Salonun orta yerinde deli halayı

Salon’un dar arka çıkmazında, ellerindeki nevalelerle konser öncesi atıştırmalık işini görmeye çalışanlar, alışık olduğumuz hip-hop tayfasına hiç benzemiyor. Ağaçkakan sempatizanlarının nispeten daha kentli, okumuş ve entelektüel bir halleri var, üstelik kız erkek oranı da dengeli...

28 Ocak 2018 Pazar, 20:54
Abone Ol google-news

Salon’un dar arka çıkmazında, ellerindeki nevalelerle konser öncesi atıştırmalık işini görmeye çalışanlar, alışık olduğumuz hip-hop tayfasına hiç benzemiyor. Ağaçkakan sempatizanlarının nispeten daha kentli, okumuş ve entelektüel bir halleri var, üstelik kız erkek oranı da dengeli...

Beş dakika öncesine değin içeride sadece 20 kişilik bir kalabalık varken, açılışı yapan Document1’in karanlık elektronik seti, uzunca bir intro’ya bağlanınca, birer ikişer damlamaya başlıyor ahali. ,

Ağaçkakan kişisel bir proje, sahibi Burkay Yalnız. İlki Babylon, ikincisi Karga’daydı, “A Naşkvit” albümünden sonra verdiği bu üçüncü konserde kendisine eşlik eden iki yoldaşı; eski Proudpilot’un yakışıklı davulcusu Golem ile müziğin belkemiği olarak bas çalıp, bir yandan da elektronik altyapıları kullanan Emil Adil. Üç kişiden beklenmeyecek bir gürültü çıkarıyorlar, ciddi bir grup müziği var sahnede. Salon’un sesi fena değil, ama ışığı daha iyi. Üzerlerine vuran çok renkli çapraz ışıklar müziğin tesirini ikiye katlıyor.

Mütevazı ve cool bir görüntü veriyor Burkay, atlet üstü sünmüş siyah kapüşonlu sweat-shirtü ile. Öfkeyi dervişlikle, mutsuzluğu sükunetle, açlığı toklukla dengelemiş; cenneti cinnete, cinneti cennete çevirmiş ufak tefek bir adam...

Sahnede şarapçı ayyaşlar gibi Burkay; “bi liran var mı” diye soran Taksim evsizlerini andırırcasına sendeleyerek, yalpalayarak, titreyerek söylüyor parçaları. Ayaklar sabit, vücutlarını bir ileri geri sallarken, kafalarını sağa sola döndürerek dans eden dinleyiciler, müziğin yükselmesiyle doğru orantılı olarak canlanıyor. Heyecanlı başladığı konserin ortalarına doğru fena açılıyor Burkay, havaya giriyor.

Sahne önünde küçük ve utangaç pogo’lar da olmuyor değil, ama bir metalciye göre oldukça kibarlar. Arada omuz omuza sağa sola gidip gelerek havaya zıplayan arkadaş grupları var. Bu bir hip-hop halayı olmalı ya da bir Replikas şarkının adındaki “Deli Halayı”.

Bütünün parçaları gibi Ağaçkakan şarkıları, bilhassa içeriği açısından; labirentin koridorlarına yerleştirilmiş eğretilemeleri sayesinde. İyi kafa yapıyor bu müzik, insanın içine giriyor; Fight Club üyelerinin terapi seansları ile bir ruhaniyet zikri arasında Ağaçkakan... Zamanın ruhu, karanlık rant toplumuna karşı bir çığlık, memleketin özeti Taksim’in en gerçekçi fotoğrafı...

“Münkir” ile açılıp yine biste aynı parçayla kapanan 70 dakikalık repertuvara, beş adet albüm dışı şarkıyı sıkıştırıyor Ağaçkakan: “Nazdrovya”, “Teneke”, “Palto”, “Saligia” ve “Hallelujah”.

Golem geceyi kapatacak DJ setinin başına geçerken, gece 12’deki son metroyu kaçırmak istemeyenler çıkışa doğru seğirtiyor.