Önerge kabul edildi

Demokratik açılımla ilgili genel görüşme önergesi Meclis Genel Kurulu'nda kabul edilirken genel görüşmenin de 12 Kasım Perşembe günü yapılması bekleniyor. Yapılacak genel görüşmede bu kez demokratik açılım liderlerin restleşmesine yol açacak.

10 Kasım 2009 Salı, 14:26
Abone Ol google-news

Meclis Genel Kurulu'nda, demokratik açılımla ilgili genel görüşme önergesinin ön görüşmelerine geçilirken, İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın bilgi verdiği sırada CHP sıralarından bazı milletvekilleri ''Atam Eserine sahip çıkacağız, seni unutturmayacağız" yazılı pankart açtılar.

Bunun üzerine oturumu yöneten Meclis Başkanı Şahin CHP milletvekillerini 'burası miting alanı değil, o pankartları indirin' diye uyardı. Uyarıya rağmen CHP milletvekillerinin pankartları indirmemesi üzerine Şahin birleşime ara verdi.

ATALAY'DAN AÇILIM AÇIKLAMASI

 

Genel Kurul'da kavga

AKP Grubu adına konuşan Grup Başkanvekili Suat Kılıç'ın sözleri, Genel Kurul'da bir kez daha gerginliğe ve kavgaya neden oldu. Kılıç yaptığı konuşmada, muhalefeti 10 Kasım'la ilgili kara propaganda yapmakla suçladı. Muhalefetin süreci istismar ettiğini, milletin hafızası ve iradesiyle dalga geçtiğini söyleyen Kılıç, demokratik açılımın kapalı oturumda görüşülmesine yönelik tartışmaları hatırlatarak ''Çıktılar dediler ki sır tutmayız, millete açıklarız" dedi. Kılıç'ın bu sözlerine MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır itiraz ederken Kılıç, 57'nci hükümet döneminde Mavi Akım projesiyle ilgili Meclis'te yapılan kapalı oturumu hatırlatarak MHP'lilere "O genel görüşmede Türk milletinin menfaatlerini kaç paraya kime sattınız?" diye seslendi.


"Sen nerenin p..çi'sin"

Kılıç'ın bu sözleri MHP sıralarından sert tepkiyle karşılandı. İlk tepkiyi Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı oturduğu yerden Kılıç'a "Sen nerenin p..çi'sin" sözleriyle gösterdi. Kılıç'ın Bölükbaşı'yı kast ederek "1 Mart tezkeresinin Müsteşarı" olarak nitelemesi de Bölükbaşı'nın tepkisine neden oldu.


Önce Bölükbaşı ardından Ural yerinden fırladı


Kılıç konuşmasına devam ederken Deniz Bölükbaşı, yerinden fırlayarak kürsüye doğru yöneldi. Ancak ön sıralarda oturan Mersin Milletvekili Kadir Ural da yerinden fırlayarak kürsüye doğru yöneldi. Arkasından tüm MHP grubu da ayağa kalkarak yine kürsüye doğru yürüdü. Bunun üzerine AKP Bingöl Milletvekili Yusuf Coşkun yerinden kalkarak Kadir Ural'a engel oldu.

Yaşanan kavgada AKP, CHP ve DTP'liler toplu halde MHP'lileri kürsüden uzaklaştırmaya çalıştılar. Bakanlar Kurulu sırasında oturan Tarım Bakanı Mehdi Eker, Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu da oturdukları yerden kalkarak kürsüye doğru yöneldiler. Bu arada MHP Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın da Başkanlık kürsüsünün arkasından dolanarak Kılıç'a vurmaya çalıştığı görüldü. Ancak Yıldız'a da diğer milletvekilleri araya girerek engel oldu.


Şahin ara verdi kavga arada da devam etti

Kavganın büyümesi üzerine Meclis Başkanı Şahin oturuma 10 dakika ara verdi. Ancak kavga verilen arada da devam etti. AKP Grup Başkanvekilleri Nurettin Canikli ile Mustafa Elitaş MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır'ı sakinleştirmeye çalıştılar.


