Koray Candemir: ‘Naif ve gizemli yıllardı 90’lar’

Yeni şarkısı ‘İhtimaller’ vesilesiyle söyleştiğimiz Koray Candemir uzun sayılabilecek bir aranın ardından müziğini paylaşmanın heyecanını yaşıyor. Kargo’nun 90’lı yılları salladığı dönemden bu yana yaş alsa da pek yaşlanmayan Candemir ile Cumhuriyet Pazar için söyleştik.

20 Haziran 2020 Cumartesi, 18:40
Abone Ol google-news

Şu sıralar sanki “İhtimaller” her zamankinden daha çok meşgul ediyor zihnimizi. Sorular var yanıt isteyen, bir türlü yanıtlanmayan, ve her ihtimali düşünmek gerekiyor böyle zamanlarda. Yarın ne olacak diye düşünmekten işimizi gücümüzü yapamaz hale gelmedik mi sahi? Evlere kapandık, birbirimizden uzaklaştık, maskelerin gizlemediği insan yüzüne hasret kaldık… Neyse ki yavaş yavaş, her türlü önlemi almayı ihmal etmeden elbette, eskisini andıran bir hayata dönmeye başladık sanki. Bu arada bizim gibi zihninde soruları döndüren birini daha bulduk: Koray Candemir tam da bu günlerde The state51 Conspiracy ve GRGDN ortak yapımı “İhtimaller” şarkısıyla çıka geldi. 90’ların popüler rock grubu Kargo’dan çizgisini sürdüren, ara ara kaybolup sonra yeniden hayatımıza giren Candemir ile uzaktan da olsa bir söyleşi yaptık. 

Uzun sayılabilecek bir aradan sonra şimdi yeni bir şarkı, yeni bir klip geldi ve yanılmıyorsam yakında da albüm geliyor. Biraz bunlardan başlayalım mı, ne zamandır stüdyodasınız, kimlerle çalıştınız, albüm ne zaman gelecek...?

Uzun bir aradan sonra müziğimi paylaşmak heyecan verici. Yaklaşık iki senedir yeni şarkılar üstünde çalışıyoruz. Artık kardeşim saydığım gitaristim ve aranjörüm Cem Şahin’le her aşamasında beraberdik. Şarkıları üretirken, kaydederken ve son haline getirirken Serkan Çeliköz, Tarkan Gözübüyük, Can Baydar, Cemre Kabaş, Burak Gürpınar, Kerem Özyeğen, Evren Göknar, Harun Tekin gibi değerli müzik insanlarıyla çalışabildiğim için kendimi talihli hissediyorum. Hedefimiz şarkıları belirli aralıklarla tek tek paylaşıp bu senenin sonuna doğru albüm olarak yayınlamak.


Koronavirüs salgını planlarınız etkiledi mi? Konser programları bir hayli aksadı örneğin..

Bu senenin başında tüm hazırlıklarımızı bitirmiş çıkışa hazırlanırken pandemiyle yüzleştik. Birkaç ay sarkma yaşadık ama sağlığın yanında önemsiz konular bunlar. Konserler ise ayrı bir başlık. Umarım yeni dünya düzeninde yeniden temas edebildiğimiz, gürültü yapabildiğimiz, sarılıp zıplayabildiğimiz konserlerimize dönmemiz için çözümler üretebiliriz.

'KONSERLER ATEŞLİ GEÇİYORDU'

Kargo 90’lı yıllarda müzik piyasasında yavaş yavaş yeniden başlayan rock dalgasının ilk grupları arasındaydı. Biraz o yıllara dönelim mi? Nasıldı 90’lar, 90’larda genç olmak. Sahne alınan mekanlar, o günlerin dinleyici/hayran kitlesi, müzikteki heyecan verici hareketlilik…

O dalgaya ‘öncü birlik’ diyorum. Nelere vesile olduğumuzun pek farkında değildik ama şimdi baktığımda hep beraber müzik endüstrisinin rock müziğe yaklaşımını değiştirdiğimizi görebiliyorum.

Şu ana kıyasla naif ve gizemli yıllardı. İnternet ilkel dönemindeydi, birisine ulaşmak bu kadar kolay değildi. Konsantrasyon yüksekti, yeni müzik türleri yükseliyordu. Kemik fan kitlesi diye adlandırdığımız fanlarımız vardı, bizi bizden daha çok sahipleniyorlardı. Konserler çok ateşli geçiyordu. Zaman zaman mekan ve teknik altyapı sıkıntıları yaşıyorduk ama güzel zamanlardı.


