'Savaşı körükleyecek bir politikaya destek olmayız'

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, İsrail'in insani yardım gemisine saldırmasını kınayarak, dünden bu yana savaşın kaçınılmaz olduğunun hükümete dayatıldığını belirtti ve "Savaşı, çatışmayı körükleyebilecek, buna zemin hazırlayabilecek herhangi bir politika bizim destekleyeceğimiz bir politika olamaz. Savaşı çatışmayı çağrıştıracak bir politikayı icra etmek Türkiye'nin işi olamaz" diye konuştu.

01 Haziran 2010 Salı, 12:07
Abone Ol google-news

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin Meclis grup toplantısında İsrail'in insani yardım gemisine saldırısını ve İskenderun'daki terör saldırısını değerlendirdi. İsrail'in saldırısını nefretle kınadıklarını söyleyen Demirtaş, saldırıda yaşamını yitirenlerin ailelerine de başsağlığı dileğinde bulundu. Meseleye nereden bakılırsa bakılsın böyle bir katliamın mazur görülemeyeceğini söyleyen Demirtaş, "Eminim ki bu süreç İsrail'in bugüne kadar bölgede yürüttüğü politikaların sorgulanmasına yol açacak. Bu tartışmaların bir Yahudi çatışmasını körüklememesini umut ediyoruz. Yine temennimiz ve beklentimiz Türkiye ve dünyanın İsrail'in bu konudaki politikalarını değerlendirirken Yahudi halkının da kendi devletinin politikalarını sorgulamalarıdır. Yahudi kamuoyu kendi devletlerinin bu politikalarının Yahudi düşmanlığına neden olduğunu görmeleri son derece elzemdir" diye konuştu.
 

'Hükümetin tedbir almaması soru işaretine yol açıyor'

Yaşanan olayın uluslar arası ilişkilerde bugünden yarına her şeyin değişebileceğini ortaya çıkardığını kaydeden Demirtaş, "Özellikle 8 yıldır AKP hükümetinin dış politikada övündüğü bir dönemde böylesi bir olayın yaşanmış olması AKP'nin dış politika çizgisini mercek altına almayı gerektirmektedir" dedi. İsrail'in 40 yılı aşkın süredir Filistin halkı üzerinde bir devlet terörü uyguladığını, bunun yeni bir bir şey olmadığını söyleyen Demirtaş "Bu devletin sivillere yaklaşımı, Filistin halkına yaklaşımı bu kadar açık ortadayken böylesi bir konvoyun oraya gidişi öncesinde hükümetin yeteri derecede önlem almamış olması kafalarda soru işarete bırakıyor. Komşularla iyi ilişki yürüttüğünü iddia eden hükümet bir yardım konvoyunu bile Gazze kıyılarına ulaştırmayı maalesef ki başaramamış ve daha ulusal sınırlarına bile varmadan bu konvoya müdahale edilmiş ve yapılan askeri müdahalenin katliam boyutlarına ulaştığı saatler sonrasında hükümet tarafından öğrenilebilmiştir" dedi.

'Umut ediyoruz hükümet serinkanlı davranacak'

Ortadoğu'da, dünyada ve halklar arasında yeni bir savaşı, çatışmayı körükleyebilecek, buna zemin hazırlayabilecek herhangi bir politikanın destekleyebilecekleri bir politika olamayacağını söyleyen Demirtaş şöyle konuştu: "Dünden bu yana İsrail'in bu politikalarına karşı birileri ısrarla savaş çığırtkanlığını ortaya çıkararak savaşın kaçınılmaz olduğunu, Türkiye'nin orantılı cevap vermesi gerektiği ifade edilerek savaş rantçılığını hükümete dayatmaya çalışıyorlar. Umut ediyoruz ki hükümet bu konuda zaten serin kanlı davranacak. Savaşı, çatışmayı çağrıştıracak bir politikayı icra etmek Türkiye'nin işi olamaz. Türkiye Ortadoğu'da barışa hizmet etmek istiyorsa bu da bir fırsattır. Ve buna başlamak için hükümetin önünde bir şans da vardır. Kendi kapısının önünü temizleyerek, bu işe başlayabilir hükümet. Barışı sağlayabilecek hem Filistin hem Kürt sorunun çözümünde barışı sağlayacak adımları atabilmenin dönemidir."

