Rakı, geleneğimizde de var kültürümüzde de

Dünya Rakı Festivali olan adı “Kebap ve Şalgam Festivali” olarak değiştirilen etkinliğin Adana Valiliği’nce yasaklanmasıyla başlayan tartışmalarda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yasaklama kararını savunurken araya sıkıştırdığı “geleneğimizde rakı yok” iddiası tabii ki doğru değil.

24 Aralık 2019 Salı, 16:53
Abone Ol google-news

Her ne kadar Recep Tayyip Erdoğan “içki” ile “içecek” arasındaki farkı göz ardı edip “milli içkimiz ayrandır” demiş de olsa, bir milli içkimiz varsa bunun rakı olduğuna kuşku yok. Soylu’nun, Erdoğan’ın da hoşuna gideceğini elbette düşündüğü bu çıkışı tarihe çarpıp, tersini iddia edenleri sersemletir, peşinen söyleyeyim. Ergun Sav’ın Bilgi Yayınları’ndan çıkan (bende 2. baskısı vardır bu kitabın) Rakı Sohbetleri’ni bir okusun Soylu gibi düşünenler. Bakın Sav ne diyor:

“Orta Asya bozkırlarında ve Türkistan yöresinde yaşayan göçebe kabileler, yerleşik, toplu yaşama biçimine geçmelerinin yüzyıllar öncesinde, sert bir ispirtolu içki yapıyorlardı. “Araka” adı verdikleri bu içkiyi, “kımız” dedikleri fermante kısrak sütünü damıtarak elde ediyorlardı. Kımızın alkol derecesi çok düşüktü. Buna süt şekeri veya üzüm suyu karıştırıyorlardı. Ve bundan araka yapıyorlardı.” Alkol derecesi düşük de olsa sonunda alkol içen bir topluluktan söz ediliyor işte.

HİÇ Mİ İNALCIK OKUMADINIZ MÜBAREKLER?

İçki yüzünden hayatını kaybetmiş padişahı bile var bu “milletin”. II. Selim’den söz ediyorum. Sarhoşken sarayın mermer merdivenlerinden düşüp başını parçalamıştır. Bu padişahın meclisinde bir de kadın şair bulunurdu ki, bugün bile az rastlanır böylesine. Çok değil azcık da olsa kendi tarihini okusa kişi, kolayca ulaşabilir bu bilgilere. Hiç mi Necdet Sakaoğlu ya da Halil İnalcık, hadi onlar olmadı hiç mi İlber Ortaylı okumadı bu Süleyman Soylu? Halktan tepki de görmüştür elbette ama 2. Bayezid, ilk rakı meclisi kuran padişahtır. Babası Fatih Sultan Mehmet’ten çok azar işitmiştir bu yüzden. Sonraki hayatında tabii tövbekâr olmuş, kendisini dine vermiştir. Bu nedenle Bayezid-i Veli diye de anılır olmuştur halk arasında. Şairliği de olan Fatih Sultan Mehmed’in içkiden de söz ettiği hayli şiiri vardır.

Tarihimizin en ilginç figürlerinden biri olan Kanuni Sultan Süleyman döneminde yaşamış Gelibolu Mustafa Ali’nin kitaplarından birinde rakı sofrasına ilişkin şunlar yazılıdır: “Şanı-yüce cömertlerin ve unvan sahibi olarak anılan büyüklerin ve safa ehlinin sofralarında kırk-elli kadar mezelikler, fıstık, fındık ve kavrulmuş badem bol olmalı. Sofra balık yumurtası, havyar ve pastırma türünden yiyeceklerle dolup taşmalı”.

KİTABI BİLE YAZILDI

Pek bir iyiliksever olduğu için Ebü’l - hayr olarak da anılan şu Sultan Murad (2. Murad) ilk şiir okuyan padişahtır ama içki meclislerinin de müdavimiydi. Mehmed Za’ifi diye biri vardır eskilerden. Padişah seferlerini topladığı Gazavat-ı Sultan Murad Han adlı kitabında bolca içkili de olan padişah sofralarını bir anlatır, şaşarsınız.

İslam öncesi İran’ınından İslam hilafeti dönemine geçen içki tutkusu sultanların da tutkusuydu. İlk dönemlerinde Hanefi mezhebi bilginleri, ham üzümden yapılmış şarap dışındaki sarhoş edici maddelerdeki “sarhoşluk verici doza” itirazları vardı. Yani hoşgörülü bir tutum olduğu doğrudur. Şahname, Kabusname gibi eserlerde bazı sultanların içkiye nasıl hoşgörülü yaklaştığı da anlatılır. Hatta bu eserlerde işret meclislerinde dikkat edilmesi gereken kurallardan da söz edilir. 

‘OSMANLI İÇKİDEN ÇÖKTÜ’

Hatta, kimse kızmasın ama dinen içki yasaklandıktan sonra bile bazı sahabenin içkiye devam ettiği kayıtlıdır. Bu sahabeden Dihyet’ül-Kelbi ile Abdullah’ın adları geçer sıkça. Büyük Selçuklu Veziri Nizamülmülk de Sultan Mahmud’un yakınları ile birlikte sabaha kadar şarp içtiğinden söz eder kimi eserlerinde. Klasik İslam-doğu edebiyatında da içkili meclislerden Hamriyyat ile Sakiname başlıkları altında söz edilir. Murat Bardakçı yazmıştı bir aralar, Halife Abdülmecit’in 1920’lerde kaleme aldığı yayımlanmamış bir eserinde “Osmanlı Devleti’nin çöküşüne sebep olan dertlerin başında, içki gelir” dediğini.

Yani, yasaklara falan kılıf uyduracağız diye sallamamak lazım. Bal gibi de hem dini hem de kültürel olarak geleneğimizde içki de vardır, sarhoşluk da.