Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan: Deprem sorunlarının düzelmesi için ülke yönetiminin yoksulluk ve yolsuzluğunu gidermesi gerekiyor

Beklenen İstanbul depremine ilişkin Cumhuriyet TV'ye açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, sert eleştirilerde bulundu: Türkiye'deki deprem sorununun çözümü için; yoksulluk, yolsuzluk bitecek. Ve eşit gelir dağılımı olacak. Yani sosyal devlet olması gerek. Şuan sosyal devlet değil, çıkarcı bir devlet var.

16 Mart 2021 Salı, 12:43
Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan: Deprem sorunlarının düzelmesi için ülke yönetiminin yoksulluk ve yolsuzluğunu gidermesi gerekiyor
Abone Ol google-news

Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, beklenen İstanbul Depremi'ne ilişkin Cumhuriyet TV'ye açıklamalarda bulundu.

1999'daki Büyük Marmara Depremi'nin üzerinden 22 yıl geçmiş olmasına rağmen İstanbul'da bir çok bölgenin hala depreme dayanıklı hale getirilmediğini anlatan Prof. Dr. Ercan, "Ben Ortaköy'de oturuyorum. Beşiktaş, Ortaköy'de dere boyunca olan yerler depreme dayanıklı değil. Bunun yanı sıra İstanbul'un kalbi olan Beşiktaş Ihlamurdere... Deprem olduğu zaman yıkılmaya aday olan yerler buralar" dedi, bu bölgelerde hiç kentsel dönüşüm yapılmadığını anlattı.

Kentsel dönüşüm denilerek, kamu yapılarının kamunun elinden alınıp özel sektöre verildiğini anlatan Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, "Mesela bir tanesi Karayolları Genel Müdürlüğü'nün Zincirlikuyu'da olan yeri. Orası Zorlu'ya verildi. Zorlu'ya 4 katlı iş merkezi yaptılar. Bu kentsel dönüşüm değil. Biz buna 'kentsel bozuşum' diyoruz" ifadelerini kullandı.


Sadece Zincirlikuyu'da değil İstanbul'un diğer bir çok bölgesinde aynı durumun yaşandığını anlatan Prof. Dr. Ercan, "Fikirtepe'nin olduğu yerlerde kentsel dönüşüm bağlamında çarpık yapılaşmaların bir çoğu zengin müteahhit tarafından alınarak, oralara; 1'e alınmışsa 10'a satılacak şekilde lüks, çok katlı yapılar yapıldı" dedi. 

"Peki oradaki insanlar ne yaptı?" diye soran Prof. Dr. Ercan şöyle devam etti:

"Oradaki insanlar ellerine geçen küçük parayla şehrin içinde yer alamadıkları için 'kentsel öteleme'ye uğradılar. Yani; kentin çeperlerine taşındılar. Nereler? Pendik'in dağlık kesimleri, Silivri tarafları gibi ucuza konut alabilecek yerlere ötelendiler. Kentsel dönüşüm kavramında bunlar yok."

"EN ERKEN 2035 YILINDA..."

Bu bölgeden ayrılan yurttaşların Kayabaşı'nda bulunan Kayakent gibi bölgelere taşınmak zorunda kaldığını anlatan Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, "Kayabaşı diye bir köy var. Küçükçekmece'nin kuzeydoğusunda olan Kayabaşı... Depremin bir tanesi Küçükçekmece'nin önünde olacak. Bu depremin büyüklüğü 6,1 dolayında olabilir. 2045 yılında bekliyorum. En erken 2035 yılında olabilir. 13-14 yıl sonra çanlar çalmaya başlar" şeklinde konuştu.

İSTANBUL'DA DEPREMDEN EN ÇOK ETKİLENECEK YERLER

İstanbul'da beklenen depremden en çok etkilenecek yerlerin başında kentin Trakya bölümünün sahil kesimleri olduğunu aktaran Prof. Dr. Ercan, Cankurtaran Feneri'nden Ayasofya; Ayasofya'dan Fatih Camisi'ne, oradan da Küçükçekmece'nin kuzeyinden devamla Büyükçekmece'nin kuzeyine çekilecek bir çizgi sonrası bu çizginin güneyinde kalan bölgelerin depremden en çok etkilenecek yerler olduğunu dile getirdi.

"SOSYAL DEVLET DEĞİL, ÇIKARCI BİR DEVLET VAR"

Bağcılar ilçesi ve 500 Evler gibi semtler üzerinden örnekler veren Prof. Dr. Ercan, "Özellikle yoksul kesimin bulunduğu kesimlerdeki yapılar çok kötü. Yoksulluk bitirilmedikçe deprem sorunları Türkiye'de bitmez. Ne İstanbul'da, ne de Türkiye'de... Türkiye'deki deprem sorununun çözümü için; yoksulluk, yolsuzluk bitecek. Ve eşit gelir dağılımı olacak. Yani sosyal devlet olması gerek. Şuan sosyal devlet değil, çıkarcı bir devlet var" şeklinde konuştu.

1999'da meydana gelen Büyük Marmara Depremi sonrasında alınmaya başlanan 'deprem vergileri' üzerinden eleştirilerde bulunan Prof. Dr. Ercan şunları söyledi:

"Yolsuzluk yapılıyor mu bu ülkede? Yapılıyor değil mi? Yoksul için 1999'da çıkarılan deprem vergileri ne oldu diye sormak suç öyle mi? Demekki birisi bu deprem vergilerini farklı bir yerde kullandı öyle mi? 

Türkiye'nin her yıl yıkıcı bir depremi vardır. Her yıkıcı depremin Türkiye Cumhuriyeti'ne maliyeti 5 milyar dolardır. Bir kişinin depremden ölmesinin maliyeti 1 milyon 250 bin dolardır. Sen depremde ölme özgürlüğüne sahip değilsin. Devlet senin depremde ölmene izin veremez. Sen mali krize neden olursun. 

Gölcük Depremi'nin devlete maliyeti 25 milyar dolardır. En dolu zamanında Türkiye'nin turizm geliri 38 milyar dolardır. Dolayısıyla deprem ekonomiyi sarsar. Deprem sorunlarının düzelmesi için ülke yönetiminin yoksulluk ve yolsuzluğunu gidermesi gerekiyor."