Mücadele tüm çıplaklığıyla sürüyor!

Dünya çapında yaptığı üstsüz eylemleriyle tanınan, özellikle cinsiyetçi propagandalar, kadın cinayetleri ve kürtaj hakkı gibi konularda yaptıkları protestolarla kendilerinden söz ettiren, Ukrayna merkezli feminist aktivist ve uluslararası kadın hareketi örgütü FEMEN’in lideri Inna Shevchenko’nun kaleme aldığı ‘Bütün Kadınlar Kahramandır: Amazonlar, Günahkârlar, Devrimciler’, bir eylemcinin gözünden günümüz kadın hakları mücadelesinin anatomisi.

09 Nisan 2020 Perşembe, 16:30
Abone Ol google-news


‘Bütün Kadınlar Kahramandır: Amazonlar, Günahkârlar, Devrimciler’Şirin Erkan Leitao’nun dilimize çevirdiği ve Bilgi Yayınları’nca yayımlanan bir kitap. Yazarı ise dünya çapında yaptığı üstsüz eylemleriyle tanınan, özellikle cinsiyetçi propagandalar, kadın cinayetleri ve kürtaj hakkı gibi konularda yaptıkları protestolarla kendilerinden söz ettiren, Ukrayna merkezli feminist aktivist ve uluslararası kadın hareketi örgütü FEMEN’in lideri Inna Shevchenko.

‘Bütün Kadınlar Kahramandır’, Shevchenko’nun bir eylemcinin gözünden arkadaşlarıyla birlikte imza attığı çıplak eylemleri, konuşmaları ve yazılarıyla gözü kara, mert kadın hakları günümüz mücadelesinin anatomisi. Yumruk gibi bir manifesto!


MESLEKTAŞIM SHEVCHENKO!


1990'da Ukrayna'nın Kherson kentinde dünyaya gelen Inna Shevchenko aslında bir gazeteci. Kiev'deki Taras Chevtchenko Ulusal Üniversitesi'nde Gazetecilik okudu. FEMEN’e kuruluşundan kısa bir süre sonra katılmış ve bu örgüte girdiği için belediyedeki işinden kovulmuş.

FEMEN’in iki üyesiyle birlikte, Minsk’teki KGB merkezi önünde, siyasi mahkûmların serbest bırakılmaları talebiyle gerçekleştirdikleri bir gösteri sonrasında kaçırıldı ve işkence gördü. 2012 Ağustos’unda kaçtığı Fransa’dan Nisan 2013’te iltica hakkı kazandı.

Şubat 2015’te, Kopenhag’da düzenlenen ifade özgürlüğü konulu bir konferansta konuşma yaparken, bir terörist salonda bulunanlara ateş açtı. Saldırıda, konuşmacılardan Finn Norgaard ile üç Danimarkalı polis memuru hayatını kaybetti.

İlk kitabı 2017’de FEMEN üyesi Pauline Hillier ile kaleme aldığı Anatomie de l’oppression’dur (Baskının Anatomisi). 2019’da, Fransa Kadın-Erkek Eşitliği Danışma Kurulu’na (CCEFH) üye olan Shevchenko, aralarında Oxford, Cambridge gibi ünlü üniversitelerin de bulunduğu çok sayıda kuruluşta konferans ve tartışmalara konuşmacı olarak katılmaya, feminizm, kadın özgürlüğü, ifade özgürlüğü, laiklik gibi yaşamsal konularda söz almaya ve çıplak eylemlerine devam ediyor.


NEDEN ÇIPLAK EYLEM?


Neden çıplak eylemler yapıyorlar sorusuna yanıtı şöyle: “Biz kendimizi feminist olarak tanımlıyoruz. Kadınların özgürlükleri için savaşıyoruz. Ancak Yeni Feminizm dediğimiz farklı bir yöntem kullanıyoruz. Bu, insanların ve kitlesel medyanın dikkatini çekebilecek feminizmin yeni bir yüzü.” 

