Omurgasızlara meydanı boş bırakmamanın kitabı

Gazeteci - yazar Merdan Yanardağ, Liberal İhanet’te Türkiye’nin demokratik gerekçelerle siyasal İslamcılara teslim edilmesinde önemli rol oynayan liberallere ve sol liberallere ayna tutmayı deniyor. “Döneklik zor şey, bir kez ihanet ettiğiniz zaman herkesi ihanete zorlamaya başlarsınız” diyor.

30 Kasım 2014 Pazar, 13:43
Abone Ol google-news

Yeni kitabı Liberal İhanet’te son döneme damga vuran siyasi davalarda, manşetlerde ve gazete köşelerinde iktidar ve cemaat tetikçiliği yapanları bir bir ele alan Merdan Yanardağ, süreci siyasal ve entelektüel tarihimizdeki en büyük aydın ihaneti olarak tanımlıyor. “Tarihimizin bu en büyük, yaygın ve alçaltıcı aydın ihaneti ile entelektüel ve ahlaki bakımdan bir hesaplaşmayı gerçekleştirmeden Türkiye’nin temiz bir gelecek kurması mümkün değil!” diyor.

- “Liberel İhanet” karşı duruş için bir el kitabı, belki de geleceğe kurulu bir hatırlatma ama ilk olarak sizin bu kitaptaki derdiniz neydi?

- “Liberal İhanet” kitabını yazma amacım, Türkiye’nin “demokratik” gerekçelerle İslamcı faşizan bir rejime teslim edilme sürecinde belirleyici rol oynayan, önemli bölümü sol kökenli liberallerle ideolojik, siyasal, felsefi ve ahlaki planda hesaplaşmaktı. Deyim uygunsa, sağı ve soluyla liberalleri tarih ve toplum önünde işledikleri yüz kızartıcı suç nedeniyle teşhir ve mahkûm etmekti. Özellikle soldan gelen liberallerin “demokratik” ve “özgürlükçü” gerekçelerle siyasal İslamcı bir iktidara toplumdan ideolojik bir onay/rıza üretmek için yaptıkları bugün Türkiye’nin yaşadığı siyasal ve ahlaki krizin temel nedenini oluşturuyor. Ortada tam anlamıyla bir rezalet var. Öyle ki, Türkiye’nin gerici dönüşümünün önündeki bütün direniş reflekslerinin de kırılmasına yol açan liberal aydınların bu büyük ihaneti, halen artçı sarsıntılarıyla devam eden çok yıkıcı sonuçlara yol açıyor. Kitapta yöntem olarak, sadece olaylar ve kişiler üzerinden bir dönemin hikâyesini anlatmadım. Elbette kişiler ve olaylar da geniş yer tutuyor. Ama aynı zamanda ideolojik, felsefi ve teorik düzeyde de bir tartışma ve hesaplaşmayı gerçekleştirmeyi seçtim. Bu kitap bir anlamda, liberallerin 12 Eylül 1980’den, özellikle de sosyalist sistemin çözülüşünden (1990) sonra artarak gelişen ideolojik ve entelektüel inisiyatiflerin bir anlamda sona erdiğini ilan ediyor.

Herkesin ihanet ettiği yerde “hain” yoktur

- “Döneklik zor şey, bir kez ihanet ettiğiniz zaman herkesi ihanete zorlamaya başlarsınız” diyorsunuz. Ama öyle görünüyor ki “döneklik” bir politika, bir yaşam tarzı ve felsefesi.

- Türkiye’nin gerici, mezhepçi ve faşizan bir gücün eline düşmesinde belli bir aydın kesiminin ve liberallerin ihaneti belirleyici oldu. Eğer bu aydın ihaneti ve özgürlükçü gerekçelerle rasyonalize edilen “döneklik” olmasaydı, ufukları imam hatip tedrisatıyla sınırlı, görgüsüz, bilgisiz, donanımsız bir kadronun bu büyük ülkeye el koyması imkânsızdı. Çünkü iki yüzyıllık bir aydınlanma ve modernleşme geleneği ve devrimci birikimi olan Türkiye, Abdülhamit gericiliğine ve kasaba yobazlığına kolay kolay teslim olamazdı. Ancak çoğu soldan gelen, hatta önemli bölümü ateist olan ve seküler bir yaşam sürdüren bu liberal aydınlar televizyonlara çıkıp, “bir tehlike yok, ülke demokratikleşiyor” dediler. AKP-Cemaat koalisyonunun darbecilere, askeri vesayet rejimine karşı mücadele ettiği yalanının sözcülüğünü yaptılar. Liberaller, siyasal İslamcıların bilgi, görgü ve deneyim açıklarını kapattı. İslamcıları dünyaya Türkiye’yi demokratikleştirecek bir güç olarak sundular. Kendi hayatlarına, değerlerine, dostlarına, ait oldukları sınıflara, bir parçası oldukları halklara ya da ülkelerine ihanet edenler, bilinçaltlarında bu suçun ağırlığı altında ezilirler. Bu nedenle herkesi ihanete zorlarlar. Çünkü herkesin ihanet ettiği yerde “hain” yoktur.

