Siyasetin TÜBA'ya Müdahalesi...

10 Eylül 2011 Cumartesi, 06:09
Abone Ol google-news

Bugün için siyasi otoriteye doğruyu söyleyenler, maalesef, sadece TÜBA üyeleri ve uluslararası bilim kamuoyudur. Ülkemizde insani zaafları ve küçük çıkarları nedeniyle sessiz kalmayı yeğleyen kişi ve kurumlar kendilerinin ileride nasıl niteleneceklerini bilim tarihini okuyarak öğrenebilirler.

Her bilimler akademisi gibi, TÜBA da bilime yapılan önemli katkıları belgelemek, başarılı araştırmacıları ödüllendirmek, uluslararası bilim dünyasıyla ilişki ve iletişim içinde olmak, ulusal ve uluslararası çalıştay ve toplantılar düzenlemek, hükümetlere bilimsel danışmanlık yapmak, çeşitli alanlarda rapor hazırlamak, kitap yayımlamak ve gençleri bilime özendirmek gibi faaliyetleri olan bir bilim kurumudur. En önemli amacı toplumda bilimsel düşünceyi yaygınlaştırarak bilim toplumuna dönüşümü hızlandırmaktır. Kuşkusuz, hükümetin eğitim, üniversite ve Ar-Ge ile ilgili projelerinde yer almak, fikir vermek ve yol göstermek de TÜBA’nın asli görevlerindendir.

Hükümete bağlı kamu kurumu

Hükümet 28 Ağustos 2011 tarihinde yayımlanan bir kanun hükmündeki kararname (KHK) ile TÜBA’da yapısal bir değişikliğe gitti. Bu değişiklikle kurumun özerkliği, kendi üyelerini ve başkanını seçme imkânı elinden alındı. Bir bakıma ağırlıklı olarak hükümete bağlı bir kamu kurumu haline getirildi. Dünyanın hiçbir çağdaş ülkesinde görülmeyen böyle bir yapılanmaya tepki gelince de Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Nihat Ergün hükümetin TÜBA’yı, organize çalışmaların yapıldığı, temel bilimlerle ilgili araştırmaların yürütüldüğü bir yer haline getirmek istediğini söyledi. İşte bu söylem bırakınız halkı, hükümet nezdinde bile bir “bilimler akademisinin” ne olduğunun pek bilinmediğini ortaya koydu.

Siyasi otoritenin tavrı

Demek ki TÜBA siyasi otorite tarafından bir nevi araştırma enstitüsü veya merkezi olarak algılanıyor. TÜBA’nın seçkin bilim insanlarının bir araya geldiği onursal bir kurum olduğu bilinmiyor. Belki de bu yüzdendir ki kurulduğundan bugüne kadar hemen hemen hiçbir hükümet eğitim ve bilim politikaları hakkında TÜBA’ya başvurup yeterince bilgi ve görüş almadı. Anlaşılan şimdi de herhangi bir araştırma kurumuna eleman alır gibi çok sayıda araştırmacıyı TÜBA’ya atayarak burada temel ve sosyal bilimlerde araştırmalar yaptıracaklar.

Zaten Sayın Bakan da bir bakıma bunu kastederek “TÜBA’nın kadrosunu zenginleştirmek gerek” diyor.

Bütün bu trajikomik şeyler olurken, maalesef üniversitelerden herhangi bir ses çıkmıyor. Üniversiteler siyasi otoriteye doğruyu söylemiyor. YÖK de öyle. Ülkenin yükseköğretimini planlayan ve koordine eden bir kurum bir bilimler akademisinin nasıl olması gerektiğini, üyelerinin kendisi veya hükümet tarafından atanamayacağını açıklamıyor. Benzer şekilde TÜBİTAK da suskun. Halbuki bu kurumların en önemli görevi eğitim ve araştırma konusunda siyasi otoriteyi doğru bilgilendirmek ve yönlendirmektir.

Karar gözden geçirilmeli

Gerçi, siyasi otoritenin KHK’yi işin aslını bilmeden hazırladığını söylemek de mümkün değildir. Aksi olsaydı zaten planlarını ve ne düşündüğünü oturup TÜBA yetkilileriyle tartışırdı. Gelinen noktada ülke ve siyasi otorite daha fazla zarar görmeden alınan kararlar acilen tekrar gözden geçirilmelidir. Eğer niyet gerçekten ülkemizdeki temel bilimler araştırmalarının TÜBA gözetiminde yaptırılması ise bu kurumdan özerk yapısı aynen korunarak yararlanılmalıdır.

Aksi tutum, hükümeti yıpratacak, ülkemizi çağdaş dünya nezdinde bir 3. Dünya ülkesi durumuna düşürecek ve ülkemizdeki gerçek bilim insanlarının da çalışma zevk ve azmini kıracaktır. Bugün için siyasi otoriteye doğruyu söyleyenler, maalesef, sadece TÜBA üyeleri ve uluslararası bilim kamuoyudur. Ülkemizde insani zaafları ve küçük çıkarları nedeniyle sessiz kalmayı yeğleyen kişi ve kurumlar kendilerinin ileride nasıl niteleneceklerini bilim tarihini okuyarak öğrenebilirler.


Prof. Dr. Naci GÖRÜR TÜBA Asli Üyesi