Neler denmedi ki haklarında… İsterik, agresif, terörist, ahlaksız! Dünyanın dört bir yanında saldırılara uğradılar, işkence gördüler, hapse girdiler. Susturulamayacakları kesin. Şiddet ile mesafesi de apaçık ortada: “Kendimi ifade ettiğim ve bedenimin her bir parçasını konuşturduğum için şiddetin en acımasız şekilleriyle yüz yüze geldim. Maruz kaldığım şiddet bana şiddete başvurmamanın en etkili silah olduğunu, sevginin daima nefrete galip geldiğini ve mizahın bıçaktan keskin olduğunu öğretti.”


SHEVCHENKO’DAN RUSYA VE TÜRKİYE ÖRNEĞİ


Shevchenko bir açıklamasında, kadınların şu anda sokakları ele geçirmesinin, seslerinin yükselmesinin, kadın haklarında yaşanan gerileme sonucu olduğunu düşündüğünü ifade etmiş ve sözü Rusya ile Türkiye’ye de getirmişti: “Biz tam şu anda burada otururken, Rusya'da aile içi şiddet normalleştirilmeye çalışılıyor. Türkiye'de parlamento, tecavüzcülerin kurbanlarıyla evlenmeleri halinde cezada indirim uygulanmasının önünü açacak bir yasayı tartışmayı açıyor.”

2012’de, kadın haklarına vurgu yapmak için arkadaşlarıyla Türkiye'ye gelen ve İslami ülkelerde kadınların özgür olmadıklarını vurgulayan FEMEN Liderine göre kadın haklarıyla ilgili büyük sorunlar olduğunu söylediği Türkiye’de de kadınların bir mücadele başlatması gerekli.


TÜRK BAYRAKLI BOKS ELDİVENLERİ VE TAYYİP ERDOĞAN’I PROTESTO


FEMEN, Fransa’nın başkenti Paris’te Türk bayraklı bir eylem de yapan Shevchenko, Paris’teki Lavoir Moderne Parisien’deki eğitim kampında üzerinde Türk bayrağı bulunan boks eldivenleriyle görüntülenmişti. FEMEN, aynı yıl Recep Tayyip Erdoğan’ı da protesto etmişti.

‘Bütün Kadınlar Kahramandır’da, “Kadınlar, yeni bir dünya inşa edelim ve iktidarı elimize geçirelim!” diyor Shevchenko. Son cümlesi de anlamlı: “Bir gün her şeyden vazgeçmek isteseniz de bilin ki bunu asla beceremeyeceksiniz. Siz vazgeçemezsiniz çünkü siz bir kadın ve bir kahramansınız.”


MUTFAĞI DEĞİL DEVRİMİ DÜŞÜN! İÇİNDEKİ KAHRAMANI KEŞFET!


Her genç kızı ve her kadını, kurbana dönüşmeyi reddetmeye ve içlerinde uyuyan kahramanı keşfetmeye çağırıyor Inna Shevchenko. ‘Bütün Kadınlar Kahramandır: Amazonlar, Günahkârlar, Devrimciler’ de her şeyden önce, mutfakta yemek yapmaktan ziyade bir devrimin içinde yer almayı hayal eden genç bir kadının itirafı.

Boyun eğmeyen, ataerkil statükoya kafa tutan ünlü-ünsüz tüm kadınlara bir saygı ifadesi. Kadınları bile isteye görünmez kılmış ve nesiller boyu kız çocuklarına değersiz olduklarını tekrarlayıp durmuş insanlık tarihine karşı, yüzyıllar boyunca yakıştırılmaya devam edilen geleneksel rollere karşı bir protesto.

Tüm dünyada geçerliliğini hâlâ sürdüren basmakalıp kadın anlayışına karşı politik bir bildirge. Ve tüm kadınlara bir çağrı. Hayatlarımıza dayatılan kuralları sorgulamak ve bu kuralları delmek, üzerimize yansıtılan ataerkil bakış açısını reddetmek için yapılan bir çağrı.


FEMEN LİDERİ’NDEN ÖNERİLER


Inna Shevchenko kitabında kadınlara, özgürlük ve bağımsızlık yoluna girmek için somut olarak neler yapabileceklerine dair pek çok öneride bulunuyor. Kulak verilmeyecek gibi değil söyledikleri:

“- Bedeninizi tecrübe edin: Koşun, zıplayın, düşün, dizleriniz yaralansın, dans edin, sevişin. Bedeninizin ne zaman cinsel, ne zaman politik olacağına siz karar verin.

