Opera sanatçısı Hakan Aysev: Opera zaten şehirde köylere götürmeliyiz

Dünyaca ünlü opera sanatçısı Hakan Aysev, bu dönemde en çok gözlerine bakamadığı seyircileri özlüyor. “Online sadece konser yapılabiliyor opera temsilinin yapılması çok zor” ifadesini kullanıyor.

20 Şubat 2021 Cumartesi, 16:06
Opera sanatçısı Hakan Aysev: Opera zaten şehirde köylere götürmeliyiz
Abone Ol google-news

Müzik derslerinde hep sınıfta kalan öğrenciydim diyor, annesinin zoruyla konservatuar sınavlarına girmiş, sonrasında ise dünyaca ünlü opera sanatçısı Pavarotti’nin öğrencisi olmuş. Dünyanın en önemli operalarında 38 başrol oynamış. Ünlü tenor Hakan Aysev, “Ankara Sıhhiye’de doğmasaydım opera sanatçısı olmazdım. Anadolu beni çok besliyor. Neşet Ertaş hayranıyım” ifadelerini kullanıyor. Hakan Aysev ile pandemide sanatı ve müzik hayatını konuştuk.

* Pandemi sanat camiasını nasıl etkiledi?

Moraller bozuk. Mesleki açıdan hiç yaşamadığımız şeyler yaşıyoruz. İlk defa şarkı söylemenizi çaresizce engelleyen bir durum var. Birçok engele yıllardan beri denk geldim. Hepsini bir şekilde aşıyorsunuz. Ama böyle bir şeyle savaşamıyorsunuz.

Arada da bir online konser yapan şanslı sanatçalardanım. İnsan görmeden şarkı söylemeye çalışıyorsunuz. Ki ben konserlerden enerjimi hep seyircilerden alırım. Hep seyircilerin gözlerine bakarım melodinin dışında sözlerimi masal gibi anlatmayı severim. Çok zor bir dönem.

Alışmamız gerekecek. Artık 21. yüzyıl böyle yaşanacak. Rantsal kavgalar, savaşlar, Covid-19 belki covid’in başka türevleriyle uğraşacağız. Hiç birşey eskisi gibi olmayacak artık.

ONLİNE OLUNCA FİLM OLUYOR

* Online konser yapmak kolay mı, konser salonundakiyle aynı hazzı veriyor mu?

Çok zor. Canlı seyredildiğinde opera çok keyifli bir sanat. Canlı insan sesi, canlı nefes ve insanoğlunun ciddi bir gücü var sahnede. Opera sanatçılığı çok fazla motivasyon istiyor. İnsanın kendi seviyesini aşıp yaptığı bir sanat dalı. Bunu canlı seyretmek işin en keyifli tarafı. Online olunca opera filmi gibi bir şey oluyor. Online sadece konser yapılabiliyor opera temsilinin yapılması çok zor.

* Bu dönemde kendinizi nasıl motive ediyorsunuz?

İlk başlarda çok panik oldum. İstanbul’da ne yapacağımı bilemedim. Eve kapattım kendimi. Urla’ya gittim. Hakan artık 21. yüzyıl dedim. Bu dönemde İmtihan diye yeni bir single çıkardım. 200 bin kişi dinlemiş. Çok fazla Instagram, YouTube yayınına katıldım. Yeni yıl konseri yaptım.

EVİNE EKMEK GÖTÜREMEYENLER VAR

* Bu kanallarda mesleki tatmin ne düzeyde?

Valla yüzde 30’u bile olsa beni motive edebiliyor. Tabii ki eski o güzel sahneler seyircinin sıcak enerjisi yok maalesef. Yok diye de köşeye çekilmemek gerekiyor.

Ama motivasyonu yukarıda tutmaya çalışırken çevremden genç müzisyen arkadaşlarımla ilgili birçok intihar haberi geliyor. Çok büyük virtözler başka meslekler yapmaya çalışıyor. Günlük evine ekmek götürecek çalışanlar için çok zor bir önem. Bunun için de şimdiye kadar bir ayarlama yapılması gerekiyordu.

