Küçücük evlere sığamayanlar

“Evde kal” çağrıları ve sokağa çıkma yasakları, günlük işlerde çalışarak geçimini sağlayan Romanların yaşam koşullarını daha da güçleştiriyor. Küçücük evlerde oyalayamadıkları çocukları yüzünden sokağa çıkmak zorunda kalan ailelere, para cezaları kesilmiş. “Yardımlarla geçiniyoruz, bu cezaları nasıl ödeyelim” diye isyan ediyorlar.

03 Mayıs 2020 Pazar, 11:03

İstanbul’da 4 günlük sokağa çıkma yasağında Roman mahallelerini dolaşıyorum. Kuştepe’de cam kenarlarında ya da balkonda oturan mahalle sakinleriyle selamlaşarak ilerlerken, Köz Sokak’ta kırık demirli balkonda yemek yiyen çocukları görünce oraya doğru yöneliyorum.

Fotoğraf çekmek için annelerinden izin isteyince “Bırak çocukları benim derdimi yaz” sitemi ile karşılaşıyorum. 34 yaşındaki 4 çocuk annesi Şengül Yıldırım’a evde tutamadığı çocuğunu almak için dışarı çıktığında sokağa çıkma yasağını ihlal ettiği için 3 bin150 lira para cezası kesilmiş. Yıldırım, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden aldığım sosyal yardım ve Şişli Belediyesi’nden aldığım erzak yardımıyla geçiniyorum. Salgından önce gündelik ev temizliğine giderek biraz para kazanıyordum. Şimdi o da yok. Ben bu cezayı nasıl ödeyeceğim?” diye soruyor.


Eşinin cezaevinden izinli çıktığı için çalışamadığını anlatıyor: “İki göz evde ben bu çocukları nasıl içeride tutayım? Sokağa kaçıyor. Biraz burada (balkon) oyalayabiliyorum yine de çocuk bu illa ki dışarı çıkıyor. Benim bu cezayı ödemeye gücüm yetmez. Yetkililer bu cezayı affetsin."  

 Kağıt toplamak zaten pis bir iş, bir de salgın çıktı...

Kuştepe’den sonraki durağım Dolapdere. “Şampiyon Beşiktaş” yazılı bayrağın asılı olduğu bir ev dikkatimi çekiyor. Ev sahibi Ertan Baysan pencereden etrafı izliyor. Evin duvarındaki bayrak ve kartal resimleri, 10 yıl önce yaşamını yitiren babasından kalmış.“Babadan yadigar bir Beşiktaş kaldı” diyor.

Baysan kağıt topluyor, haftada bir kurulan Dolapdere bit pazarında ikinci el giysi satıyor. Salgın başladığından beri pazar kurulmamış: "Kağıt toplamaya da az çıkıyorum. Atık toplamak zaten pis bir iş, şimdi bir de salgın var. Hasta olmak istemiyorum. Romanları düşünen pek yok. Mahallede kimse de kalmadı zaten. Annemi teyzeme gönderdim. Kirayı ödedikten sonra kalan 3-5 kuruşla idare ediyorum” diye yakınıyor.