- Kadın doğanızın ve kimsenin aşağılayamayacağı kadın ruhunuzun özgürlüğünün tadını çıkarın. Dünyada kendine güvenmekten daha güzel bir şey yok.

- Korkularınıza dışarıdan bakın ve onlara göz kırpın. Başınızdan öyle çok olay geçti ki daha da fazlasıyla başa çıkmaya hazırsınız.

- Okuyun ve kendinizi eğitin. Özellikle de rakiplerinizin düşüncelerini okuyup öğrenin. Dogmalar içinde kaybolup gitmeyin. Tüm fikirleri dinleyin ve size hangisi doğru geliyorsa ona katılın. Ya da yalnız başına kalmak pahasına kendi düşüncenizi muhafaza edin. Çünkü bu bazen uygun olan tek yoldur.

- Kimsenin sizi sınırlamasına izin vermeyin. Canınız istiyorsa aşçı da olabilirsiniz, bilgisayar programcısı da. Çok iyi bir anne olmayı seçebilir veya çocuk sahibi olmamayı tercih edebilirsiniz. Pilot veya yazar olmayı deneyebilirsiniz. Sizin tek bir göreviniz yok. Süper gücünüzü sonuna kadar kullanın ve kimseden onay beklemeyin.

- Size benzeyenleri savunun. Dünya kadınları ortak devrimimizi sahnelerken kendinizi bundan uzak tutmayın.”


KADIN DEVRİMİNE KATKIDA BULUNMANIN YOLLARI


Hepsi bu kadar değil elbette, FEMEN Lideri, uygulamada ortak kadın devrimine katkıda bulunmak için neler yapabileceğini de sıralıyor:

“- Kadın dayanışmasını yaşatalım. Bir başkasını kız kardeşimiz farz etmek için aramızda kan bağı olması şart değil. Aynı hayale sahip olmak yeterli. İşyerinde, sokakta, toplu taşıma araçlarında, her nerede olursak olalım, daima kadınların yanında yer alalım.

- Düşmanlarımızı affedelim. Fakat işledikleri suçlar cezalandırıldıktan sonra. Adaletin yerini bulmasını talep edelim.

- Asla aynı fikirleri paylaşan küçük gruplar içinde hapsolmayalım. Bizim için önemli olan konuları, bunlardan haberi olmayanlara anlatalım. Çevremizde feminizmi yaygınlaştıralım.

Kendi kendimizi sansürlemeyelim. Sessizlik yalnızca sessiz bırakmaz, aynı zamanda görünmez de kılar.

- Kurbana dönüşmeyi reddedelim ve isyan edelim.

- Siyasetle uğraşalım. Seçimlerde aday olabilir, bir hareketi yönetebilir, gösterilere katılabilir, bir blog yazabilir, üzerinde slogan olan bir tişört giyebilir veya diğerlerinin politik açıklamalarını paylaşabiliriz. Derecesi ne olursa olsun, yapacağımız her şey önemli. Hep beraber yeni bir kadın politikası üzerinde düşünelim.”


MEDYATİK KADINLAR DAHİ BİR ADIM GERİDE!


Kitabında ortaya koyduğu verilerde tarihin erkekler tarafından yazıldığı çok sık dile getirildiğine dikkat çekerek; Amerikan Slate dergisinin bir araştırmasını da paylaşıyor Shevchenko.

Buna göre 2015’te ABD’de 80 yayınevinin yayımladığı 614 kitaptan yüzde 75,8’inin erkekler tarafından yazıldığını ortaya koyuyor. Kaleme alınan yaşam öykülerinin yüzde 71,7’si de bir erkeği konu ediyor.

Beyoncé’nin, Michelle Obama’nın ve Kardashian ailesinin medyatik varlıklarına rağmen pop kültürde bile, daima erkek figürlerin öne çıkarılıyor ve erkekler hâlâ bu dünyanın kahramanı olarak görülüyor.


