"Piyasa kâhini"nin Türkiye değerlendirmesi

"Piyasa Kâhini" olarak da bilinen ünlü ekonomist Nouriel Roubini, Türkiye'nin Amerika'nın çıkardığı ve küresel ekonomiyi vuran mali tsunaminin rastlantısal kurbanlarından biri olduğunu söyledi. Bütçe açıkları ve dengesiz diğer alanların Türkiye'nin yumuşak karnı olduğunu belirten Roubini güç kazanan para biriminin kan kaybetmeye başladığını belirtti.

25 Ocak 2009 Pazar, 11:51
Abone Ol google-news

Ünlü ekonomist Nouriel Roubini NTV'de İpek Cem'in yönettiği "Dünyayı Yönetenler" programında küresel krizi ve bu krizin Türkiye'ye etkilerini değerlendirdi. Roubini, gelişmekte olan ülkelerin ABD'deki mali krizden etkilendiğini söyledi. Roubini, bu etkinin boyutlarını Türkiye açısından şöyle değerlendirdi:
"Çünkü biliyorsunuz ABD hapşırdığında tüm dünya soğuk algınlığına yakalanır. Ve bu kez bu sıradan bir hapşırık değil, bu bir zatürre. Ne yazık ki finansal kriz salgınının yayılma alanı oldukça geniş oldu. Küresel ticaret ve finans kanallarının gelişmekte olan ekonomilerin büyümesi üzerinde olumsuz etkileri söz konusu. Ve ben Türkiye'nin diğerlerine kıyasla daha iyi durumda olduğunu düşünüyorum. Enerji fiyatlarının bu denli düşmesi, Rusya'da bu yıl derin bir resesyona yol açacaktır. Brezilya'da da ekonomik büyüme rakamları son derece düşük olacaktır, çünkü emtiaya dayalı bir ekonomiye sahip. Türkiye gibi gelişmekte olan pazarların bazıları emtia ithalatçısı, ama yine bu ülkelerin bazılarında büyük cari açıklar söz konusu. Devlet bütçesinin ve dış borçların finanse edilmesi için sermayeye ve dış borca gereksinim var. Ayrıca Avrupa ve diğer ülkelerin ticari linklerine de bağımlılar. Yani gelişmekte olan pazarların durumu, içinde bulundukları şartlara bağlı olarak farklılık gösteriyor."

 

"Güç kazanan para biriminiz kan kaybetmeye başladı"

Roubini, Türkiye ekonomisinin 2001'de yaşadığı ekonomik krize kıyaslandığında şimdiki durumunun o krize göre daha iyi olduğunu söyledi. Roubini, "Merkez Bankanız, enflasyonu sabitlemek için çalışıyor. Mali sisteminiz büyük ölçüde toparlanmış durumda. Piyasada büyük sorunlara yol açan yanlış eşleşmelerin sayısı da azaldı. İhracatın, ekonomik büyümenin ve rekabetçiliğin arttığını gözlemliyoruz. Ancak Avrupa ve diğer bölgelerin ihracat taleplerindeki büyük düşüş, Türkiye için iyi olmayacaktır. Türkiye'nin dış borcunu bu zor ortamda finanse etmesi anlamına geliyor. Mevcut cari işlem açığı ve gerek devletin, gerekse özel sektörün borçlanmaları, dikkatli olmanız gereken hususlar. Para biriminiz geçen yıllarda oldukça güç kazanmıştı, ancak şu aralar kan kaybetmeye başladı. Bu, ihracat için olumlu olabilir, ancak küresel ekonomi söz konusu olduğunda ters etki yaratacaktır. Dış borçlarınızı öderken, dövizin yüksek seyretmesi dezanvatajınaza olacaktır" diye konuştu.

 

IMF ile ilişkide iki avantaj

Bir soru üzerine Türkiye-IMF ilişkilerini de değerlendiren ünlü ekonomist Roubini, şu değerlendirmede bulundu:
"IMF'yle uygulanacak bir işbirliği programının iki farklı avantajı olacağı kanaatindeyim. İlk olarak Türkiye bu sayede, hem bütçe açığını kapatmak, hem de şirketlerin, finans kuruluşlarının, özel sektörün ve kamu sektörünün borçlarını finanse etmek için ihtiyaç duyduğu 20-25 milyar dolar değerinde likiditeye sahip olabilir. İkincisi, bu zor piyasa koşullarında Türkiye'nin kendine olan güvenini arttırabilir. Türkiye, IMF'yle başarılı bir geçmişe sahip olan ülkeler arasında diyebiliriz. Mali politikalarda karşılıklı bir değiş tokuş söz konusudur. Para politikalarının uygulanması, enflasyonun gerileyişi ve Merkez Bankası'nın faiz oranlarını düşürmesiyle birlikte daha kolay hale gelecektir. Üzerinde çalışılması gereken farklı parametreler olduğu gibi, sınırlayıcı bazı etkenler de var. Ancak IMF, eski büyüme hızınızı yakalamanızı ve bu sene oluşacak mali baskıyı en aza indirgemenizi sağlayacak politikaların uygulanmasında yardımcı olabilir"

 

Türkiye rastlantısal kurban

Türk ekonomisinin bazı sorunlar yaşadığını belirten Roubini, bunun sorumlusunun da Türkiye olmadığını söyledi. Roubini, şöyle dedi:
"Türkiye ekonomisinin geçmişte yaşadığı âni artış ve düşüşlerin nedeni, yüksek enflasyon, ardından gelen ekonomik resesyonlar ve nihayetinde kapıyı çalan ekonomik kriz olmuştu. Böyle şeylerin yaşanması normaldir. Bence 2001 yılında yaşanan ekonomik kriz, pek çok şeyi eskisinden daha iyi hale getirdi. Bugün yine bazı sorunlar yaşıyorsunuz, ancak bunun suçlusu siz değilsiniz. Siz de Amerika'nın çıkardığı ve küresel ekonomiyi vuran mali tsunaminin rastlantısal kurbanlarından birisiniz. Her ülkenin savunmasız kalan bazı yönleri vardır. Türkiye'nin yumuşak karnıysa bütçe açığı ve dengesizlik yaşadığı diğer alanlardır."