‘Olmak ya da Olmamak’

Ernst Lubitsch’in yönettiği To Be or Not To Be’nin (Olmak ya da Olmamak) senaryosu Polonya’nın ulusal marşı olarak kabul edilen Melchir Legyel’in “Poland is Not Yet Lost” öyküsünden uyarlandı. Lubitsch, politik hiciv, romantik komedi, savaş gerilimi arasında ölçülü bir denge kurarak faşizme karşı mizahla, incelikle, akılla, zekayla, cesaretle karşı durdu, meydan okudu.

18 Temmuz 2020 Cumartesi, 11:37
‘Olmak ya da Olmamak’
Abone Ol google-news

Adolf Hitler’in Varşova’ya girmesinden günler önce Ağustos 1939’da Polski Tiyatrosu Nazi karşıtı Gestapo adlı oyunu sahneye koyar. Oyuncu Bronski (Tom Dugan) Hitler rolünü başarıyla yorumlar. Komedi mi yoksa gerçekçi, ciddi drama oynama konusunda oyuncularla tiyatro yönetmeni arasında tartışma çıkar. Naziler Varşova’yı istila edince Polonya hükümeti Gestapo oyununu yaşaklar böylece Polski Tiyatrosu William Shakespeare’in Hamlet’ine başlar. Hamlet’I canlandıran baş aktör Joseph Tura (Jack Benny), karısı ünlü aktris Maria Tura (Carole Lombard) ve savaş pilotu Teğmen Stanislav Sobinski (Robert Stack) arasında komik, romantik bir aşk üçgeni vardır.

Almanlar Varşova’yı bombalayınca direniş ve isyan başlar. Teğmen Sobinski ve arkadaşları Londra’ya gidip İngiliz pilotlarla birlikte direnişe katılır. Sobinski, Profesör Libetsky’nin (Stanley Ridges) Varşova’ya gideceğini öğrenince ondan Maria Tura’ya mesaj iletmesini ister. Libetsky’nin ünlü aktrisi tanımadığını anlayınca ondan şüphelenir. Nazi casusu Libetsky Polonya Yeraltı Direnişçileri’yle ilgili bilgileri gestapoya vermek üzere Varşova’ya hareket eder. Gizli bilgilerin gestaponun eline geçmemesi için Polski Tiyatrosu tüm kadrosuyla devreye girer. Tiyatro sahte gestapo merkezine dönüştürülür.

Ağustos 1939’dan Aralık 1941’e dek olan zamanı anlatan, Ernst Lubitcsh’in yönettiği To Be or Not To Be’nin (Olmak ya da Olmamak) senaryosu Polonya’nın ulusal marşı olarak kabul edilen Melchir Legyel’in “Poland is Not Yet Lost” öyküsünden uyarlandı. 
Berlin doğumlu Polonyalı Ernst Lubitsch, 1920’lerde çok sayıda yönetmen, yapımcı, oyuncu gibi 1922’de Almanya’yı terkedip Hollywood’a göç etti. To Be or Not To Be, ABD’nin 2.Dünya Savaşı’na girmesinden hemen önce 1942’de yapıldı. Polonya Yahudisi Ernst Lubitsch, Hollywood’un Altın Çağı’nda seçkin yapımlara Avrupai dokunuşuyla, zevkiyle imza attı. Hollywood’un önde gelen büyük film stüdyolarıyla çalıştı ama To Be or Not To Be’’yi yapımcı Alexander Korda için çekti, film United Artists tarafından dağıtıldı.

Tiyatro kumpanyasının olağanüstü öyküsünü anlatırken Lubitsch, gerçekle kurgu arasında mükemmel bir denge kurdu, kurgu gerçek olaylarla bölündü, gerçek dünya tiyatro sahnesine dönüştürüldü, tiyatro gestapo merkezine benzetildi, Amerikalılar Avrupalılar gibi davrandılar, Yahudi aktörler Nazi subayların kılığına girdiler, kimliğine büründüler. Filmden çok etkilenmiş olan Quentin Tarantino, Inglorious Basterds’da (2009) aynı sahneleri kopyaladı.

Hamlet’in ünlü monologu “Olmak ya da Olmamak” Yahudi aktörler için varoluş sorusuna dönüştü. Lubitsch, politik hiciv, romantik komedi, savaş gerilimi arasında ölçülü bir denge kurarak faşizme karşı mizahla, incelikle, akılla, zekayla, cesaretle karşı duydu, meydan okudu.

Gerçeğin yorumlanması, taklitçilik, sahte kimlikler ve davranışlar, kültürel kamuflaj, olduğundan başka türlü görünme, canlandırma, kılık değiştirmede çok başarılı olan klasik komedi de tüm  oyuncular unutulmaz yorumlar sundular. Uçak kazasında yaşamını yitiren Carole Lombard son filminde ışıl ışıldı. Polonyalı aktör Joseph Tura’da Jack Benny çok başarılıydı. Sig Ruman, toplama kampı lakaplı General Ehrhandt rolünde olağanüstüydü.