Korku duvarını aştılar

Seçimi protestoya dönüştüren Ermeni kadınlar boyunlarında haçla sandığa gitti.

11 Ağustos 2014 Pazartesi, 15:00
Abone Ol google-news



Seçim gününü, azınlıkların ağırlıklı olarak yaşadığı bir mahallede, onlardan biriyle solumak niyetindeyiz. Bu amaçla, 90 yıldır kesintisiz çıkan ve hâlâ  Türkiye’nin en eski gazetesi unvanını elinde bulunduran Apoyevmatini’nin sahibi Mihail Vasiliadis’le buluşuyoruz.

Aslında biri Rum iki gazetecinin bir araya gelip seçim gününü birlikte geçirmek istemesinin “affedilecek” tarafı yok. Mihail Vasiliadis ile Kurtuluş
semtinin merkezinde tanıştıktan sonra derin bir sohbete başlıyoruz. Vasiliadis, bugün azınlıklar üzerinde hissedilen baskının temeline iniyor: “Azınlıklara baskı, İttihatçılar döneminde başladı. Milliyetçilik şişirildi. Karşıdakini niteleme hakkını kendinde görmek ve ötekileştirmek gelenek haline dönüştü.”

Türkiye, azınlıkların görmezden gelindiği, onlara baskı uygulandığı hatta asimile edildikleri yılları, üzerine siyah bir leke düşmüş madalyon gibi göğsünde taşıyor. Vasiliadis, bu günlerden buruk bir tebessümle söz ediyor: “6-7 Eylül olayları, Varlık vergisi ve 22-42 yaş arasındaki erkeklerin kamplara sürülmesi unutulacak gibi değil. 1964-1965 sürgününde, devlet 13 bin erkek Rum vatandaşını, yanlarına 20 dolar ve bir bavul almalarına izin vererek gönderdi. Bu aslında 13 bin aile demekti.”

Vasiliadis, Erdoğan’ın, sarf ettiği “Affedersiniz bana Ermeni dediler” sözlerini de dolandırmadan değerlendiriyor: “Eskinin nefret söylemiyle, bugünkü birbirinden farklı değil aslında. Ancak temel bir ayrım var. Bugün nefret söylemi, devletin tepesindeki oturanlar tarafından amiyane bir biçimde ortaya konuyor. Bildiğiniz Kasımpaşa ağzı işte!”

'Affedersiniz oy verdim'

Peki, siyaset dilinin azınlıklar üzerindeki olumsuz etkisi ne oluyor? Vasiliadis: “Bu dil her zaman sokağı ve halkı etkilemiştir. Erdoğan, bir siyasetçinin kullanmaması gereken dili dış politikada bile kullanmaktan çekinmiyor. Dışarıdaki Musevilere İsrail’in izlediği politika nedeniyle hakarete dayanan ifadeler kullanıyor. Burada ise lütfedip onlar için ‘bizdendir’ diyor. Museviler bu tavrı riyakâr buluyor. Genelleme, tehdit unsuru da yaratıyor. Musevi cemaatinin İsrail’in Gazze operasyonu nedeniyle tedirginlik yaşadığını biliyoruz” diyor.

Vasiliadis, oy kullanacağı okul kapısından girerken, “Bizim cemaatin baskı yapılacak durumu kalmadı” deyip manidar biçimde ekliyor: “2 bin
kişiyi bile bulmuyoruz. Yaş ortalamamız 60’ın üzerinde. Erdoğan’ın sözünü tutup daha fazla çocuk
yapma imkânımız da yok artık!”

Gittikçe kalabalıklaşan sokaklarda yürüyen yaşlı Ermeni kadınlarının hepsinin boyunlarında haç olduğunu gözlüyoruz. Vasiliadis: “İşte bu, kırgınlığın tepkisi diyor. Seçimi protesto gösterisine dönüştürmüşler. Bu nedenle boyunlarına haç takmışlar. Hepimiz Ermeniyiz diye bağırıyorlar. Korku duvarı aşılmış işte!”

Oyunu kullanan Vasiliadis, gülümseyerek son sözünü söylüyor: “Affedersiniz oy verdim. Günün birinde, korkmadan birlikte yaşayabileceğimiz
bir ülke de kurarız belki birlikte!”