Şöhret denen canavarla nasıl başa çıktınız, ya da başa çıkılabiliyor mu?  Bir yanda çok hareketli bir hayat, bir yanda magazin, bir yanda belki sürekli sizi yargılayan insanlar… İyi ve kötü yanları neydi şöhretin?

Amacımız müziğimizi dinleyicilere ulaştırabilmekti, şöhretli olmayı anlamak zaman aldı benim için ama bu durumla çok genç yaşlarda barıştım. Bugüne kadar girdabına kapılmamayı başardığım için mutluyum. 

Neden dağıldı Kargo? Bu konuda çok yazıldı çizildi ama sanki anlatacak, söylenecek bir şeyler var daha…

Yazıyla ifade etmek çok zor ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim; bana müzik ve hayata dair çok şey katmış grup arkadaşlarıma hala çok saygım var, gerisi hayatın akışı...

Siz daha Kargo varken de solo çalışmalar yapıyordunuz zaten. Bir grubun front man’i olmaktansa solo çalışmak daha mı iyi geliyor?

İkisinin de tadı farklı. En basit dille şöyle ifade edebilirim. Solo çalışmak hız, bireysellik ve risk getiriyor. Grup çalışması uyum, aile hissi ve hantallık barındırıyor.

'ÜRETİMİN ANA DAMARLARINDAN BİRİ ETKİLEŞİM'

Kargo’nun ilk yıllarında rock yükselişte olan müzik türüydü. Ancak sonrasında Türkiye’de başka akımlar öne çıkmaya başladı, örneğin rap gibi, elektronik müzik gibi. Bu tarz yeni akımlar sizin de müziğinizi etkiledi mi, sound anlamında bunlardan faydalanıyor musunuz?

Popüler kültürün merkezindeki akımlar zaman içinde değişmiş veya evrimleşmiş. Bence etkileşim üretimin ana damarlarından biri. Beni tatmin ettiği sürece her türlü sesi kullanabilirim. Bu yeri geldiğinde yeni bir sounda da neden olabilir. 

90’lardan bu yana çok değişti, hem müzik piyasasında hem toplumda? Bu değişimleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Örneğin müzik dinleme alışkanlıklarındaki değişikliklere ne diyorsunuz? Siz ilk çıktığınızda insanlar kaset ve CD dinliyordu, şimdiyse sanal ortamda dijital bir müzik evreni var.

Her dönem kendi dinamikleriyle şekilleniyor. Müzik dinleme alışkanlıkları değişti, analogdan digitale geçiş yapıldı. Günümüzde albümlere, şarkılara ulaşmak çok daha kolay. Ana akımın içindeki herşey her zaman olduğu gibi çabuk tüketiliyor ve yenisi bekleniyor. Zaman geçtikçe kalıcı olanlar değerleniyor. Bir döngü olarak görüyorum hepsini.

'GELECEĞİ GENÇLER YARATACAK'

Ya gençlik? Onlar da değişti mi? Nasıl değişti ya da, sevdiğiniz ve sevmediğiniz yanları neler bu değişimin?

Büyürken yaşadıkları krizlerin ve zorlukların farkındayım. Nüfusun bulundukları ortama etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum. Geleceği kendilerinin yaratabileceğini bilmelerini isterim. En zayıf anlarında bile çok değerli olduklarının farkında olsunlar.

Şu sıralar Gezi Direnişi’nin 7. yıldönümü… Siz de Gezi Parkı’na gidip orada bulunmuş, destek vermiştiniz. Şimdi geri dönüp bakınca neler anımsıyorsunuz, neydi Gezi’yi sizin için kıymetli kılan şey?

Birbirinden çok farklı görüşlere sahip insanların gözgöze geldiğinde sevgi dolu bakabilmesi.

Karantina günleri nasıl geçiyor sizin için? Çalışmak mı daha ön planda, yoksa başka şeyler mi? Nasıl geçiyor örneğin bir gününüz?

Hepsi bir arada diyebilirim. Son hız yeni şarkıları bitirmeye çalışıyoruz. Ev hayatı mutfak, film izleme, okuma, oyun ve sohbetle geçiyor. Evde kalın, sağlıklı kalın.