Kılıç yeniden kürsüye çıktı

Verilen aranın ardından Meclis Başkanı Şahin yeniden Kılıç'a söz verdi. Kılıç yaptığı konuşmada, siyasette herkesin üslubuna dikkat etmesi gerektiğini belirterek, "Cümlenin sonunun gelmesini beklemek lazım. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana görev yapan, başbakanlık makamında oturan hiçbir devlet adamı vatan haini olamaz, vatana ihanetle suçlanamaz. Kapalı oturum sizin iktidarınızda yapılmış olsa bile o dönemin koalisyon ortaklarını böyle bir bühtanla karşı karşıya bırakmak mümkün değildir. Sabahtan beri söylenmedik söz kalmadı, hepsini sükunetle karşıladık. Kimse Kıbrıs'ı satamaz, satmaya teşebbüs edemez. Hiçbir Türkiye Cumhuriyeti hükümeti bu ülkenin menfaatlerini pazarlık konusu haline getiremez. Millet bizden birlik ve beraberlik bekliyor." dedi.

 

Kılıç'a cevap

Genel Kurul'da, MHP Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş, Afyon Milletvekili Abdülkadir Akcan ve Konya Milletvekili Faruk Bal başkanlık kürsüsünün önüne gelerek Meclis Başkanı Şahin'den 'sataşma' olduğu gerekçesiyle söz istedi. AKP Grup Başkanvekillerinin de kürsünün önüne gelmesi üzerine MHP'li Durmuş AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş'ı itti.

Meclis Genel Kurulu'nda, demokratik açılımla ilgili genel görüşme önergesi kabul edilirken, görüşmeler de sık sık tartışma ve kavgalara neden oldu. AKP Grup Başkanvekili Suat Kılıç'ın yaptığı konuşma sırasında MHP'nin de içinde olduğu 57'nci hükümet döneminde Mavi Akım Projesiyle ilgili "Türkiye'nin menfaatlerini kaça sattınız, kime sattınız" sözleriyle ilgili tartışmalar uzun süre devam etti.

Kılıç'ın konuşmasının ardından sataşma olduğu gerekçesiyle MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır söz aldı. Şandır AKP'li Kılıç'a "O kapalı oturumda Cemil Çiçek, Mehmet Ali Şahin de vardı, cevabını o versin. Sayın Kılıç bütün belgeler elinizde. Devletin bütün imkanları elinizde. Burada gelip karnınızdan konuşma hakkınız yok. Eğer söylediğinizi ortaya çıkartmazsanız namertsiniz, devletsiniz, hükümetsiniz, elinizde hangi belge varsa açıklamazsanız sizi müfteri ilan ederiz" diye konuştu.


Durmuş Akcan ve Bal başkanlık kürsüsü önüne geldi


Şandır'ın konuşmasının ardından da MHP'lilerin tepkileri devam ederken, bu kez Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş, Afyon Milletvekili Abdülkadir Akcan ve Konya Milletvekili Faruk Bal Başkanlık kürsüsü önüne geldi. O sırada AKP Grup Başkanvekilleri Mustafa Elitaş ile Nurettin Canikli de kürsü önüne gelirken Durmuş'un Elitaş'ı eliyle ittiği görüldü. Genel Kurul'da tansiyon yeniden yükselirken Şahin oturuma bir kez daha ara verdi. Kavga verilen arada da devam ederken Akcan'ın AKP'lilere "Namertsiniz" diye bağırdığı duyuldu. Kavga milletvekillerinin araya girmesiyle yatıştırıldı.
 

 Üslup Tartışması

MHP'nin, grup önerisinin aleyhine söz alan AKP Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan'ın sözleri gerilime neden oldu. Doğan, açılım ile ilgili öngörüşmenin 10 kasım anma gününde yapılmasının anlamına dikkat çekerek, Fransız ünlü şair ve yazar Victor Hugo'nun sözlerinden örnek verince; CHP ve MHP sıralarından, "Sen niye Atatürk'ün sözlerinden örnek vermiyorsun da, Hugo'nun sözlerinden örnek veriyorsun" karşılığını verdiler.

