Okyanus ötesine seslendi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ergenekon Davası kapsamında son olarak ilahiyatçı profesörlerin evlerinin aranmasının ardından "okyanus ötesine" mesaj gönderdi. Bahçeli, söz konusu gelişmelerin "Fethullah Gülen Hocaefendi'yi ve cemaatini zan ve töhmet altında bıraktığını" belirterek, Gülen'in inisiyatif almasının, net ve kararlı bir tavır koymasının gerekli olacağını ifade etti.

31 Mart 2011 Perşembe, 09:30
Abone Ol google-news

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''bazı dava süreçleri kapsamında Fethullah Gülen cemaati etrafındaki tartışmalar'' hakkındaki yazılı açıklamasında, AKP Hükümeti uygulamaları ve adli yargı süreçleriyle ilgili yaşanan gelişmelerin, ciddi bir huzursuzluk kaynağı haline geldiğini savundu.

Arama kararları, gözaltı ve tutuklamaların, yasa dışı telefon dinlemelerinin ve yargı organlarının tartışmalı tasarruflarının adli süreçlerde kanun ve meşruiyet dışına çıkıldığı kanaatinin toplumda giderek yer etmesine yol açtığını ileri süren Bahçeli, son olarak dava süreçlerinin ilahiyat fakültelerinin hocalarını da kapsayacak şekilde genişletilmesinin, bu yöndeki endişeleri daha da artırdığını savundu. Bahçeli, şunları kaydetti:

''Bu uygulamaların kasıtlı ve bilinçli bir şekilde bir merkezden yönetildiği, Fethullah Gülen Hoca ve cemaatinin, bunların arkasında olduğu düşüncesi yaygınlaşmıştır. Bu gelişmeler Fethullah Gülen Hocaefendi'yi ve cemaatini, zan ve töhmet altında bırakmaktadır. Bu konudaki gerçeklerin bir an önce inandırıcı biçimde ortaya konulması ve kamuoyundaki endişe ve tereddütlerin giderilmesi bu bakımdan önem taşımaktadır. Hiç kimseyi haksız yere suçlamak veya şaibe altında bırakmak niyetinde olmadığımızı herkes çok iyi bilmelidir.

Fethullah Gülen Hocaefendi yurt dışındadır. Türkiye'deki cemaatin bu konuda bir dahli varsa, Hocaefendi'nin cemaat üzerinde tam olarak etki ve kontrol icra edemediği, bilgisi ve iradesi dışında bazı unsurların bu işlere karışmış olacağı bir ihtimal olarak karşımızdadır. Diğer akla gelen husus ise Türkiye'deki cemaatin başka odaklar tarafından yönlendiriliyor olabileceğidir. Her iki ihtimal de çok vahimdir. Bu durum karşısında Türkiye'nin geleceği bakımından ve Fethullah Gülen Hocaefendi ve cemaatinin zan altında kalmaması ve yıpranmaması düşüncesiyle Hocaefendi'nin, bu konuda sessiz kalmayarak inisiyatif almasının, net ve kararlı bir tavır koymasının gerekli olacağı düşünülmektedir.''

''Hocaefendi ve cemaatinin, kendilerini ilgilendiren ve hedef alan konularda nasıl hareket edeceğinin kendilerinin takdir edeceği bir husus'' olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:

''Bu konuda dışarıdan fikir ve telkine ihtiyaçları bulunmadığı gibi, bizim de resen kendilerine yol gösterme görevi üstlenme durumunda olmadığımız açıktır. Ancak bu yöndeki kuşku, tereddüt ve endişelerin derinleşerek sürmesi, hem Türkiye'ye zarar verecek hem de Hocaefendi'yi ve Gülen Cemaatini bir tartışma zeminine çekecektir. Bu durum karşısında, bu tespitlere ve görüşlere katılıyorlarsa durum bütün unsurlarıyla aydınlanana kadar Hocaefendi'nin, Gülen cemaati mensuplarının, bu konularla hiçbir şekilde ilgisi olmadığını göstermek bakımından cemaatin faaliyetlerini durdurduğunu veya askıya aldığını açıklamasının yerinde ve yararlı olabileceği akla gelmektedir. Bu görüş ve düşüncelerimizin, iyi niyet ve samimiyetinden hiç kimse şüphe duymamalıdır.''
 

"Seçim desteği"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın bunun karşılığında 12 Haziran 2011 seçimleri için Barzani'nin açık desteğini aldığını da söyledi.

Başbakan Erdoğan'ın Irak gezisine ilişkin yazılı açıklamada bulunan Bahçeli, Erdoğan'ın Irak'a yaptığı son gezide Barzani yönetiminin merkezi Erbil'i ziyaretinin ön plana çıkarılmasının her yönüyle düşündürücü olduğunu ifade etti.

Açıklamasında, ''Irak'ın kurucu halklarından birisi olan Türkmenleri dışlayan, Türkmen kardeşlerimizin çatı kuruluşları ve temsilcileriyle görüşmeyen Başbakan, PKK'nın en büyük destekçisi Barzani'nin ayağına giderek, Türkiye'ye her vesileyle dil uzatmaya yeltenen bu peşmerge reisiyle kucaklaşmıştır'' ifadesine yer veren Bahçeli, ''Erbil'de boy gösteren Başbakan'ın her nedense Kerkük ve Musul'a gitmekten kaçındığını'' daifade etti. Bahçeli, şöyle devam etti:

''Irak ziyareti sırasında PKK terörü ile mücadele, adet yerini bulsun kabilinden gündeme getirilmiş, ancak bu konuda PKK'nın hamisi Barzani'nin boş sözler dışında somut bir yükümlülük üstlenmesi yine mümkün olamamıştır.
Erbil ziyareti ile Barzani'nin itibarlı dostu olduğunu bir kez daha gösteren Başbakan, Barzani'ye meşruiyet kazandırmış ve Irak'ın kuzeyinde bağımsız Kürt devleti kurulmasına zımnen icazet verecek davranışlar içine girmiştir.
Bunun karşılığında da 12 Haziran 2011 seçimleri için Barzani'nin açık desteğini almıştır.
İçerde İmralı canisi ile gizli pazarlıklar yürüten, dışarıda da Barzani'nin seçim desteğini alan Başbakan Erdoğan'ın, AKP'nin yalan, yağma ve yolsuzluk hanedanlığını sürdürebilmek için teröristbaşı ile Barzani'nin açık desteğine ihtiyaç duyduğu bir kere daha anlaşılmıştır.''