Her şeye dikkat ediyorsunuz sonra 300 kişi uçağa biniyorsunuz burada virüs kapılmıyor da, sosyal mesafe kurallarına göre dizayn edilmiş konser salonlarından mı kapılacak? Buna gerçekten bir ayar verilmesi lazım. Özellikle gastronomi ve müzik çevresinde çok zorluk yaşayanlar var. Sadece gastronomide 2 milyon kişi çalışıyor. Bunlar aylardan beri açlar.

Hakan Aysev, Şehriban Kıraç'a konuştu.

MÜZİK DERSİNDE SINIFTA KALIRDIM

* Müziğe nasıl başladınız, yurtdışında da eğitim geçmişiniz var...

Müziğe başlamam çok enteresan. Müzik dersinden kalan bir öğrenciydim. Müzikle hiç alakam yoktu, basketbolcuydum, Şeker Spor’da oynuyordum. Annem çok istedi. O küçük bir beldede büyümüş öğretmenleri konservatuara göndermek istemiş. Dedem haşa kızımız şarkıcı mı olacak demiş. Onun içinde ukde kalmış. Annem çok istediği için girdim konservatuar sınavlarına. 300 kişi arasında ilk 9’a girdim. Ankara Devlet Konservaturı’nı kazandım. Bir yıl sonra sevdalısıydım mesleğimin. Belvedere şarkı yarışmasında en genç yarışmacı ödülünü alıp finale kaldım. Viyana’ya müzik akademisine master için gittim. Viyana Operası’na giren ilk Türk oldum. Ondan sonra da Avrupa macerası başladı. Strazburg festivali, daha sonra Koblenz Operası, Frankfurt operası ve dünyadaki tüm opera merkezlerinde başrol söyledim. 38 tane başrolüm var.

* Türkiye’ye dönmekten pişman oldunuz mu?

Hiç pişman olmadım. Türkiye’ye dönme kararım benim ruhsal yapımla ilgili. Ankara’nın isli havasını özlerdim her an. Arkadaşlarımla meyhaneye gitmeyi... Frankfurt operasında da 2 senelik anlaşmam vardı. 15. yıl sonunda o kadar mutsuz oldum ki ben artık Türkiye’ye dönmek istiyorum dedim. Döndükten sonra sırasıyla Ankara, İzmir operası müdürlüğü. Sonra İstanbul Operasına geldim.

Sonra baktım operada başrol oynuyorum, temsiller yapıyorum, ama Türkler opera bilmiyor, sevmiyorlar. İki tane program var gecenin göründe sanat programı adı altında. Kimse izlemiyor. Opera festivalleri opera şehre indi başlıklarıyla yapılıyordu. Böyle saçma bir şey olabilir mi. Opera zaten şehirde onu köylere beldelere götür. Pazara götür. Halk pazarında opera yap.

* Pazarda tutar mı gerçekten?

Almanya’da Avusturya’da biz hep böyle çalıştık. Opera temsilini tanıtmak için bir AVM’nin meyve standının önünde konser verdim. Bu ütopik sanatı popüler duruma getirmek gerekiyordu.

* Opera sanki üst sınıf müziği gibi mi duruyor?

Değil valla değil. Eski Rusya’da Azerbaycan’da, İtalya’da opera halk sanatıdır. Çünkü çok sesli müzik başka bir huzur ve başka bir kafa yapabiliyor. Odak bir kitle bulmaya çalıştım. Aklıma kadınlar geldi. Evde oturan sabah kadın programlarını izleyen kadınlar. O yüzden televizyondaki bu programlara çok fazla çıktım. Hatta çok da eleştirildim opera sanatçısının işi ne diye. Ancak buradan tanıtabilirsin.

Luciano Pavarotti ilk Türkiye geldiğinde hangi aryayı seslendirdiğini kimse bilmiyor, ama kaldığı otelde kırdığı tuvaleti herkes biliyor. Maalesef magazinsel biliyor herkes. O yüzden bu kanaldan o kadınlara seslendim. Böyle yayıldı olay. İnsanlar tanıştı bu kavramla.

