Margaret Randall'dan 'Aklımdaki Che'

Margaret Randall, “Aklımdaki Che”de insan Che biyografisini sunarken onun insanlarla iletişimini, aşklarını ve edebiyatçılığını politik analizle birlikte veriyor.

18 Kasım 2016 Cuma, 15:51
Abone Ol google-news

Herkesin bir Che’si var…

Geçen aylarda adı başka bir bağlamda gündeme geldi Che’nin. TBMM Başkanı’nın, “Che 39 yaşında öldürülen, bizzat kendisinin infazlar yaptığı bir katil kişilik. Bir gerilla. Bolivya'da, Küba'da, Güney Amerika'da faaliyette bulunan bir eşkıya benim liseli gencimin yakasında, göğsünde olamaz. Olmamalı. Bağı yok benimle” sözleriyle tartışıldı. Peki, Che gerçekten de İsmail Kahraman’ın iddia ettiği gibi bir eşkıya mıydı yoksa bir kahraman mı?

Herkesin kendi imajında ya da belleğinde bir Che var aslında. Kimine göre özgürlük savaşçısı kimine göre terörist, kimine göre kahraman ya da gerilla. Ne olursa olsun, ıskalanan şey Che’nin de etten kemikten bir insan olduğu. Margaret Randall’ın Aklımdaki Che isimli çalışması, tam anlamıyla insan olan Che’ye odaklanıyor.

On altı bölümden oluşan kitapta, Che’yi öldüren askerlerin Bolivya’da, cesedinin başında verdiği pozla başlıyor kitap: Bize can veren ölüm başlığıyla. Arjantinli devrimci Che’nin, Küba devrimine uzanan öyküsünün son noktasından başlıyor çünkü hikâyenin bize anlatılmaya çalışılan en mühim bölümü.

Che’nin öldürülmesi bir teslimiyetin değil, mücadelenin de miladı bir bakıma. Bolivya dağlarında süren amansız bir mücadelenin sonunda, ailesinden, sevdiklerinden uzakta bir yaşamı özgürlük uğruna feda eden bir devrimcinin ölümle biten macerası bize çok şey anlatıyor. Sonrasında devrim Küba’sı, insanlar, hayatlara odaklanan anlatır. Randall’ın Che’nin ailesi ve akrabalarıyla kesişen anlatıları, güçlü gözlem yeteneğiyle birleşince lezzetli bir hikâye sunuyor bize.

 

İKONİK CHE’DEN İNSAN CHE’YE…

Che’nin bir sanatçı ve şair olarak da portresini sunan Randall, dağlarda savaşan devrimcinin karısına yazdığı mektuplardan, şiirlerden alıntılar yaparak onun ince ruhluluğuna da göndermelerde bulunuyor. Bir insan olarak Che’nin de hataları olabileceğini zaman zaman bencilce davrandığı kabul eden yazar, yine de o koşullarda Che’nin yol gösterici, ilerici bir yönü olduğunu, milyonlarca insana ilham verdiği gerçeğini de gözardı etmiyor. Che’nin mücadele tarihinde, feminizmle olan bağının zayıf olduğunu, mücadelede hep erkeklerin önplanda olduğu bahsinden hareketle eleştirel bir yaklaşım da sergileyen Randall, Che’nin kadınlara her zaman nezaket ölçüsünde davrandığını da belirtiyor.

Bugün Küba’da, Havana sokaklarını süsleyen resimlerinin milyonlarca insan tarafından ikonlaştırılmış bir biçimde tüketilmesine de değinen Randall, özellikle gençlerin tişörtlerinde, duvarlarında, defterlerinde ya da yaşamlarının herhangi bir bölümünde bu imajı sürdürdüğünü söylüyor. Özellikle Alberto Diaz Korda’nın çektiği ikonik hale gelen fotoğrafı bugün Che’yi seven herkesin duvarlarında asılı. Randall, edebiyat seven Che’nin arkadaşlarıyla olan mektuplaşmalarına da yer veriyor çalışmasında. Kübalı devrimci Haydeê ile olan bağları çok kuvvetliydi diyen Randall, Haydeê’nin Che için, “Onsuz, devrimi hayal bile edemiyorum” dediğini aktarıyor.

Ernesto Che Guevera’yı bir kitapla anlatmak zor, hele hele kısa bir yazıyla anlatmak daha da zor. “Herkes düşlerinin büyüklüğü kadar özgürdür” diyen Che, hakkında yazılmış yüzlerce yazı, onlarca kitap var ama belki çoğu anlatı onun sadece siyasi eylemliliği üzerine odaklanmıştır. Oysa Randall’ın bu çalışması bize insan Che biyografisini sunması; insanlarla olan iletişimleri, aşkları, edebiyatçılığı ve bütünsel olarak politik analizle birlikte bakıldığında güçlü bir anlatı olarak mutlaka okunması gereken bir kitap olduğunu söylüyor.

 

Aklımdaki Che/ Margaret Randall/ Çeviren: Kıvanç Koçak/ İletişim Yayınları/ 178 s.