TBMM Genel Kurulu'nda gerileme neden olan diyalog şu şekilde gelişti:

Avni Doğan : Artık Türkiye kabına sığmıyor. Hükümet burada açılımı anlatmak istiyor, niye karşı çıkıyorsunuz. Atatürk olsaydı bu açılıma destek verirdi.
MHP sıralarından, "Ne alakası var. Siz ABD'ye teslim oldunuz.
Avni Doğan : MHP'ye CHP ağzıyla konuşmak yakışmıyor.
CHP ve MHP sıralarından bağırışmalar. "Ne diyorsun sen.. Ne olmuş CHP'ye."
CHP ve MHP sıralarından Avni doğan'a : Git bunları Maraş'ta anlat.
MHP sıralarından : Sen tetikçilik yapıyorsun.
Avni Doğan: Bu ülke kimlerin tetikçilik yaptığını çok iyi biliyor. Bu ülke kimlerin darbecileri alkışladığını çok iyi biliyor..
Sözleri üzerine CHP'liler ayağa kalkarak, "Sen kime darbeci diyorsun. Kendine gel sözlerini geri al."
Diğer taraftan MHP sıralarından da "tetikçi" sözlerine, "Asıl tetikçi sensin. Senin geçmişini de biz çok iyi biliyoruz." Sıralardan küfürler ve bağırışmalar devam ederken, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin araya girerek, Genel Kurul'u sakinleştirmeye çalıştı.
CHP'li Gürol Ergin, Canan Arıtman ve Malik Ejder ayağa kalkarak kürsüye yürümek istediler. Bunun üzerine bazı CHP'liler engel oldular.
MHP'li Nevzat Korkmaz da, "Sen kime tetikçi diyorsun açıkla. Açıklamazsan.."
Genel Kurul'da karşılıklı bağırışmalar devam ederken, CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol söz isteyerek, Avni Doğan'ın, "darbecileri alkışlayanlar" sözünü geri almasını ve CHP'den özür dilemesini istedi.
Bunun üzerine AKP Grup Başkanvekilleri Avni doğan'dan kürsüye çıkarak CHP'den özür dilemesi yönünde Doğan'ı uyardılar.

 

Anadol'dan cevap gecikmedi

CHP'li Kemal Anadol, AKP'li Avni Doğan'ın "MHP tıpkı CHP gibi konuşuyor" sözlerine karşı, "Biz sizi Anayasa Mahkemesi'nin vermiş olduğu kararla 'Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmuş bir parti gibi görüyoruz" dedi.

 Genel Kurulda, önerge üzerine söz alan CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, AKP hükümetinin, demokratik açılımın içeriği hakkında bir bir bilgi vermediğini, iktidar partisine mensup milletvekillerinin bile bu konuda fikir sahibi olmadıklarını savundu. Anadol, ''Siz söylemeseniz de biz, demokratik açılım projesinin okyanus ötesinden dikte edildiğini anladık'' dedi.

Terör örgütü üyelerinin Habur Sınır Kapısında teslim olmalarına ilişkin değerlendirmede bulunan Anadol, ''Barış projesi için savaş elbiseleri ile gelinir mi?'' dedi.
Konuşmasında, ''AKP, DTP ve PKK, üzerine düşeni paylaştı ve sınırda çadır mahkemeleri kuruldu'' ifadesini kullanan Anadol'a, iktidar partisi milletvekilleri tepki gösterdi.

Türkiye Cumhuriyeti'nin, 70 yıllık tarihine bakıldığında, rejimin yüz akıyla çıktığının söylenemeyeceğini öne süren Anadol, şunları söyledi:
''Türkiye Cumhuriyeti 1923'ten bu yana sürekli devinim içindedir. Türkiye Cumhuriyeti'nin 70 yıllık tarihi, boşa harcanmış bir zaman gibidir. 'Tevhidi Tedrisat Kanunu nelerin önünü tıkamak, nelerin önünü açmak içindir? Harf İnkılabıyla bir ülkenin tamamının bir anda sıfır okur yazar seviyesine indirgenmesi kimlere yaramıştır?' cümlelerinin sahibi, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı ve AKP'nin Genel Başkanıdır.''

 

''Açılım ABD'nin talimatı"

MHP İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi de demokratik açılım konusunu eleştirirken, ''ABD Başkanı buraya gelip talimatlarını verdi. Kim bilir hangi üslupta emretti'' dedi.
Sipahi'nin, ''İçişleri Bakanı Habur'a müsteşarını gönderdi'', ''İmralı'nın kılavuzluğu yapıldı'', ''PKK koalisyonlu açılım'' ifadelerine iktidar milletvekilleri tepki gösterdi.

TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin de Sipahi'yi uyararak, ''Bu cümleler Parlamentoya yakışmıyor. Ağır ifadeler içeriyor'' dedi.