'İsrail Türkiye vatandaşlarını katledebiliyorsa Başbakan kendine sorsun'

İsrail'le tarihin en yoğun ekonomik diplomatik ilişkilerin bu hükümet döneminde geliştirildiğini, silah alışverişinin yine bu hükümet döneminde yapıldığını ve hükümetin İsrail'le hiçbir ilişki kurmamış gibi tavır gösterdiğini kaydeden Demirtaş bunun inandırıcılığının olmadığını söyledi. Demirtaş "İsrail Türkiye vatandaşlarını katledebiliyorsa sayın başbakanın önce kendine sorması lazım. Eğer bu ülke kendi vatandaşlarına gereken değeri göstermiş olsaydı İsrail bunu yapamazdı. Netenyahu gemiyle gelenler terörle bağlantılı olan kişilerdir diyor. 29 Mart 2006'da Başbakanın sözlerini hatırlatmak istiyorum; Diyarbakır'da sokak gösterileri yaşanıyordu ve Başbakan meclis kürsüsünden 'o kişiler terörle bağlantılı olan kişilerdir, ve onlar güvenlik güçlerimize karşı taşlarla sopalarla saldırıyorlar güvenlik güçleri kadın da olsa çocuk da olsa gereği neyse onu yapacaktır' diyordu. 2006 Erdoğan, 2010 yılı Netenyahu. İsrail devleti Türkiye cumhuriyeti yurttaşlarına bu kadar pervasız davranabiliyorsa bunun hükümetin politikalarının sonucu olduğu görülmelidir. Başbakan çıkıp öncelikle özeleştiri yapmalıdır; biz kendi yurttaşlarımıza hak ettiği değeri vermedik bundan dolayı özür diliyoruz demelidir" diye konuştu.

'Akan kanı durdurmuyorsa nedeni AKP'nin kendisidir'

Konuşmasında İskenderun'da yaşanan PKK saldırısını da değerlendiren Demirtaş, "Bugün 6 evladımız toprağa veriliyor. Toprağa verilen her gencin bir dünya kadar değerli olduğunun farkındayız. Bu halk kardeşliğe, kucaklaşmaya çoktan hazır. Umut ediyorum ki BDP'nin çabaları anlaşılır değer biçilir ve BDP'nin barış konusundaki samimiyeti, bu konudaki vicdanlı yaklaşımı hükümet tarafından da dikkate alınır ve bir diyalog, müzakere barış yoluyla birlikte gençlerin ölümü son bulur. Annelerin acıları da bu vesileyle son bulur" dedi. Başbakan Erdoğan'ın 'akan kan duracak' derken hangi projeye dayandırdığını soran Demirtaş, AKP'nin Kürt sorununu çözerken hangi demokratik yöntemi kullanacağını açıklaması gerektiğini dile getirdi. Demirtaş, "Bugüne kadar ordu, derin devlet, Ergenekon engeldi bugün ne engel var? Başbakanın kendi zihniyeti dışında Kürt sorununun çözümü için ne engel var? Hiçbir engel kalmamıştır. AKP bugün akan kanı durdurmuyorsa bunun bir tek nedeni vardır kendisidir. Bir tek saat içinde bunu durdurabilecek açıklamaları yapmıyorsa oy kaygısıyla koltuk kaygısıyla yapılmayan girişimlerdir deyip AKP'yi teşhir etmeye devam edeceğiz. Herkesin elini gerçekten taşın altına koyması lazım. BDP bu konuda bütün şimşekleri üzerine çekme pahasına bunu yürütüyorsa diğer partilerin de bir takım şeyleri göze alması lazım" dedi. Bugünden sonra barış girişimlerini en üst seviyeye çıkaracaklarını söyleyen Demirtaş, milletvekillerinden de barış elçisi olmalarını istedi. Böylesi dönemlerde partilerine yönelik ırkçı ve provokatif saldırıların arttığına dikkat çeken Demirtaş, İskenderun'da BDP il binasına yönelik saldırının haksızlık olduğunu söyledi. BDP il binalarının barış merkezi olduğunu ifade eden Demirtaş İçişleri Bakanı'nın gerekli önlemleri almasını istedi.