Kendi portremizde ne görüyoruz?

Bu sergi daha önce gezdiğimiz sergiler gibi değil. Bu bir deneyim. Bu deneyime tanık olmak için Tarlabaşı’nın ortasında yer alan büyük bir Art Nouveau binasına gitmelisiniz. Bu binada kurulan “Kalbim Ayna Gibi Boş” adlı enstalasyon sergisinin yaratıcısı farklı işleriyle tanınan İtalyan sanatçı Gian Maria Tosatti... Sanatçı, sergisini “Bir rüya ile bir hatıra arasında bir şey” diye tanımlıyor.

27 Mayıs 2021 Perşembe, 02:00
Kendi portremizde ne görüyoruz?
Abone Ol google-news

“Ekibimle birlikte Tarlabaşı’nda yaşamak hepimiz için çok güçlü ve sancılı bir deneyimdi. Kayan bir yıldızı izlemek gibi. Enstalasyonu kurduğumuz bina sanki bir gözlem evi ve onun sunduğu ayrıcalık sayesinde bu yıldızın son ışıklarını görüyor gibiyiz. Yaptığımız bu çalışmayla şiirin gözü kara yaşam gücü, önümüzde büyümekte olan çöle karşı bir zıtlık yaratıyor” diyor ünlü İtalyan sanatçı Gian Maria Tosatti... 

Sanatçının “Kalbim Ayna Gibi Boş - İstanbul Bölümü” başlıklı enstalasyon sergisi ziyarete açıldı. 

İstanbul’un son 20 yılda geçirdiği dönüşüme odaklanan enstalasyon sergisi, 25 Haziran’a kadar 15.00-19.00 saatleri arasında, Ömer Hayyam Cad. No: 11 adresinde ziyaret edilebilir.

Tosatti’nin güncel sanatsal araştırmasının tamamını kapsayan bir proje bu. Tosatti’nin araştırma odağında demokrasi krizi ve bunu takiben Perikles döneminde Atina’da doğan Batı medeniyetinin giderek silinmeye başlaması yer alıyor. Sanatçı 2018’de başladığı yolculuğunda, çağın karmaşıklığını sergilemek için birçok şehir ve ülkeyi dolaştı. Bu sürecin bir parçası olarak ürettiği her yapıt, rüya, kehanet ve gerçekliğin birbirinden ayırt edilemediği görsel bir romanın bölümlerini oluşturuyor.

“Kalbim Ayna Gibi Boş” projesinin Katanya, Riga, Cape Town ve Odessa bölümlerininin ardından gelen İstanbul bölümünün küratörlüğünü Devrim Kadirbeyoğlu ve Antonello Tolve üstleniyor. İstanbul’un son 20 yılda geçirdiği dönüşüme odaklanan ve Tarlabaşı’nın ortasında yer alan büyük bir Art Nouveau binanın içinde kurulan enstalasyon sergisi, 25 Haziran’a kadar açık kalacak.

Sergi, The Blank Contemporary Art (Bergamo) ve Depo (İstanbul), İtalyan Kültür Merkezi (İstanbul) işbirliğiyle gerçekleşen proje, İtalyan Kültür Bakanlığı Çağdaş Yaratıcılık Genel Direktörlüğü’nün, İtalyan çağdaş sanatının uluslararası tanıtımını amaçlayan İtalyan Konseyi (7. edisyon, 2019) programı tarafından destekleniyor. 

Bu sergiyi gezmeye gittiğinizde, binada yaşayan tek kişi, sağır bir kızdır ve ziyaretçiler içeri girdiklerinde... 

Bu bir deneyim, daha önce gezdiğimiz sergilerden farkı da bu. 

Serginin bütününe tanık olmak için gidin, görün ve kaçırmayın derim...

“Kalbim Ayna Gibi Boş” projesini ve İstanbul yolculuğunu yaratıcısı Tosatti ile konuştuk.

Ziyaretçilerin alana teker teker alındığı ve 20 dakikalık bir sürede gezilen enstalasyonu Gian Maria Tosatti, (altta) bir sergiden ziyade bir deneyim olarak nitelendiriyor.

- Serginin adı neden “Bir Ayna Gibi Kalbim Boş”?

Başlık, Ingmar Bergman’ın “Yedinci Mühür” adlı çok ünlü bir filminden geliyor. Bu, ana karakterin ölümüne konuşurken söylediği bir cümle. Kendi içine baktığında gördüklerini anlatıyor. Bu proje, tarihin bu zamanındaki medeniyetimizin bir nevi portresi, “kolektif otoportre” olarak tanımlayabileceğimiz bir şey. Farklı bölgelerde tanıştığım tüm insanların seslerini topluyorum ve onları bir sıraya koyuyorum. Şimdi, bunun gibi kritik bir anda yapılmış kendi portremizde ne görüyoruz?

- Serginin fikri nasıl ortaya çıktı?

Bu sergi, ağını tüm dünyaya yayan görsel bir romanın beşinci bölümü. İstanbul, kadim tarihi ve günümüzdeki önemli rolü nedeniyle çok önemli bir yer. Bu şehrin resmedilecek ilk şehirlerden biri olması gerektiğini düşündüm.

- Neden Tarlabaşı?

Burada yaşam ve ölüm arasındaki çatışmayı görebilirsiniz. Tarlabaşı’nın ortasında mahalleyi ikiye bölen metal bir duvar var. Bir taraf, her gün sokaklarda oynayan çocuklar, renkler ve insanlarla dünyanın en canlı yerlerinden biri. Tarlabaşı’nın o kısmı sonsuz bir karnavala benziyor. Zavallı bir karnaval. Yine de her zaman yaşamın bir tezahürü. Duvarın diğer tarafında ise semtin gelişimine dair, her şeyi silen, yok eden bir fikir var. Kendi tarihini ve orada yaşayan insanların birçok hikâyesini siliyor. Orada yeni boş binalar inşa edildi, lüks binalar. Ama sessizler. Orada hayatın sesini duyamazsınız.

- Sergide ziyaretçileri nasıl bir deneyim bekliyor? 

Bu bir deneyim. Tam olarak tipik bir sergiden bekleyebileceğiniz bir şey değil. Bir rüya ile bir hatıra arasında bir şey. Onu gören her bir ziyaretçiye derinden ait olan bir şey...

- İstanbul deyince ilk aklınıza ne geliyor?

Halkının kadim bilgeliği. Doğa ve diğer canlılarla temas halinde, uyumlu yaşam tarzı.