'Siyasette hamaset, ekonomide felaketi getirir'

Devlet Bakanı Faruk Çelik, siyasette hamasetin, ekonomide felaketi getireceğini belirterek, ekonomide felaket istenmiyorsa, siyasetteki hamasetten kaçınılması gerektiğini belirtti.

01 Nisan 2011 Cuma, 10:26
Abone Ol google-news

Devlet Bakanı Faruk Çelik, Devlet Bakanı Zafer Çağlayan'ın da katılımıyla yapılan, mart ayı ihracat rakamlarının açıklandığı ve Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi'nin açılışının gerçekleştirildiği toplantıda, bilgi çağının yaşandığını belirterek, bu çağda bilgiyi üreten, kullanan ve bunu nitelikli insana dönüştüren ülkelerin daima önde olduklarını söyledi. Türkiye'nin de dünyanın da geleceğinin eğitimde olduğunun bilinmesi gerektiğini vurgulayan Çelik, bilgiye hükmeden ülkelerin aslında dünyaya hükmedeceğinin de farkında olduklarını bildirdi.

''Biz bir ilim ve bilim medeniyetinin çocuklarıyız'' diyen Çelik, şöyle konuştu: ''Tarihimizden şanla şerefle bahsederken, 'geçmişte büyük devletler kurduk' derken, bunun arkasında yatanın, bir kuru kalabalık değil, laf kalabalığı değil, aslında bugünün şartlarında bilim alanında öncülük ettiğimizin farkında olduğumuzdur. Bizim yatırımlarımızın ana merkezinin insan olduğunu burada ifade etmek istiyorum. Son dönemlerde 30 bin bilişim teknoloji sınıfa açıldıysa bunun amacı budur. 'Haydi okula' kampanyaları başlatıldıysa bunun amacı, gençliğimizi okulla bilimle buluşturmaktır. Yine okullarda kitaplar bedelsiz verildiyse ve verilmeye devam ediyorsa bunun amacı budur. Okula gitme zorluğu yaşayan ekonomik sıkıntı içindeki ailelere destekler yapılıyorsa amacı budur. 160 bin derslek yapıldıysa, çocuklarımızı ilim yuvalarıyla buluşturmak için bunlar gerçekleştirildi.''

Türkiye'de üniversite sayısının 163'e ulaştığını dile getiren Çelik, Bursa'da da üçüncü üniversitenin bir vakıf üniversitesi olarak kurulduğunu anlattı. Bakan Çelik, geriye dönük bakıldığı zaman Türkiye'de, kayıp yıllar ve zamanlar gerçekleşmemiş olsaydı, bugün her alanda hangi noktada olunacağını herkesin iyi bildiğini belirterek, şöyle devam etti:
''Mesleki eğitim çalışma hayatı açısından da çok önemli. Gelişmiş ülkelerde yüzde 65'lere varan mesleki eğitimin payının, bizde yüzde 40'lara ulaştırılmaya çalışılması, bir çelişkiyi ortaya koyuyor. Bu ihracat rakamlarının, eğitim ve sistemindeki çarpıklığa rağmen gerçekleşiyor olması da çok dikkate değer bir tablodur.''

TİM Başkanının Mart ayı ihracat rakamlarını açıkladığını ifade eden Çelik, ''Şimdi burada Bursa'nın da otomotivin de çok önemli olduğunu bizzat kendileri söylediler. Bursa otomotiv ve ihracat açısından önemli noktada ve konumumuz gayet açık. Bursa'nın bu rakamlar karşısında nasıl önemsenmesi gerektiğini de Bursa milletvekili olarak buradan ifade ediyorum'' dedi. Çelik, ihracat rakamlarına yönelik açıklamaların sık sık Bursa'dan yapılması gerektiğini belirterek, ''İstanbul'un gölgesindeymiş gibi bir algılamanın, değerlendirmenin Bursalı sanayicileri, siyasetçilerimizi, hepimizi biraz rencide ettiğini bu toplantı vesilesiyle ifade ediyorum'' diye konuştu.
 

'Hedefi olan bir Türkiye...'

''Türkiye'nin hedefi olan bir ülkedir''
diyen Çelik, şunları kaydetti: ''Yani hedefsizlik dönemlerini çok geride bıraktık. Hedefimiz var. Kısa, orta ve uzun vadede hedefleri olan bir Türkiye. Hele 2023 hedefi Cumhuriyetin 100. kuruluş yıl dönümü hedefini artık bilmeyeniniz yoktur. Artık seçim sürecindeyiz. Bol miktarda bunların ne anlam ifade ettiğini, ne hedeflediğimizi burada görmüş olacaksınız. Üreten, ihracatı gerçekleştiren, dünyanı küçülten bir Türkiye var. En önemlisi bizler sayesinde küresel krizi deviren bir Türkiye var. Bunun son derece önemli olduğunu ifade ediyorum. Yardım alan bir Türkiye yok. El uzatıp yardım bekleyen bir Türkiye yok. Yardım eden bir Türkiye var. Yılda 750 milyon lira kalkınma yardımı gerçekleştiren, son 3 yılda 2,5 milyar lira kalkınma yardımında bulunan bir Türkiye var. Onun için bu gelişmeleri dikkatle izlemeniz kanaatindeyim. Siyasette hamaset, ekonomide felaketi getirir. Ekonomide felaket istenmiyorsa, siyasetteki hamasetten kaçınılması gerekiyor. Bunu da bu dönemde iktidarımız ortaya koydu. Seçim var. Seçime uygun bir ekonomi politikası yok. Ekonomi kendi rayında devam ediyor, kendi alanında çabalarını sürdürüyor. Siyaset ise kendi alanında ekonomiyi rahatsız etmeyecek popülist yaklaşımlardan uzak bir şekilde hizmetini sürdürüyor. Siyasi istikbal için hiç kimsenin hiçbirimizin Türkiye'nin istikbalini karartmaya hakkımızın olmadığının belirtiyorum.''