Niyet okumak

Ülkemizin bazı neoliberallerinin, gazete köşelerinden ya da televizyonlardan, kafamıza kaka kaka, sık sık tekrarladıkları bir şey daha vardı: “Niyet okumayın” diyorlardı. Örneğin, bir adam çıkar size, “Demokrasi benim için bir tramvaydır, istediğim durağa gelince o tramvaydan inerim,” derse, bu sözden siz sakın adamın demokrasiye inanmadığı anlamını çıkarmayın, diyorlardı.

28 Kasım 2020 Cumartesi, 10:49
Niyet okumak
Abone Ol google-news

Postmodern bir Neoliberalizm döneminden geçtik (dilerim o dönemi gerçekten geride bırakmışızdır). O dönemin bazı kavramları, özellikle egemenlerin kendileri ve egemenlere hizmet etmek isteyenler tarafından, çok kötü kullanıldı. En başta etnikçilik vurgulandı, insanın en vazgeçilmez değeri etnik kökeniydi. DNA testleri etnik köken kavramının hava cıva olduğunu, insanların etnik kökenlerinin çok karışık olduğunu gösteriyordu ama insan kendini ne hissediyorsa odur falan gibi şeyler söylediler. Demek ki insanların keyfi algılarının yanında bilim hava cıvaydı. Bilim ne derse desin ona kulak asmamalıydık. İnsanların algılarına bakmalıydık. Tabii etnik köken kavramının hava cıva olduğunu bilmek için kimsenin DNA testine falan da gereksinimi yoktu. Biraz tarih bilmek, insanların tarih boyu nasıl harmanlandığını bilmek yeterdi ama tarihe de bakmamalıydık. Tarih de hava cıvaydı.

Pompalanan bir başka kavram da dinsel inançlara saygı kavramıydı. Egemenler için bundan kolay bir şey olamazdı, etnik kökenlere ve inançlara saygılı olduklarını (saygılı olmasalar bile) söylemenin hiçbir zorluğu yoktu, böylece yoksulluk, eşitsizlik, sömürü, ayrımcılık, adaletsizlik, hukuksuzluk  gibi sorunları unutturulabilirlerdi. Sanki, “İnsanların inançlarına saygılı olun da sonra onlara ne isterseniz yapın,” deniyordu. Sanki insanlar ne etnik kökenin ne de inancın bir insanı “iyi” yapmaya yetmediğini bilmiyormuş, sanki önemli olanın, etnik köken ya da inanç olmadığını, ahlaklı ve dürüst, hakbilir ve vicdanlı olmanın, sonuçta “iyi” insan olmak demek olduğunu, bilmiyormuş gibi. Galiba bilmiyorlardı.  

Ülkemizin bazı neoliberallerinin, gazete köşelerinden ya da televizyonlardan, kafamıza kaka kaka, sık sık tekrarladıkları bir şey daha vardı: “Niyet okumayın” diyorlardı. Örneğin, bir adam çıkar size, “Demokrasi benim için bir tramvaydır, istediğim durağa gelince o tramvaydan inerim,” derse, bu sözden siz sakın adamın demokrasiye inanmadığı anlamını çıkarmayın, diyorlardı. Adam yalnızca tramvaydan ineceğini söylüyor, demokrasiye inanmadığını söylemiyor ki. 

Ben de o günlerde, Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim bölümünde hocalık yaparken, öğrencilere bunun tam tersini öğretiyordum: İyi çeviri yapmanın ilk koşulu çevrilecek metni iyi anlamaktır, okuduğumuz metinleri (ya da hatta başkalarıyla iletişirken birbirinizi) daha iyi anlayabilmek için mutlaka yorum ve çıkarım yapmak zorundasınız, diyordum. O yüzden doğru yorum ya da çıkarım yapmanın koşullarını da bilmelisiniz, deyip yorum ve çıkarım yapma, yani akıl yürütme, sonuç çıkarma alıştırmaları yaptırıyordum.  

Basit ama çok somut bir örneğim vardır. Siz sokakta yürürken, karşıdan hızlı hızlı yürüyen biri geliyor olsa, diyordum, sizin yanınızdan geçerken, “Saatiniz var mı?” dese, “Var” deyip yürüyüp gider misiniz” Bu çocukça sorum için beni kınar gibi, “Olur mu hiç,” derlerdi, “Saatin kaç olduğunu söylerim.” 

Adamın saati sorduğunu anlayabilmek için ne yapıyorsunuz? Adamın bu soruyu hangi bağlamda ve hangi “niyetle”  sorduğunu anlamaya çalışıyorsunuz. (Mantık yürütüyor, hızlı hızlı yürüdüğüne göre herhalde acelesi var, bir işe yetişecek ve geç kalıp kalmadığını anlamak istiyor ama saati yok, diyorsunuz.) Niyet okumadan bu soruyu anlamanıza olanak yoktur. Bir roman, bir öykü okurken de aynı şeyi yaparsınız: Yazar bu cümleyi neden şöyle değil de böyle kurdu, niyeti neydi, yani bu söyleyişi, bu söyleyişten hangi anlamın çıkmasını sağlama niyetiyle seçti diye sorgularsınız, söyleyenin tam olarak niyetini bilemeseniz de. Yalnızca edebiyat metinleri için geçerli değildir bu, her türlü metin ve iletişim için geçerlidir. . 

Niyet okumayın diyen neoliberaller aslında, örtmece yaparak, yalanları yutun demek istiyorlardı ama açık açık böyle söyleseler çok ayıp kaçardı. Onun için, üstünü örterek söylediler, yalanları yutun demek yerine niyet okumayın dediler. Bu arada acaba bir başka gizli amaçları da var mıydı diye kuşkulanmadan edemiyor insan, acaba, diyor, bu arada insanları basit ve yüzeysel düşünmeye, akıl yürütmemeye, aklını kullanmamaya alıştırmaya da mı çalışıyorlardı. Siyasal, toplumsal ve tarihsel koşullar da denk düşünce, sonuç almış, alıştırmış görünüyorlar. .