Mumcu'dan 'seçimle gelen sultanlar' değerlendirmesi

TBMM Başkan Vekili Güldal Mumcu, yönettiği ilk oturma ilişkin yaptığı açılış konuşmasında, parlamentonun anlamına vurgu yaparak "Parlamento ve siyasetin birincil görevi, halkın en iyi koşullarda yaşamasını, yoksulluğun önlenmesini, kimsenin kimseye muhtaç olmamasını sağlayacak düzenlemeleri yapmaktır" diyerek "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" sözünün "Egemenlik kayıtsız şartsız seçimle gelen sultanlarındır" anlamına gelmediğini ifade etti.

18 Ekim 2011 Salı, 16:29
Abone Ol google-news

24. Dönem'de ilk defa TBMM Genel Kurulu'nun oturumu yönetmesi nedeniyle bir konuşma yapan Başkanvekili Mumcu, parlamentonun kelime anlamına ilişkin bilgi verdi. Parlamentoların yürütme organının denetlendiği yerlerdir olduğunu da hatırlatan, Mumcu, "Parlamentonun yargıyla birlikte yerine getirdiği bu işlev, yürütme erkini elinde bulunduranların keyfiliğe, diktatörlüğe yönelmesini önlemek acısından özellikle önemlidir" dedi. Mumcu şöyle devam etti:
"İnsanlığın demokrasi uğrunda verdiği mücadelenin bu noktaya kolayca geldiği söylenemez. Ortaçağın iktidar sahipleri olan krallar, padişahlar, kendilerini tanrının yeryüzündeki temsilcisi olarak görmüşler, kendilerine itaatsizliği de tanrıya itaatsizlik olarak nitelemişlerdir. Bu zorbalıklara karşı mücadele son derece zorlu, kanlı, acımasız olmuştur. Tanrı iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır. Yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Tanrı'yı kullanırlar sözleriyle ünlü İtalyan düşünür, gök bilimci ve din adamı Bruno, bu düşünceleri ve sözleri nedeniyle yakılarak öldürülmek suretiyle cezalandırılmıştır.
Gerçekleri dile getirmenin bedeli, günümüzde Bruno'nun akıbeti olmamalıdır. Parlamentoların da düşüncelerin ve gerçeklerin özgürce dile getirilebildiği yer olması gerekir. Günümüzde, gücünü tanrıdan aldıklarını söyleyen ve iktidarları babadan oğula geçen krallar, sultanlar yoktur. Ama onların yerine Fransız siyaset bilimci Maurice Duverger'in deyimle seçimle gelen krallar da gelmemelidir.

"Seçimle gelen sultanlar"

Bu nedenledir ki Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir sözü, kesinlikle egemenlik kayıtsız şartsız seçimle gelen sultanlarındır anlamına gelmez. Sayın milletvekilleri, hepinizin bildiği gibi parlamento ve siyasetin birincil görevi, halkın en iyi koşullarda yaşamasını, yoksulluğun önlenmesini, kimsenin kimseye muhtaç olmamasını sağlayacak düzenlemeleri yapmaktır."

"Anayasa yapma görevi"

Bu düzenlemeler yapılırken sadaka anlayışından değil, "Yurtaşlık hakkı anlayışından, sosyal devlet anlayışından hareket etmek gerekir" diyen Mumcu, "Çünkü sadaka vermekten duyulan haz, mağrur, ahlaksız bir hazdır. Sadaka, vereni de alanı da bozar. Üstelik amacına da varamaz. Çünkü sadece yoksulluğu kökleştirir" dedi. Mumcu şöyle devam etti:
"Meclisimizin önünde bir Anayasa yapma görevi bulunmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan TBMM bir Anayasa yapmak sorumluluğu altına girmişse, herşeyden önce, Türkiye Cumhuriyeti'nin yine Atatürk'ün belirlediği kurucu felsefesini yansıtan temel ilkeleri, başta değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek ilk üç madde olmak üzere korumak zorundadır. TBMM olarak örgürlükçü, demokrat bir Anayasa yapmak niyetine gerçekten sahip isek, bunun en iyi göstergesi, başta Türk Ceza Yasası olmak üzere, yasalarımızdaki anti demokratik komisyonunun çalışmalarına da engel değildir. Bu çerçevede, yargıyı yeniden düzenleyen son Anayasa değişikliklerinin, demokrasinin olmazsa olmazı sayılması gereken kuvvetler ayrılığı ilkesi ve demokrasi ile bağdaşıp bağdaşmadığını önemle dikkatinize sunarım.
TBMM olarak daha demokratik Anayasa için çaba harcarken, kanun hükmünde kararnamelerle ülke yönetmenin, yasama yetkisinin yürütme tarafından gaspı demek olduğu açıktır. Çünkü darbe dönemlerinin zihniyetinin bir ürünü olması nedeniyle zaten anti demokratik olan kararnameler, TBMM'nin onayına da sunulmamaktadır. Bu durumun demokrasi için yarattığı tehlikeyi, daha demokratik anayasa yapmaya hazırlanan siz değerli üyelerin dikkatine sunuyorum."

"Terör insanlık suçudur"

Terörün bir insanlık suçu olduğunun unutulmaması gerektiğini ifade eden Mumcu, "Bunu herkes kabul ediyor. Ama birileri de bu insanlık suçunu işlemeye devam etmektedir. Öyleyse bu suçu kimlerin işlediği kadar, kimlerin desteklediğini de artık düşünmek ve görmek zorundayız" diyerek şunları söyledi:
"Sadece ülkemizde değil, bütün dünyada insanları etnik ve dinsel kimleri üzerinden teröre teşvik edenler ve hele bundan nemalananlar, en masum ve en basit ifadeyle, insanlığa karşı suç işlemektedirler. Günümüz dünyasında, insanlık, insan olma yoluyla ilerlemeyi, gerçekten insan olmayı mı seçecektir, yoksa insanlıktan gittikçe uzaklaşmayı mı? İnsanlığın geleceği bu sorunun yanıtına bağlıdır. Kurtuluş Savaşının en şiddetli günlerinde, (Önce ordu) taleplerine rağmen Mustafa Kemal Atatürk'ün (Önce meclis, sonra ordu) anlayışıyla oluşmuştur. TBMM, Mustafa Kemal Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyetini kurarken ortaya koyduğu kuruluş felsefesine aykırı hiçbir işleme onay vermemelidir. Türkiye elbette daha demokrat, daha özgür, daha güzel günler görecektir. Ülkenin en yetkili organı, tüm sorunların çözüm yeri olarak bu Meclis de elbette bu doğrultuda üzerine düşeni yapacaktır. Ama asla silah tehdidi altında değil."

Mumcu'nun konuşmasına zaman zaman AKP sıralarından itirazlar gelirken, zamam zamanda milletvekilleri masaya vurarak protesto ettiler. Mumcu'nun konuşmasını tamamlamasının ardından CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, daha önce basın toplantısı yaparken getirdiği deniz feneri ile Genel Kurul Salonu'na geldi. CHP Grubu'nun bulunduğu bölümün en önüne oturan Genç, "kirli deniz fenerini" tüm görüşmeler süresince masasından tuttu.