* Sevdiler yani operayı?

Opera sanatını sevmek çok kolay değil. Çok komplike bir sanat dalı. İçinde dekor var, bale var, insan sesi var, senfonik müzik var, tiyatro var. Operaya ilk gittiğinizde anlayacaksınız diye bir şey yok. Sıkılan da oluyor, anlamak için direten de, çok iyi hisseden de. Doğru eserlerle eğitimler verilmeli. Ben hep bunları anlattım.

Opera sanatçıları hep asık suratlı olur. Ben bu konuya çok dikkat ederim. İnsanlar size bakarken korkmamalılar. Şarkı söylerken gülerim genelde.

PAVAROTTİ EN BÜYÜK ŞANSIM

* Pavarotti’den de ders aldınız, nasıl bir his?

Muhteşem bir insan. Benim en büyük şansım, 21 yaşındaydım. Viyana’dayken beni ona anlatmışlar, kabul etmiş dinlemeyi. Tabi tanrısal bir isim plağını bile alamıyoruz. Konser salonunun ortasında oturuyordum en dip kapıyı açtı girdi yavaş yavaş geldi, kalktım tir tir titriyorum. Konuşamıyorum. Ey ben Luciano sen kimsin dedi. Aldı kafamı göğsüne yapıştırdı. Bir efsanenin size baba gibi yaklaşması benim hayatımda başıma gelen en büyüş şanslardan bir tanesi. Ondan ders almam bana bambaşka kapılar açtı.

* Müziğinizi yaparken daha çok nelerden besleniyorsunuz?

Anadolu beni çok besliyor. Neşet Ertaş hayranıyım. Yaşanmışlıklar beni çok etkiliyor. İnanmadığınız, hissetmediğiniz ya da yaşamadığınız bir şeyi söylüyorsanız inandırıcılığınızı kaybediyorsunuz.

Eğer Ankara Sıhhiye’de doğan ve çocukluğumu gençliğimi sokakta yaşayan biri olmayıp da Milano’da doğsaydım Hakan Aysev olmazdı.

* İdolünüz kim?

İdollerim var. Yapı olarak Pavarotti’ye çok benziyorum. Yunan sanatçı Giannis Parios çok hayranıyım. Placido Domingo sahne enerjisiyle, Jose Carreras ses rengiyle çok etkilendiğim insanlardır. Türkiye’den Kayahan ve Neşet Ertaş’tan çok feyiz aldım.

Türkiye’de gelecek vadeden opera sanatçıları var mı?

Murat Karahan, Efe Kışlalı, Bülent Bezdüz, Burcu Soysev, Burak Bilgili. Artık opera sahnelerinde Türkleri görebiliyoruz. Bu gurur duyulacak bir şey.

* Sahne eksikliği de yok mu?

Var tabi. Birçok başkentin simgesi opera binasıdır. Bizim hep bina problemimiz oldu. Kısa sürede çok muhteşem futbol sahaları yapıldı koskocaman hastaneler yapıldı. Kültür merkezi yapılmak için biraz geç kalındı. AKM’nin yeniden yapılacak olmasına çok sevindim.

* Çocuğunu operaya gönderecek anne babalara ne önerirsiniz?

Mesleki açıdan artık çok düşünen yok gibi. Çünkü yıllardan beri kurumlarımızdan maalesef kadro problemi var. Çocuklar sözleşmeli çalışıyor. Bir opera sanatçısının maaşı bir sekreter maaşıyla aynı. Ama tabi sanata aşık aileler ne olursa olsun çocuklarını yollasın. Çocuklarını yönlendirsinler sanat insanı bambaşka yapıyor.

* Netleşen programlarınız var mı?

Kadınlar gününde Adnan Saygun’da bir konserim olacak. Bodrum’da Torba’da açık hava konser mekanı kuruyorum. 23 Nisan’da benim konserimle açılacak. Orada Hakan Aysev Müzik Akademisi de devreye girecek.

İlk pop, ilk rock operayı yapan kişiyim, pandemi de de durmayacağım.