Sipahi, AKP hükümetinin iktidara geldiği dönemde bitmek üzere olan terörün daha sonra yeniden tırmandığını iddia etti. Sipahi, ''İmralı affının da aralarında bulunduğu talimatlar aldınız. Biz bu oyuna gelmeyiz. Biz ihanet projesine karşı çıkacağız ve 'Ne mutlu Türk'üm diyene' demeye devam edeceğiz'' diye konuştu.

 

''Bu görüşme Atatürk'ün ruhuna azap vermez"

AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ ise memleket meselelerinin en açık şekilde Mecliste konuşulması gerektiğini söyledi.

Gazi Mecliste, hem düşmana karşı mücadele edildiğini hem de milletin birlik ve dirliği için kararlar alındığını anlatan Bozdağ, ''O dönemde 'Meclisi başka yere taşıyalım' diyenler de oldu. Onlara kulak asılsaydı şimdi ne olurdu? Oturulmuş, tartışılmış ardından düşman atılmış ve Cumhuriyet kurulmuş. Hiç kimse, 'bunlar tartışılmaz' dememiş'' dedi.

Atatürk'ün 10 Kasımda vefat ettiğini, 11 Kasımda TBMM'de yeni cumhurbaşkanı seçildiğini anımsatan Bozdağ, ''Hiç kimse, 'Ulu Önder vefat etti. Siz cumhurbaşkanı seçimi ile uğraşıyorsunuz' dememiş'' diye konuştu. TBMM'nin daha önceki yıllarda da 10 Kasım günlerinde çalıştığını belirten Bozdağ, ''Terör 25 yıldır devam ediyor. Analar ağlıyor, kadınlar dul, çocuklar yetim kalıyor. Bu durumda terörü konuşmayacağız da neyi konuşacağız?'' sorusunu yöneltti.

Bozdağ, terörün son bulması, akan kanın durması ve güçlü Türkiye için yapılacak görüşmelerin, konuşmaların Atatürk'ün ruhuna azap vermeyeceğini, aksine bunlar konuşulmadığında, bu sorunlar çözülmediğinde Atatürk'ün rahatsız olacağını ifade etti.
Bekir Bozdağ, bundan önceki ve kendi hükümetlerinin hiç bir zaman teröristleri törenle karşılamadığını, söz konusu görüntüleri kendilerinin de tasvip etmediklerini kaydetti.

Eskişehir Bağımsız Milletvekili Tayfun İçli de demokratik açılımın milli birlik projesi olduğunun söylendiğini ve Atatürk'ün, ''Yurtta sulh cihanda sulh'' cümlesinin arkasına sığınıldığını öne sürerek, ''Proje sulh değil, kavga projesi. PKK terör örgütünün bayraklarını davul zurna ile karşılıyorsunuz ve af hazırlığı içindesiniz'' iddiasında bulundu.

 

CHP'li Öymen'den iktidara eleştiri: Terör örgütüyle müzakere yapıyorsunuz

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, TBMM Genel Kurulu'nda, kürt açılımı ile ilgili görüşmeler sırasında Hükümeti eleştirirken, "Terör üyelerini kıskıvrak yakaladınız da, ceza almasını mı sağladınız. Atatürk bunu yapar mıydı. Atatürk şeyh Sait'le müzakere mi etti bunların hiçbirisini yapmadı. Ama siz terör örgütüyle masaya oturuyorsunuz. Terör örgütü ile müzakere yapıyorsunuz" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, Hükümetin "Kürt Açılımı" ile ilgili genel görüşmenin öngörüşmeleri devam ederken, CHP Grubu adına söz alan Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, Atatürk'ün ölüm yıldönümünde söz konusu açılımın bugün yapılmasının ibret verici olduğunu vurguladı.

Öymen, AKP'ye açılan kapatma davasını hatırlatarak, "Bugün iktidar partisinde bulunan parti Anayasa Mahkemesi tarafından 'laiklik karşıtı' gerekçesiyle kapatılma kararıyla karşı karşıya kalmıştır" dedi ve Açılımın 10 Kasım'da yapılmasını eleştirdi.
Öymen, "Atatürk'ün hayatı 10 kasım'da sona erdi. Ancak, Atatürk'ün eserleri devrimi milletin kalbinde yaşayacaktır. Bu görüşmenin 10 Kasımda yapılması sadece Atatürk'ün anısına saygısızlık değil, iktidarın kafasından geçen proje terörle müzakeredir" dedi.

