Ölümleri aklımıza gelirdi ama tutsaklık asla

Yapılan bunca görüşme, dinlenen hikâyeler, altüst olan hayatlar arasında, bakıldığında aslında en şaşkın ve niye böyle oldu diyenler asker yakınları…

01 Ağustos 2012 Çarşamba, 11:25
Abone Ol google-news

Çünkü az buçuk siyasetle ilgilenen, gündemi takip eden, eleştiri dozunu azıcık da olsa yükselten, bazı olayları protesto etmeyi demokratik bir hak olarak gören ve kullanmaya kalkan hemen herkes başına ne geleceğini az çok kestirir bu ülkede. Başına geleni hak etmediğini düşünür, bilir ama başına geleceğini de öngörür. Telaş, kaygı vardır ama çok da şaşkın değildir aslında.

Ancak çoğunluğunu Balyoz davası olmak üzere Balyoz ve Ergenekon davası asker tutuklu yakınlarıyla yaptığımız görüşmelerde ortaya çıkan şey neredeyse somutlaşmış bir şaşkınlık ve hayret duygusuydu.

Hiç ummadıkları bir anda, hiç ummadıkları bir biçimde başlarına bir olay gelmiş, hayatları asla tahmin edemeyecekleri şekilde değişmişti Yedi asker eşi ya da kızı ile yapılan görüşmede ortaya çıkan ortak tablo şöyleydi: Evet derli toplu, saçları - tırnakları yapılı olabilirdi ama maddi-manevi zorluk yaşıyorlardı. Özellikle Ankaradan gelip gitmek durumunda olanlar için hayat çok daha zordu, ömürlerini vatanı korumak üzere konumlandırmış, ‘teröristlerle mücadele etmiş bu insanların terörist olarak suçlanması akıl alacak gibi değildi. Onlar, normal çalışma koşullarında dokuz ayda bir taşınmaya, çocuklarının beş yıllık okulu yedi ayrı okulda tamamlamasına, hele hele bir metrelik yataklarda yatan denizaltıcılar başta olmak üzere hemen hepsi kötü koşullarda yaşamaya alışıktı. Onları yaralayan şey buralardaki kötü koşullar değil, karşı karşıya kaldıkları adaletsizlikti. Çoğunluğu emekliydi ve ileri yaşları nedeniyle sık sık hastalanabiliyorlardı ancak hastaneye gitmeleri bile uzun bir prosedür gerektiriyordu. Hikâyelere tek tek bakıldığında ortak noktalar da çoktu, farklılaşan noktalar da

 

NİLGÜN TANYERİ

Emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri’nin eşi

Yaşadığımız zulüm

Bizimkiler bir seminere katıldı diye içerdeler. Ancak onlar alındığından itibaren çevreden hiçbir kötü muamele ile karşılaşmadık. Çünkü onlar bunun bir komplo olduğunu biliyorlar. Ancak bize yapmak istedikleri hakikaten zulümse çok iyi yapıyorlar. İki senedir yaşadığımız gerçek bir eziyet. Bizim hayatımız yokluklarla, sıkıntılarla, onlardan ayrı geçti. Bunlardan gocunmuyoruz. Eşlerimiz çocukların doğumunu, mezuniyetlerini göremediler, şimdi de işe girişlerini göremiyorlar. Hapishanede her şey yolunda diyorlar ama hiç öyle değil. Eşim şubatta midesinden rahatsızlandı. Endoskopi yapılacaktı fakat aletler arızalıymış diye ancak haziranda yapılabildi. Hatta niye gittiğini bile unutmuşlar. Zaten gün gelene kadar ya hastalık iyileşiyor ya da Neyse ki kötü bir şey çıkmadı ama olabilirdi. Pek çok tutukluda kalp, damar ve psikolojik sorunlar çıktı. Yeni yasa çıkardılar, onunla da katilleri dışarı çıkardılar, demek ki bu ülkede ya Hizbullah olacaksınız ya da katil

 