İNSANLIĞIN GELİŞİMİNDE KADINLARIN BÜYÜK ROLÜ!


İnsanlığın çok sayıda buluşu, ilerlemeyi ve cesaret eylemini kadınlara borçlu olduğunu vurgulayan Inna Shevchenko, kadınların yok sayıldıkları tarihe aslında nasıl damga vurduklarını da şu somut gerçekler ışığında paylaşıyor:

“Kadınlar tarih boyunca birçok kez orduları zafere kavuşturdular. Tıpkı Roma egemenliği karşısında yüz bin askerin başında Kelt isyanını yöneten Boudicca gibi; yüzyıl savaşları esnasında Fransa ordularını zaferden zafere ulaştıran Jeanne d’Arc gibi; Birinci Dünya Savaşı esnasında yalnızca kadınlardan oluşan bir birliği yöneten Maria Botchkareva gibi.

Kadınlar aynı zamanda devrimsel sayılan bilimsel keşiflere de imza attılar. Radyoaktiviteyle ilgili en büyük gelişmelerin kökeninde Marie Curie bulunuyor. Kansere karşı etkili ilk tedavi yöntemlerini başlattı, X ışınlı ilk alet üzerinde çalışmalar yürüttü.

Dorothy Hodgkin penisilini ve daha sonra insülini keşfetti. DNA ve RNA yapıları esas olarak Rosalind Franklin’in katkıları sayesinde anlaşıldı. Mary Anning’in paleontolojik keşifleri hayatın kökenine dair inanışlarımızı değiştirmeye katkıda bulundu.

19. yüzyılın yetenekli matematikçisi Ada Lovelace, Charles Babbage’ın çalışmalarından esinlenerek kişisel kullanıma yönelik ilk bilgisayarların algoritmalarını yazdı ve o andan itibaren hayatımızı ve dünyayı değiştiren bir endüstriye kapı açtı.

Grace Hopper, Cobol olarak adlandırılan ilk bilgisayar programlama dilini geliştirdi. Marie Van Brittan Brown ise ilk video kamera güvenlik sistemini yarattı.

Amelia Earhart, Atlantik okyanusunu tek başına geçti. Valentina Tereshkova, uzayda üç gün geçirdi ve gezegenimizin yörüngesinde kırk sekiz tur attı. Junko Tabei, Everest’e tırmandı. Yine bir kadın, Helen Keller, güzel sanatlar diploması alabilen ilk kör ve sağır kişiydi.

Clara Barton, Kızıl Haç’ı kurdu. Rosa Parks, derisinin renginden ötürü otobüsün en arka sırasında oturmaya kendini mecbur eden ırkçı bir yasaya karşı çıkma yürekliliği gösterdi.

Kadınlar sosyal hareketlerin, devrimlerin başında ve orduların ön saflarında yer aldılar. Eşitlik ve cinsel özgürlük uğrunda savaştılar.”


‘TOPLUM BİZİ UYSAL KIZLAR OLMAYA İTİYOR!’


Shevchenko’ya göre kurumsallaşmış ataerkillik; erkeklerin kahraman, kadınların güzel oldukları, erkeklerin otoriteyi ellerinde bulundurdukları, kadınlarınsa itaat ettikleri ve hatta cahil oldukları bir modeli önermeye devam ediyor.

Politika, fikirler dünyası, sanat ve özellikle de dinler hâlâ esas olarak erkek figürlerin egemenliği altında. İçinde yaşadığımız toplum bizleri ‘uysal kızlar’ olmaya itiyor ve çok sayıda kültürel ve dinsel kural kadınların bağımsızlaşmalarına, kahramanlara dönüşmelerine engel oluyor.

Dünya üzerinde kadın hakları ve cinsiyet eşitliği konularında çok sayıda ilerlemeye rağmen kadınlar ötekileştirilmeye devam ediliyor. Kadınlar hâlâ çoğu zaman dünyayı yeniden düşünme ve şekillendirme olanaklarından yoksun bırakılıyorlar.

