Osmanlı'nın Medrese Eğitimine Özlem

03 Temmuz 2012 Salı, 06:35
Abone Ol google-news

Eğitim Birliği Yasası’nın (Tevhidi Tedrisat) ötelendiği, laiklik ilkesinin yok sayıldığı günümüzde eğitimimiz hızla dinselleşiyor. Cumhuriyet, demokrasi ve laiklik gölgeleniyorken; cemaat ve tarikatlar ümmetçi bir toplum için yarışıyor.

Eğitimdeki 89 yıllık Cumhuriyet kazanımları yerine Osmanlı’nın medrese sistemi olan “4 yıl kısmı evvel; 4 yıl kısmı sani; 4 yıl kısmı ali” bugünkü sistemle aynen uygulanacaktır. Kısmı evvel = okulöncesi - ilkokul; kısmi sani = ilkokul sonrası – ortaokul; kısmi ali = ortaokul sonrası-lise” eğitimi şeklindedir. Bu uygulamayla çocuklarımızın/gençlerimizin geleceği karartılacak, toplum ümmetleştirilecek ve Cumhuriyetin eğitimdeki tüm kazanımları yok sayılacaktır.

Fen-teknoloji-felsefenin ahlaksızlığı körüklediği düşünülerek kurulan vakıflar eğitim sistemimizin yol haritasının bugünkü mimarlarıdır. Amaçları ümmet-biat-maraba kültürünü yaygınlaştırmaktır. Ezberci eğitime karşı durulurken, hafızlık eğitimi gündeme taşınmaktadır.

Gençlerimizin yapabilme, üretme, araştırma, uygulama ve sorgulamaya yönelik bir eğitimle çağdaş uluslarla yarışmaları beklentimizdi. Getirilen bu sistemle, ahlak eğitimi, karakter eğitimi, değer eğitiminin düşünülmesiyle; beceri, yetenek ve üretme gelişimi yok sayılmaktadır.

Eğitimde korku, endişe, baskı yaşanıyor. Öğretmenler bilgi, deneyim ve sevgi donanımlı olacakken gözdağı verilerek korkutuluyor. Dogma ile biliminin önünü kesiliyor; dinsellik, eğitimin her alanında yer alıyor. Dogma ile beslenen, umuttan yoksun, korku imparatorluğu içerikli bu eğitim uygulaması karanlıkları çağrıştırıyor.

Eğitim Birliği ile bilimsel ve uygulamalı eğitime geçiş sağlanmıştı. Şeri hukuktan medeni hukuka geçilmişti. Laiklikle din-inanç, devlet işlerinden soyutlanmıştı. Osmanlı’nın Darülfünun’u, Batı’nın üniversitelerine dönüştürülmüş ve eğitimde çağdaş bir yapı oluşturulmuştu. Dinsel düşünce yerini bilimsel düşünceye bırakmıştı. “Atatürk Devrimi / Cumhuriyet kazanımları / Türk Rönesansı” denilen yenileşme, aydınlanma, gelişme ve çağdaşlaşmadaki amaç, ülkemizi Batı ülkeleri düzeyine getirmekti. Atatürk Devrimi, gerçek demokrasiyi yerleştirecek, geliştirecek ve insanlık anlayışını, düşünce yapısını zenginleştirecekti. Eskidi savıyla bugünün karşıdevrimine gidildi.

4+4+4, eğitimde dinselleşme projesidir. Devrim karşıtı uygulamalar birer karanlık gölge gibi ülkemizi kuşatmaktadır. Ulusal eğitimde geriye dönüş, Osmanlı’ya özlem düşünceleri çağdaş uluslarla aramızdaki farkta onarılmaz trajik sonuçlar doğuracaktır. Onlar bilim çağını yaşayıp ilerlerken bizler dinselliğin karanlığında geriye dönüşün çanlarını çalmış olacağız. İslami aydınlanma girişimiyle ülke düzeyine serpilen dogmalar bilimsel gelişmemizin önünü tıkayacaktır. Ilımlı İslam devletinin oluşturulmasında önceliğin laiklik ilkesinin ötelenmesi, Kemalist Cumhuriyetin yok sayılması ve Tevhidi Tedrisat’ın tümüyle ortadan kaldırılması olduğu apaçık görülmektedir. Çağdaş eğitimin eskidiği ve yeni uygulamaların getirilmesi düşüncesi böylesi sığ, dayanaksız bir eğitim şekli olmamalıydı.

Cumhuriyetin ve Atatürk’ün özellikle eğitim aydınlığına çıkılan tüm kazanımlarının tersine çevrildiği bugün; aydınlığın yerini karanlığa bırakacağı kuşkusunu taşımaktayım. Aydınlığa açılan bütün kapılar bir bir kapatılıyorken belirsizlik ve endişe içimizi burkuyor. “Dindar ve kindar bir gençlik yetiştirme düşüncesi” ülkemiz için ürkütücü olacaktır. 20 milyona yakın gencin böylesi bir düşünce eğitiminden geçirilecek olması, ayrımcı ve çarpık bir eğitimi çağrıştıracaktır. İki bin civarında imam hatip okulunun açılacak olması, birçok ilköğretim okulunun ve lisenin imam hatibe dönüştürülmesi eğitimsel ve toplumsal kargaşaya yol açacaktır.