'Milli Eğitim, Diyanet'e mi bağlandı?'

Eğitim-İş Genel Başkanı Veli Demir, eğitimin AKP iktidarının 10 yıllık döneminde eğitim, siyasal iktidarın egemen ideolojisinin önemli bir bileşeni haline getirilerek en fazla yıpratılan alan olduğunu belirterek, "Milli Eğitim Bakanlığı ulusal eğitimden uzaklaşmış, adeta Diyanet İşleri Başkanlığı'nın güdümüne girmiştir" iddiasında bulundu.

12 Ocak 2012 Perşembe, 11:43
Abone Ol google-news

Demir yazılı açıklamasında, on yılda Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan yüzlerce personelin Milli Eğitim Bakanlığı kadrosuna geçtiğini belirterek, "Milli Eğitim Bakanlığı'na nakil olan 5 personelden 1'i, Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan gelmektedir. Siyasal iktidarın eğitimi dinselleştirmeye yönelik uygulamaları bununla da sınırlı değildir. Eğitim müfredatı ve okullardaki her türlü uygulamada bunu görmek mümkündür" dedi.

Kur'an kurslarına giden ilköğretim öğrencilerinde yaş sınırının kaldırılmasının, üniversitelere girişte katsayı uygulamasına son verilerek İmam Hatip Liselerinden mezun olan öğrencilerin avantajlı duruma getirilmesinin, ilköğretim 4. sınıfta bile Arapça'nın seçmeli ders olarak okutulmasının, "Kutlu Doğum Haftası" adı altındaki faaliyetlerin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarıyla aynı haftaya denk getirilerek 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın gölgede bırakılmasının, okuma-yazması olmayan bazı "mele'lere Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan kadro verilmesinin örnek oluşturduğunu savunan Demir şöyle dedi:
"Aşamalı Devamsızlık Yönetimi (ADEY) kapsamında 'okul imamlığı' uygulaması ile devamsızlık yapan öğrencilerin ailesine yapılacak ziyaretlere, rehber öğretmenler yerine imamların katılması öngörülmüştür. Yine Diyanet İşleri Başkanlığı'nın önerisiyle Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, 493 imam hatip lisesinde tüm ortaöğretim okullarındaki 9. sınıflara yönelik olarak ergenin din eğitimi adı altında bir proje uygulamaya konulmuştur.

Son olarak Diyanet İşleri Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı kanalıyla okullara gönderdiği yazıda, yarıyıl tatilinde umre yapmak isteyen öğretmen, öğrenci ve velilere 10 günlük umre tertiplendiğini duyurmuştur.

Eğitim-İş olarak daha önce de defalarca yaptığımız gibi Milli Eğitim Bakanlığı'na, anayasanın 10. maddesini hatırlatma gereği duyuyoruz: Bu maddeye göre; 'Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.'"

Eğitim-İş Genel Başkanı Veli Demir, laikliğin, bireysel özgürlükleri korumayı ve devletin bireylere belli bir inancı dayatmasını engelleyen bir ilke olduğunu belirterek, "Başka bir deyişle, laikliğin sosyal ve siyasi alandaki temel işlevi, siyaset ilişkilerini en sağlıklı şekilde kurarak, özgürlüğü ve toplumsal barışı sağlamak ve korumaktır. Ancak bugünkü uygulamalara baktığımızda, öğrenciler arasında mezhebe dayalı bir ayrıştırma yaratılmaya çalışıldığını, her fırsatta eğitimde bilimselliğe değil, egemen ideolojinin sırtını yasladığı dine dayalı vurguların yapıldığını görüyoruz. Laik, demokratik ve bilimsel bir eğitim anlayışını yadsıyan bu anlayışın bugün hız kesmeden her alana sinmesi, son derece endişe vericidir. Milli eğitim sistemimizin temelini oluşturan Tevhid-i Tedrisat Yasasını, Atatürk ilke ve devrimlerini, anayasanın değişmez hükümlerini milli eğitim sisteminden dışlamaya çalışan bu girişim karşısında tüm duyarlı kesimleri tavır almaya ve birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz" dedi.