Öymen, açılım ile ilgili Hükümeti eleştirirken, "Terör üyelerini kıskıvrak yakaladınız da, ceza almasını mı sağladınız. Atatürk bunu yapar mıydı. Atatürk Şeyh Sait'le müzakere mi etti bunların hiçbirisini yapmadı. Ama siz terör örgütüyle masaya oturuyorsunuz. Terör örgütü ile müzakere yapıyorsunuz" diye sordu.

Hükümet yabancıların projelerini hayata geçiriyor

Atatürk'ün, terörle ve düşmanla mücadele ederken, yabancıların değil, Türkiye'nin istihbaratını kullandığını belirten Öymen şöyle dedi; "Atatürk, yabancı ülkelerin istihbaratıyla mı yararlandı. Türkiye'nin istihbaratından yararlandı" diye konuştu.


Analar kurtuluş savaşında ağlamadı mı?


Hükümetin açılım sürecinde; "analar ağlamasın" diye yola çıktığını vurgulayan Öymen şöyle dedi:
"Şeyh Sait isyanında, Kıbrıs'ta, Kurtuluş savaşında analar ağlamadı mı? Kimse çıkıp da 'analar ağlamasın' diyen olumu, ABD'de de terörle mücadele ederken çıkıp 'analar ağlamasın' diyen oldumu mu? Ama bunu sadece sizin hükümet yapıyor. Terör bitmek üzereyken siz geldiniz, 7 yıl da şehit sayısı arttı."

Hükümetin projelerini yabancıların ve başka ülkelerin yaptığını öne süren Öymen, "Yabancı ülkeler müdahale etti, siz 7 günlük sınır ötesi operasyonundan çekildiniz. Hükümetin bu konudaki tavrı yanlıştır. Şimdi siz çıkıp 'Yurtta sulh, cihanda sulh' diyorsunuz. Bunu 'Atatürk' dedi 'siz' demediniz. Atatürk Şeyh Sait'le mücadele ederken de 'yurtta sulh cihanda sulh' dedi" değerlendirmesinde bulundu.

Siyasi iktidarın, terörü meşrulaştırdığı suçlaması getiren Onur Öymen, Bakan Atalay'ın konuşmasına atıf yaparak, "Burada Sayın Bakan konuştu; açılımla ilgili bir şey söyledi mi? Geçenlerde bir ülkenin temsilcisi Türkiye'ye geldi ve 'açılımı destekliyoruz' dedi. Siz Anayasa taslağını da ilk önce yabancılara okutmadınız mı?, Acaba yabancılar mı sizin yol haritanızı hazırlıyor" diye sordu.

34 PKK'linin Türkiye geliş sırasında yaşananları da hatırlatan Öymen şöyle dedi:
"Şehit ailelerinin Türk bayraklarıyla yaptıkları protestolarda ellerinden alınan bayrakları Sayın Bakan siz mi istediniz. Dağlardan inenlere diyorsunuz ki; 'Bunlar suç işlememiş' nereden biliyorsunuz. Bunlar dağlara patates soymaya mı çıktı, nereden biliyorsunuz bunların suç işlemediklerini. Eline silah alan dağa çıkan adama 'suçsuz' diyorsunuz. Dağa çıkan serbest, konferans düzenleyen yıllarca hapis yatsın bumu sizin demokrasi anlayışınız. Bravo. Bu savunması mümkün olmayan bir yaklaşımdır."
 

Öneri reddedildi

Meclis Genel Kurulu'nda, CHP'nin Kürt açılımıyla ilgili genel görüşme önergesinin ön görüşmelerinin 11 Kasım'da, MHP'nin de 12 Kasım'da yapılmasına ilişkin grup önerileri reddedildi.


DTP'li Kışanak: Gelin kürt sorununu birlikte çözelim

DTP Grup Başkanvekili Gültan Kışanak, demokratik açılım sürecini değerlendirirken, muhalefete sorunu birlikte çözmeye çağırdı. Kışanak, "Bu kürsüden bir kez daha, iktidarı ve muhalefeti ile hepimizi, Kürt sorunu gibi Türkiye'nin kaderini ilgilendiren bir sorun karşısında sorumlu, vicdanlı, adil, cesur ve kararlı bir tutum içinde olmaya davet ediyoruz" dedi.