İktidarı ellerinde bulundurmak için fazla duygusal, fazla isterik veya aptal oldukları düşünülüyor. Günümüzde devlet veya hükümet şefi olan yalnızca 20 kadın var ve bu sayı uluslararası yöneticilerin toplamının yalnızca %6,3’ünü oluşturuyor.


KİTAPTAN…


‘TÜM ÇOCUKLUĞUM BOYUNCA USLU BİR KIZ OLDUM’


“Ukrayna’da küçük bir kızken çevremdeki kadınları gözlemlerdim. Güzel, çok fedakâr, güçlü fakat çoğunlukla sessizlerdi. Birçok acıya katlanır, asla şikâyet etmezlerdi. Toplum da ekonomik açıdan aktif olsalar da siyasette pasif kalıyorlardı. Kadınlar için yapılması “mümkün olan” ve “mümkün olmayan”ların değil, daha ziyade “yapılması gereken” ve “yapılmaması gereken”lerin mevcut olduğunu daha sonraları anladım. Kadınların üretebileceklerini, yaratabileceklerini, icat edebileceklerini, düzenleyebileceklerini, yönetebileceklerini ve savaşabileceklerini biliyordum. Fakat bana başka bir şey emrediliyordu: Gürültü etmemek, bağımsız olmamak, kendine güvenmemek. Baş belası olmamalıydık. Nerede doğmuşsak doğalım, bizlere “iyi” kızlar olmamız gerektiği söylenip durulur.

Tüm çocukluğum boyunca uslu bir kız oldum. Örnek bir öğrenciydim. Topluluk hayatında aktiftim. Dans ederek, şarkı söyleyerek veya şiirler okuyarak büyükleri eğlendirebiliyordum. Ev temizliğini ve yemek yapmayı çok erken yaşlarda öğrendim.


‘ÜÇ AŞAMADA İYİ KIZDAN DEVRİMCİYE DÖNÜŞTÜM’


Özetle iyi bir ev kadını ve anne olmak için gereken tüm bilgilere sahiptim. Fakat tüm bunlardan sonra olmamam gereken bir şeye dönüştüm. İşte o zaman bir isyankâr oldum. Ve yavaş yavaş özgürleştim.

Bu değişim bedenimde başladı: Güzellik endüstrisi, seks endüstrisi, din, toplum ahlakı ve politika tarafından dayatılan ataerkil buyruklardan bedenimi özgürleştirdim. Pasif ve itaatkâr bir bedenden savaşçı bir amazona dönüştüm.

Özgürleşmemin ikinci aşaması zihinseldi. Zihinsel bir yolculuk beni, bana dayatılan hayali otoriteden özgürleştirerek kendi otoritem haline dönüştürdü.

Yolculuğumun üçüncü aşaması, dünyayı sorgulamamı ve değişimlerin bir parçası haline gelmemi sağladı. İyi kızı geride bırakarak bir devrimciye dönüştüm.”


‘KAHRAMANLARIM GERÇEK BAŞ BELÂLARI!’


Kitabında özgürlüğe giden yolculuğunda kendisine ihtiyacı olan rehberliği sağlayan, özgürlük yolunda doğrudan veya dolaylı olarak eşlik eden her yaştan kadınların öykülerine de yer veriyor Schevchenko. Kahramanı bu kadınların özgürleşme aşamalarının her birinde kendisine nasıl yardımcı olduklarını anlatıyor.

Anlattığı kadınların hepsi feminist değil ve hiçbiri kusursuz değil. İçlerinden bazıları hatalar yapmış ve biraz tuhaf hayatları olmuş. Hatta bazıları pek dostça da sayılmazmış. Ne olursa olsun tüm bu kadınlar haksızlıklara başkaldıranlar. Doğru olduğuna inandıklarını yapanlar. “Gerçek baş belaları” diyor onlara. “Kahramanlar, kahramanlarım” diyor: “Kadının varlığı, sınırlardan, ayrılıkçı dayatmalardan ve aşağılayıcı ahlaki kurallardan oluşan erkek dünyasında gerçek bir kahramanlıktır. Tüm kadınlar kahramandır.”

Daha ne denir? Kalemine, yüreğine, mücadelesine sağlık.