer bulma arayışına girildi ve şiddetlenen yağmurda da ıslanmamak için karşımıza çıkan bir Türk ayaküstü dönerciye bir bakıma sığındık.

Bir zaman sonra da telefonla iki taksi çağrıldı. Taksiler gelip geniş sayılamayacak yolda, ayak üstücü lokantanın karşısında arka arkaya durdular. Yağmur daha da şiddetlenmişti ve yoldan gelip geçen başkaca da araba yoktu. Islanmayı hemen göze alanlar bir koşu ilk arabaya doluştular.

Ben elini ağırdan alan ikinci grubun hemen arkasında, ara biraz açılmış fakat hızlıca adım atmadayken şiddetli bir çarpma algısıyla kendimi galiba yüzü koyun yerde buldum.

İlginç bir final

Duyduğum fiziksel acı ve içimden geçen uğursuz, karanlık bir duyguyla,bunun yaşamakta olduğum son anlar olduğunu düşündüm ve arkadaşların sonradan söylediklerine göre birkaç kez İngilizce “ilginç bir final” deyip ardından gülmüşüm.

Net olarak anımsadığım ise ne olduğu, nerede olduğumuz, buraya ne zaman geldiğimiz gibi sorular sorduğumdu.

Sonra film şeridi gibi ambulans geldiğini,ambulansa benimle binmiş bir kaç arkadaşla inişli çıkışlı bir yol boyunca neredeyse şakalaştığımızı, bir acil salonunun perdeyle ayrılmış bölümlerinden birine alındığımı, MR ve galiba tomografi çekimlerinin yapıldığını anımsıyorum. Sonrası ise çok net.Başta festival yöneticileri, başkaca şair arkadaşlar birbiri ardına geldiler. Sağ omzumda, omuz başıyla kürek arasında bir kırık olduğu,başımın sağ yanında ise sadece pansuman gerektiren bir berelenme dışında vücudumda kayda değer bir hasar bulunmadığı anlaşıldı. Başımın o bölgesindeki saç kazınarak pansuman yapıldı ve sağ kolum şu anda esas olarak bunları sol elimle yazarken kayıp duran basit bir askıya alındı.

Aynı gece yine ambulansa ertesi gün ortopedi uzmanı hekimin gelip ameliyat gerekip gerekmediği kararını vereceği düzgün bir kliniğe götürülüp tek kişilik bir özel odaya alındım.

Havalandım, yere çakıldım

Londra’da yaşayan Suriyeli şair ve editör Nuri el Cerrah ve Lübnanlı şair-biyolog Muez Mejad o gece yarısı ben uyuyuncaya kadar, sonrasında da bir an beni yalnız bırakmadılar. Kolombiya”dan ve başka ülkelerden şair arkadaşlarla festival görevlilerinin de sevgi ve kaygısıyla kuşatıldım.

Bu arada uğursuz olayın sorumlusunu da öğrendim. Bizi beklemekte olan taksilerin ardına, herhalde müşteri beklentisiyle üçüncü bir taksi yanaşmış ve yine herhalde son müşteri olan benim de ikinci taksiye doğru yürüdüğümü görünce ani bir manevrayla defolup gitmek isterken beni yere sermiş. Görgü tanığı arkadaşlar önce havalandığımı, sonra yere çakıldığımı söylediler.

Ertesi sabah gelen genç ortopedi uzmanı ameliyata gerek olmadığını söyledi ve Perşembe günü ve gecesini de orada geçirdikten sonra bugün taburcu edilerek yine arkadaşların yardımıyla otel odama geldim.

Şu anda oturup ya da uzanıp kalkmakta, sağ elimi kullanmakta ciddi sorunlarım var.Sağ omzumla dirseğimin arasına, alçıda olmadığı halde, tonlarca beton dökülmüş gibi. Bu da çok heves edip başladığım,epeyce de yol aldığım rüzgar sörfü hevesimin herhalde en az bu mevsim kursağımda kalacağı, piyano egzersizlerimin duracağı, uzunca bir zaman bağlama çalamayacağım ve yine en azından bu mevsim denize veda etmem anlamına geliyor.

Kaza bile denemeyecek,hiç olmayacak, olmaması gereken böyle bir olay geldi başıma. Bu arada polis gelmiş, 22 yaşında olduğu söylenen,burada sürüsüne bereket, çıldırmışçasına araba süren taksi şoförünün kâğıtlarını inceliyormuş, falan filan. Yine uzun bir geri dönüş uçuşuyla, kısmetse, Türkiye Çarşamba günü dönmüş olacağım.

[email protected]