Selanik’te belgesel şöleni

4 Mart’ta başlayan 23. Selanik Belgesel Festivali 14 Mart’a dek çevrimiçi olarak izleyiciyi 50 filmle buluşturmaya devam ediyor. "Destination: Journey" (Hedef : Yolculuk) ve "Top Docs" bölümlerinde özgün, sıradışı belgeseller gösterimde.

12 Mart 2021 Cuma, 12:17
Abone Ol google-news

4 Mart’ta başlayan 23.Selanik Belgesel Festivali 14 Mart’a dek çevrimiçi olarak izleyiciyi 50 filmle buluşturmaya devam ediyor. "Destination: Journey" (Hedef :Yolculuk) ve "Top Docs" bölümlerinde özgün, sıradışı belgeseller gösterimde.

"Notturno"da (2020/ İtalya-Fransa-Almanya) yönetmen Gianfranco Rosi, üç yıl süresince çekim yaptığı Irak, Suriye ve Lübnan sınır bölgelerindeki şiddeti, terörü, imhayı minimal bir anlatımla yansıtıyor. Sürdürülmeye çalışılan günlük yaşamın içindeki sürekli duyulan kanıksanmış silah sesleri, sokaklara terk edilmiş sahipsiz atlar, gün ağırmadan işe koyulan ramazan davulcusu, ailesine bakmak zorunda olan delikanlının yaşam savaşı, IŞİD ve El Kaide’nin bıraktığı onarılması zor zaiyatlar, yozlaşmış hükümetler düşündürücü sorular karşısında bırakıyor bizleri.

Nazi rejiminin simgesine dönüşen Berlin’deki Tempelhof Havaalanı günümüzde geçici hastane olarak kullanılmakta. "Central Airport THF"da (2018/Almanya-Fransa-Brezilya) Karim Ainouz, Almanya’nın en geniş sığınma barınağına dönüştürülen Tempelhof’a getirilen 18 yaşındaki Suriyeli öğrenci İbrahim ile Iraklı fizyoterapist Qutaiba’nın gündelik yaşamlarını irdeliyor. Almanca derslerine katılan, sağlık kontrollerinden geçen sığınmacılar her gün ev özlemi çekiyorlar, sınır dışı edilme korkusu yaşıyorlar.

Sergei Loznitsa, "The Train Stop"ta (2000/Rusya) bir tren istasyonunda hızla geçen trenlerin gürültüsüne karşın hiç uyanmayan, uyumaya devam eden kadın, erkek, çocuk silüetlerinden oluşan görüntüler yansıtıyor. Metaforik bir anlatım kullanan Loznitsa, Komünizm’den sonra yeni bir yönetime geçen Rus halkının farklı bir hedefe doğru giderken sonunda uyanacaklarını umuyor.

"Which Way Home" (2009/ABD), Rebecca Cammisa, Meksikalı, yaşları 9-13 arasında değişen erkek çocukların ebeveynlerine kavuşmak için ABD’ine doğru çıktıkları terör, şiddet, suistimal dolu olan yolculuklarını gerçekçi, etkileyici bir yaklaşımla sergiliyor. Anne-babalarına kavuşmak için trenlere kaçak binen bu çocuklar insan kaçakçılarının ellerine düştükleri zaman soyuluyorlar, şiddete uğruyorlar. Bir çoğu polis tarafından yakalanıp sınır dışı ediliyor. Bu tehlikeli yolculuktan hiç caymıyorlar, biraz daha büyüyüp ailelerine kavuşma düşü kuruyorlar. 

"Route One"da (1990/ İngiltere-Fransa), Amerika kıtasını keşfetmeye karar veren Robert Kramer yola çıkıyor. Yol boyunca bizi 1980’lerin, Ronald Reagan Amerika’sının değişik insan portreleriyiyle tanıştırıyor. Dışarıdan bir bakış ve yorumla Kramer, demokrasi ve cumhuriyet kavramlarını, ırkçılığı, ayrımcılığı, Kızılderili rezervasyonlarını, orduyu sorguluyor. Kanada sınırından Florida’ya dek uzanan bu yolculuğa Kramer’ın ayrıksı vizyonu derinlik katıyor.

Londra’dan Glasgow’a 'Özel Posta' adlı bir gece treni hareket eder. Edinburgh’dan, Aberdeen’den geçtikten sonra Glasgow’a ulaşır. Bu tren yolcu yerine, umutları, düşleri, aşk itiraflarını, sırları taşımaktadır. Harry Watt ve Basil Wright’ın yönettiği "Night Mail" (İngiltere/1936) 1930’larda her yıl 500 milyon mektup taşıyan İngiliz Posta Servisi’ne adanmış nostaljik bir belgesel.

"Lift Like a Girl" (2020/Danimarka-Mısır-Almanya) Mayye Zayed, Mısır’ın ünlü halter antrenörü Kaptan Ramazan ile 14 yaşındaki Zebiba’nın karmaşık ilişkisini yalın, duygu dolu bir bakışla betimliyor. Ramazan’ın kızı  Nahle Mısır’ın en ünlü haltercilerindendir, aynı zamanda dünya şampiyonudur. Olimpiyatlarda iki kez madalya kazanan Abeer Abdal Rahman’da Ramazan’ın öğrencisidir. Dört sene süresince Zebiba ile Ramazan’ı izleyen Zayed, İskenderi’yenin en yoksul mahallesinde gerçekleşen mucizelere tanıklık ediyor.