Medya Hukuku Konferansı

Radyo Televizyon Üst Kurulu'nun aylık toplantıları kapsamında ''Medya Hukuku'' konulu konferans düzenlendi.

30 Eylül 2009 Çarşamba, 18:16
Abone Ol google-news

RTÜK Toplantı Salonu'nda gerçekleştirilen konferansa konuşmacı olarak katılan Gazi Üniversitesi (GÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çiftçi, Türkiye'nin görsel-işitsel medya mevzuatının AB mevzuatına uyumlaştırılmasında önemli problemler olduğunu ifade ederek, ''Tanımlar konusunda netlik oluşması gerekiyor'' dedi.

Medya Hukuku kavramı öncesinde ''Kitle Haberleşme Hukuku'' kavramının kullanıldığını belirten Çiftçi, ''haberleşme'' kavramıyla tamamen değil, bir anlamda özdeş olan ''iletişim' kavramının kullanılmaya başlamasıyla beraber (1980'li yılların başından itibaren) bu hukuk dalına ''Kitle İletişim Hukuku'' denilmeye başlandığını söyledi.

Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Her kitle iletişim aracının kendine özgü bir hukuku olduğuna göre, bir (yazılı) basın hukuku bir radyo hukuku, bir sinema filmleri hukuku, bir televizyon hukuku, bir video hukuku ve nihayet bir internet hukuku mevcuttur. Bunların hepsi birlikte Basın Yayın Hukuku'na yani Medya Hukuku'na vücut verir. Medya Hukuku'nun içine, 'basın yayın hürriyeti ile Basın İş Hukuku da dahil edildiğinde karşımıza oldukça geniş muhtevası olan bir disiplin, bir hukuk dalı, başlı başına bir çalışma uzmanlaşma alanı çıkmaktadır."

''İfade Hürriyeti''ne de değinen Çiftçi, bu hürriyetin düzenleniş, algılanış ve uygulama biçiminden hem ülke içinde hem de ülkeler arasında görüş ayrılıkları mevcut olduğunu bildirdi.
AB'ye tam üyelik müzakere sürecinde olan Türkiye'nin AB'nin her yıl yayınladığı İlerleme Raporu'nda ifade hürriyeti bakımından eleştirildiğine dikkati çeken Çiftçi, ''Anayasamızın 25. maddesi düşünce ve kanaat hürriyetinin statik (durağan) yönünü düzenlerken, 26. maddesi bu hürriyetin kapsamını ve nasıl kullanılacağını düzenlemektedir'' diye konuştu.

Türk medya mevzuatının ve özellikle görsel-işitsel medya mevzuatının AB müktesebatına uyumlaştırılması bakımından ortaya çıkan sorunlar hakkında bilgi veren Çiftçi, sözlerini şöyle tamamladı:
''Sınır tanımayan Televizyon Direktifi ile Avrupa Sınırötesi Televizyon Sözleşmesi'ne uyum sağlanmaya çalışılırken, bu sefer direktifin yerine görsel-işitsel Medya Hizmetleri Yönergesi çıkmıştır. Bu defa buna uyumlaştırma yapılacaktır. Ancak asıl mesele ifade hürriyetlerinin algılanış biçiminden kaynaklanmaktadır. Ekim 2009'da yayınlanacak AB'nin Türkiye için İlerleme Raporu'nda ifade hürriyeti bakımından Türk mevzuatındaki noksanlıklar ve uygulamadaki noksanlıklar üzerinde eleştirilerin yer alacağı şimdiden belli olmuş durumdadır.''
 

Sektörün sağlıklı büyümesini sağlayacak stratejiler

RTÜK Üst Kurul Üyesi A. Vahap Darendeli de görsel-işitsel medya alanının yetkili ve görevli idaresi olan kurullarının yaptığı düzenleme ve denetleme faaliyetlerine hakim olan temel düşüncenin ''Gün ışığında yönetim'' olmakla birlikte ''Türk İdare Hukuku'nun'' temel ilkelerine de bağlılık zorunluğu bulunduğunu ifade etti.

RTÜK'ün denetleme dışındaki düzenleyicilik konumunu yayıncıların idaresi olarak görmediğini, sektörün, özellikle yerel medyanın sağlıklı büyümesini sağlayacak stratejiler geliştirdiklerini vurgulayan Darendeli, şunları kaydetti:
''RTÜK, yerel kültürü korumak, bulunduğu yöre halkının haklarına sahip çıkmak, yöreye saygın bir konum kazandırmak ve yöre halkının misyon ve yükümlülüğünü üstlenmek gibi görevleri de yerine getirmektedir. Bu amaçla RTÜK, yerel ve bölgesel yayın kuruluşlarının temsilcilerinin katıldığı periyodik toplantılar düzenlemektedir. Bugüne kadar pek çok ilde yayın kuruluşlarından yüzlerce temsilcinin katıldığı toplantılar gerçekleştirilmiştir. Ülkemizde yerel ve bölgesel yayın kuruluşlarının ciddi sorunları bulunmaktadır. Sorunların aşılması noktasında Kurulumuz ciddi bir çalışma içindedir. Yerel yayınların güçlenmesi arzu edilmektedir.''