- Türkiye solu flu, hatta muamma. Bu fotoğraf ne zaman netleşecek?

- Zor bir soru, ama şunları söyleyebilirim; ya liberaller solun yakasından düşmeli ya da sol yakasını bu liberallerden kurtarmalıdır. Siyasal ve entelektüel birer enkaza dönüşen liberallerin kendiliğinden solun yakasından düşeceğini sanmıyorum. Eğer sol yakasını liberallerden kurtaramaz ve bir zihin ve alan temizliğini gerçekleştirerek devrimci ve tarihsel referans zeminlerine dönemezse bütünüyle tasfiye olacaktır. Zaten politik bakımdan çok daralan solun bunu başarması gerekiyor. Çünkü liberallik Türkiye’de siyasal, edebi ve ahlaki bir alçalmanın adı oldu.

- Kitabın amacının liberal ihaneti yenilgiye uğratmak, sağ ve sol liberallerin terörize ettiği entelektüel iklimi değiştirmek olduğunu yazıyorsunuz. Peki bundan umutlu musunuz?

- Zor bir işe giriştiğimin farkındayım. Çünkü iktidar gücünü arkasına alan; başta medya olmak üzere entelektüel, siyasal ve kültürel üretim ortamını büyük ölçüde kontrolünde tutan; dahası sınır tanımayan bir şirretlikle bu ortamı terörize eden liberallerle bu çapta bir hesaplaşmaya girişmek kolay değildi. İşte ben bu döneme son vermeyi, liberallerin terörize ettiği entelektüel ve siyasal ortamda bir mıntıka temizliği yapmayı amaçladım. Bu anlamda kitabın amacına büyük ölçüde sulaştığını sanıyorum. Yani umutluyum.

- Gezi Direnişi ve Haziran Eylemleri’nin bu anlamda anlamı nedir?

- Gezi Direnişi ve Haziran İsyanı liberallerin yarattığı “demokratikleşme, gelişme, askeri vesayete son verme ve özgürlük” illizyonunu dağıttı. Çünkü Gezi Direnişi ve Haziran Eylemleri aynı zamanda o güne kadar liberallerin savunduğu bütün tezlere karşı da bir isyan, hatta öfke patlamasıdır. Toplum “yeter” dedi, “Size inanmıyoruz, yalan söylüyorsunuz.” Özetle Gezi Direnişi ve Haziran Eylemleri liberallerin yenilgisidir. Ben bu kitapta bu yenilginin nedenlerini ortaya koymaya çalıştım. Deyim uygunsa, bu “infaz” yargısız olmasın istedim.

- Aydın ihanet eder mi ya da ihanet eden aydın mıdır?

- Evet aydın ihanet de eder. Çünkü aydınlar yeryüzünde kendi sınıflarını, dünya görüşlerini, siyasal saflarını ve ahlaklarını kendileri seçen tek toplumsal kesimdir. Bazen bu ihanetin felsefi nedenleri ve görece “samimi” gerekçeleri olabileceği gibi, çoğu kez de para, korku, iktidardan ve servetten pay alma ihtirası da belirleyici rol oynayabilir.

- Gelecekten günümüze bakalım, şimdi yaptıklarından utanan, omurgasızlar mı göreceğiz, yoksa değişen zamana ayak uyduran bukalemunlar mı?

- Ben daha çok omurgasız bukalemunları göreceğimizi düşünüyorum. İşte Liberal İhanet’, söz konusu omurgasızlara meydanı boş bırakmamanın kitabı olsun istedim