DERYA BAYKAL

Emekli Tümamiral Engin Baykal’ın kızı

Bizi o teselli ediyor

Babam yeşili çok severdi, şimdi açan bir çiçeğin, bahçeye yeni dikilmiş bir fidanın, her şeyin resimlerini çekip gösteriyorum. Evin tüm bölümlerini ayrı ayrı çekip büyütüyorum evi unutmasın diye. Burada hiç yeşil görmüyorlar, yaprak toplayıp götürüyorum. Burada hayat o kadar kötü ki ama biz babamı teselli edeceğimize o bizi teselli ediyor. Babam denizaltıcı, cenin pozisyonuda bile yatarım bana dokunan bu değil, ben haksızlığa dayanamıyorum diyor. Hastaneye filan giderken yanlarında hep dört jandarma oluyor, sanki babamlar kaçacak. Ev hapsine bile razı. Hiç olmazsa biz göreceğiz Düzgün yemek yiyecek, gerçi bir süre sonra o da zor gelecektir ama olsun ben artık yanımızda olmasını istiyorum. Bana hep git, gez diyor ama ben bir kere denize girdim, ağlayarak çıktım.

 

 

HATİCE TUNCAY

Kurmay Albay Bülent Tuncay’ın eşi

Güçlüyüz ayaktayız

Eşim bugün itibarıyla 637 gündür tutuklu. 2 kızım var. Babaları alındığında üniversite 2. sınıftalardı. Eşim kendi isteğiyle emekli olmuştu, bir işe girmişti. Kızları böylece özel okulda okutabiliriz diye planlamıştık. Ona göre bir yaşantı düzenledik. Bu olay başımıza geldi. Sonuçta eşim tutuklanınca kızları ancak emekli ikramiyesi ile mezun ettim. Ev paramı çocuklarıma yatırdım. Bizim için tabii maddi manevi bir çöküntüydü. Hâlâ da devam ediyor. 1 ay önce mezuniyet törenleri vardı. Ben 4-5 yıldır bunu bekliyordum. Kızlarım babasız mezun oldu. Bu çok ağır geldi. Eşim 6 yıl operasyonlarda ölümlerle burun buruna geldi. Şu anda ona yüklenen suç çok ağır. Ama ayaktayız, güçlüyüz. Çünkü suçsuz olduklarına inanıyoruz.

 

SEMA KARABULUT

Emekli Tümamiral Özer Karabulutun eşi

 

Sidik kokan şalvar giydirdiler

 

Özer çalışıyorken askeri evlerde kaldığımızda, devletin telefonunu kullandırtmazdı; ayrı hat bağlatırdık, devletin hakkını yemeyelim diye. Oradan oraya dolaştık durduk, 40 yıla yakındır evliyiz, toplasan 10 yıl birlikte geçmemiştir. Şimdi 18 aydır tutuklu ve ne için?.. Bir kızımız var, öğretim üyesi... Babasına çok düşkün, evliliği erteledi, baba yetişsin diye çocuğu ertelediŞimdi hamile ve o cihazdan zorla geçirdikleri için çok düşkün olduğu babasına gelemiyor. Rapora rağmen cihazdan geçiriyorlar. Gösterdikleri davranış anlatılır gibi değil. Ama kötü muameleyi yapanlar çalışanlar değil, savcılar.

Kızımın elbisesini parçaladılar. Kumaştan beli saran bir kemerin kenarında metal bir süs var diye. Affedersiniz sidik kokan bir şalvarla girmek zorunda kaldı kızım babasının yanına. 7 yaşında bir erkek çocuğunu anadan doğma soydular, kameralar var; o çocuğun yaşadığı travmanın hesabını kim verecek? Onları değil asıl bizleri cezalandırıyorlar.

40 dakikalık görüş için iki gün hazırlanıyoruz. Anadolu yakasından geliyoruz çoğumuz, araba tutuyoruz bir araya gelip 100 kilometreye yakın yol yapıyorsunuz. Maddi manevi külfet. Kocam hapishaneye girdiğinden beri masrafım arttı. Kıyafetler ona göre alınmamıştı ki. Burada kışın çok üşüyorlar, yazın çok sıcak, Haftada 200 lira hesabına para yatırıyorum. Kendimi bu ülkede artık güvende hissetmiyorum, ayaklarım sanki sağlam basmıyor, uzayda yürüyor gibiyimDamadın ailesi, eşimi duruşma salonunda tanıdı. Tek çocuğum evlendi, böyle mi olması gerekiyordu?