'Sanata tükürene müfettiş yok mu?'

Devlet Tiyatroları'na, 'dini aşağıladıkları' gerekçesiyle müfettiş gönderilmesi, sanatçıların sorguya çekilmesi tiyatro dünyasında tepkiyle karşılandı. İŞTİSAN Genel Başkanı Üzümcü, "Sanat eserine tükürenlere, onları parçalayanlara biz halk adına müfettiş gönderebiliyor muyuz" diye sordu.

20 Temmuz 2013 Cumartesi, 08:36
Abone Ol google-news

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, Necip Fazıl Kısakürek’in oyunlarından “okuma tiyatrosu” olarak sahneye taşınan oyunun provaları sırasında meydana gelen bir olayla “dini aşağıladıkları” gerekçesiyle müfettiş göndererek oyuncuları ve çalışanları sorguya çekmesi, tiyatro dünyasında tepkiyle karşılandı. İstanbul Şehir Tiyatrosu Sanatçıları Derneği (İŞTİSAN) Genel Başkanı Levent Üzümcü, “Herhangi bir sanat eserine tüküren, onları parçalayanlar hakkında, biz halk adına müfettiş gönderebiliyor muyuz” derken söz konusu oyunda görev alan oyuncu, eski DT Sanatçı Temsilcisi Atsız Karaduman da “Hangi muhbir, provada hangi sözümüzü ihbar edecek endişesiyle çalışamayız” dedi.

Tiyatrocuların tepkileri şöyle:
Erdinç Doğan (DETİS Genel Başkanı): DT, tarihi boyunca hiçbir dini, mezhebi, ırkı, sınıfı, geleneksel değerleri aşağılamamış ve aşağılanmasına izin vermemiş ciddi bir Cumhuriyet kurumudur. Necip Fazıl Kısakürek’in oyun derlemesinde de böyle bir unsur bulunmamaktadır. DT içindeki provalar, mahremiyeti olan çalışmalardır. Buradaki konuşmalar şahısların özel hayatlarına ait, münferit, hür düşünceleridir. Bir kişinin ağzından kaçırdığı sözler bütün kurumun karalanması amacıyla kullanılamaz. Eğer Serhat Nalbantoğlu’nun bir kişiye veya bir dine hakaret ettiği ispatlanırsa, bu onun kişisel meselesidir ve sorumluluğunu almalıdır.

 

‘Endişe içinde çalışamayız’

Atsız Karaduman (Eski DT Sanatçı Temsilcisi ve oyunda görevli oyuncu): Her şeyden önce, DT tüzelkişiliğe sahip bir kurumdur, 5441 sayılı yasasıyla bu sabittir. DT’nin kendi içinde disiplin kurulu vardır. Bir sanatçı disiplin suçu işlemişse onu soruşturacak, ceza verecek olan yapı DT Disiplin Kurulu’dur. DT’nin provaları “namusudur.” Provalar özgür bir ortamda yapılmazsa, sanat üretemeyiz. “Hangi muhbir, provada hangi sözümüzü ihbar edecek” endişesiyle çalışamayız.

Levent Üzümcü (İŞTİSAN Genel Başkanı): Tiyatroyu yöneten insanlar, aklı, fikri ve vicdanı hür insanlardır. Aklı, fikri, vicdanı hür olmayan insanların sanat üretmesi mümkün değildir. Bu olayın şimdi tam tersini düşünelim. Herhangi bir siyasi ya da dini toplantıda, tiyatronun aşağılanması durumunda, bizler müfettiş gönderebiliyor muyuz? Herhangi bir sanat eserine tüküren, onları parçalayanlar hakkında, halk adına müfettiş gönderebiliyor muyuz? Bunlar olmuyor mu Türkiye’de? Bu olayda arkadaşlarımız zan altında bırakılıyorlar. Böyle bir olay olmuş olsa bile bu durum sadece o kişileri bağlar, kurumları değil.

Mehmet Ege (DT emekli sanatçısı): DT oyun provaları hem telif sorunları hem de özgür çalışma ortamının sağlanabilmesi için görevliler dışında, DT çalışanı dahi olsalar, herkese kapalıdır. Çünkü o provalar bir yaratım sürecidir, her yaratım sürecinde olduğu gibi onlarda da arayışlar, yanlış ya da doğru uygulamalar gibi en doğrusu bulunana kadar yapılır.

Şahin Ergüney (DETİS Genel Sekreteri ve oyunda görevli oyuncu): Bir provada yapılan konuşmadan dolayı soruşturma açılması son derece tehlikeli bir durumdur. Tiyatro hayatı sorgular. Biz bir oyunu çalıştığımız zaman her yönüyle bu oyunun sorgulamasını yaparız. Herkes özgürce düşüncelerini söyler. Bu noktada provalara müdahale, özgürlüğe müdahaledir.