TBMM Genel Kurul'da, Hükümetin "Kürt Açılımı" ile ilgili genel görüşmenin öngörüşmeleri sırasında DTP adına söz alan Grup Başkanvekili Kışanak, açılımdan "Milli Birlik ve Kardeşlik Konulu Genel Görüşme Önergesinin ön görüşmeleri" şeklinde söz etti.
Kışanak, aylardır süren tartışmaların ardından, gecikmeli de olsa "açılım" konusunun Meclis'e gelmesini son derece önemsiyor ve çözüm süreci açısından bir fırsat olarak gördüklerini dile getirdi.

Meclisin, 86 yıl aradan sonra ilk kez, adı konulmasa da Kürt sorununu gündemine alması, bu görüşmelere tarihi bir nitelik kazandırdığını vurgulayan Kışanak şöyle konuştu:
"Bu, Kürt sorunuyla yüzleşme adına son derece önemli bir gelişmedir. Elbette toplumsal sorunların tartışılacağı, birlikte çözümlerin üretileceği zemin parlamentodur, parlamento olmak durumundadır. Kürt sorunu gibi çok boyutlu ve derinlikli bir sorunun görüşüleceği ilk adresin de parlamento olması gerekir. Eğer soruna sivil demokratik bir çözüm aranıyorsa bunun adresi Meclis olmak zorundadır. Bu sorun yıllardır Milli Güvenlik Kurulu toplantılarında, askeri karargâhlarda konuşuldu, tartışıldı."


"Askeri çözümsüzlük"

Demokratik açılımda gelinen sürece de değinen Gültan Kışanak, "Kürt sorununda izlenen çözümsüzlük politikasında, hükümetlerin payına düşen ise askeri politikalara itirazsız uymak oldu. Siyasal iktidarlar, devletin bütün olanaklarını, askeri politikaların hizmetine sundu" dedi.

Kışanak, sınır ötesi operasyonlar için Parlamentodan geçen tezkerelere de vurgu yaparak, "Binlerce gencin ölümüne neden olan savaş tezkerelerini çıkartan parlamentonun, bu olumsuz imajını düzeltebilmesi için de önüne bir fırsat gelmiştir. Parlamento üyelerinin, bu fırsatı toplumsal barış ve Türkiye'nin aydınlık geleceği açısından iyi değerlendirmesi gerekir" diye konuştu.


Muhalefete çağrı

Kışanak, bu süreçte muhalefet partilerine şu çağrıyı yaptı:
"Bu kürsüden bir kez daha, iktidarı ve muhalefeti ile hepimizi, Kürt sorunu gibi Türkiye'nin kaderini ilgilendiren bir sorun karşısında sorumlu, vicdanlı, adil, cesur ve kararlı bir tutum içinde olmaya davet ediyoruz.

Kürt sorunu siyasi çekişmelere konu olacak bir sorun değildir. Konuyu partiler üstü bir yaklaşımla ele almak, bizi çözüme götürecek ilk adımdır. Hiçbir siyasi parti, Kürt sorununu yok sayamaz ve çözümden uzak duramaz. İktidarından muhalefetine herkes bu sorunun gerçek boyutlarıyla yüzleşmek zorundadır."

Demokratik bir çözümün ve onurlu bir barışın koşulları artık her zamankinden daha fazla oluştuğuna dikkat çeken Kışanak, "Gelin bunu başka bir bahara ertelemeyelim" değerlendirmesinde bulundu. Kışanak sözlerini şöyle tamamladı:
"Anadilde eğitim hakkı anayasal güvenceye kavuşturulmalı, bu hak eğitim ve öğretimin tüm aşamalarını kapsamalıdır. Türkçeden farklı bir dilde eğitim yapan kurumlarda, resmi dil olan Türkçenin öğretilmesi sağlanarak, Türkçenin tüm Türkiye halkının ortak iletişim dili olmasına olanak yaratılmalıdır. Vatandaşlık hakkını, 'Türk' etnik kimliği ile sınırlayan yaklaşım mutlaka değiştirilerek; din, mezhep, ırk, etnik köken, cinsiyet, kültürel ve benzeri hiçbir fark gözetilmeksizin, Türkiye Cumhuriyetine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkese, anayasal vatandaşlık hakkı tanınmalıdır."