Şarkıcı Sonat Bağcan: Sesim bana emanet verilmiş

Sonat Bağcan, “Ninni” albümünün üzerinden henüz iki sene geçmesine karşın yeni albümü “Nefesim Senle”yi çıkardı. İki yılda iki albüm yapan sanatçı, üretken dönemden geçtiğini söylüyor. Bağcan “Sesim bana emanet olarak verilmiş. Bu emaneti herkesle paylaşmak istedim” diyor. Sonat Bağcan’ın albümünün yapımcısı halası Selda Bağcan. “Hangi şarkıları seçeceğiz, hangi sırayla koyacağız, albüm kapak tasarımı dahil her aşamada birebir beraberdik” diye anlatıyor. Ayrıca albümde babası Savaş Bağcan’ın da söz ve müzikleri yer alıyor.

25 Kasım 2017 Cumartesi, 20:47
Abone Ol google-news

Sonat Bağcan’ın “Nefesim Senle” albümü, Major Müzik etiketiyle raflardaki yerini aldı. Bağcan, 1996’da ses getiren “Üzümler Sarardı” albümünden sonra uzun süre kariyerine ara vermiş, 2015’teki “Ninni” albümüyle dönmüştü. Bu kez kısa süren aranın müziğe geri dönüş anlamı taşıyıp taşımadığını ve tüm Bağcan ailesinin dahil olduğu “Nefesim Senle”yi Sonat Bağcan ile konuştuk.

‘1000 saat yoga eğitimi’

- 1996 yılından 2015’e kadar albüm yapmadınız. 19 yıllık bir süre... Müziğe neden ara verdiniz? Bu süreçte neler yaptınız?

Öncelikle bir evliliğim ve 2 çocuğum vardı. Onların eğitimi ve öğretimi, bunlar bir süreç. Annelik bir süreç zaten. Sonrasında yogaya merak saldım. yoga konusunda kendimi geliştirdim. 1000 saate yakın bir eğitim aldım yogayla ilgili ve yoga eğitmenliğiyle arada bir dersler veriyorum. Hayatımda her zaman müzik oldu bir şekilde. Kardeşlerimle konserler yaptım. Ama Yoga hayatımın bayağı bir uzun bölümünü aldı diyebilirim.

- Müziğe geri dönüş nasıl oldu?

Yaşam çok çabuk akan bir şey. “Ben kimim” sorusunun cevabını aramak da yaşamın öz sorunlarından bir tanesi. Bununla ilgili arayışlarım sürdü 20 sene boyunca. Geldiğim yer çok komik, “Müzik yapmalıyım” dedim (gülüyor).

- Verdiğiniz aradan ne öğrendiniz?

Bana sesim emanet olarak verilmiş. Dolayısıyla da yaşamın içerisinde bunun ifade bulması gerekiyor. Söyleyecek sözlerin veya bestelerinin olması gerekiyor. Bu sesi kullanarak, çünkü ses frekansı bir şifa, müzikle birlikte kendim ve herkesle bu emaneti paylaşmak. Bunu yaparken de biz hep bir beklenti içerisinde oluyoruz ya, beklentiye cevap vermek aslında. Senden ne geliyorsa onu başkalarıyla paylaşmak. 

- Son iki senede iki albüm. Üretken bir döneminizdesiniz diyebilir miyiz?

Evet, üretken bir dönemimde olduğumu gerçekten hissediyorum. Hazır bestelerim de var. Bu albümde hem yeni eserler var hem de çok bilinmedik eserler var. Beni tanıyanlar bile bazı şarkılarımı bilmiyorlar, o şarkıları da albüme koyduk, insanlar duysun diye. Çünkü babamın (Savaş Bağcan) çok değerli besteleri ve sözleri var, Sezer Amcamın keza bestesi var. Onları günyüzüne çıkarmak ve sunmak istedik.

- Albümünüzde bir de remix parça olacak sanırım.

Evet. “Nereye Gidiyorsun” şarkısı benimle özdeşleşmiş bir şarkı. Onu ArmageddonTurk prodüksiyon ekibiyle birlikte Orkun Tunç yaptılar. Benim de çok hoşuma gitti. Dans edilecek, güzel bir şekle geldi. Onun da bestesi ve sözü babama ait. Albümün sürprizi.

‘Kapak fotoğrafını Selda Bağcan seçti’

- Albümün yapımcısı da Selda Bağcan, nasıl bir çalışma süreci oldu kendisiyle?

Bütün aşamaları, yani hangi şarkıları seçeceğiz, hangi sırayla koyacağız, albüm kapak tasarım dahil her aşamada bire bir kendisiyle çalıştık. Hatta albümün kapak fotoğrafını da kendisi seçti. Bu olacak dedi ve biz de onu dinledik. Biz başka bir şey seçmiştik (gülüyor). Ama çok da güzel oldu. Başından sonuna kadar her aşamada vardı.

'Çocuklara değerli olduklarını anlattım’

- 2015’teki çocuklara yönelik ‘Ninni’ albümünüzü nasıl hazırladınız?

İki, üç aylık sürede kendiliğinden dökülen sözler ve besteler... İki tanesi kardeşimin bestesi, diğerleri bana ait. Oradaki sözlerin benim için anlamı çok büyük. Çünkü orada çocukların bilinçaltına onlara değerli olduklarını, güçlü olduklarını ve yaşamda her şeyi yapmaya muktedir olduklarına dair kodlar veriyorum. Onları hayata karşı yüreklendiriyorum; önümüze gelen sorunları ayrıştırmadan sevgiyle çözebileceğimizi ya da ancak severek mutlu ve huzurlu yaşayabileceğimiz gibi... O da çok sevildi. Kendime dair saygı duyduğum bir işim o benim.