Sosyal Güvenlik Sisteminin gelir-gider dengesini kim bozdu?

Dr. Ergün Demir ve Dr. Güray Kılıç, 10. yılında hızla su alarak batmaya doğru giden sosyal güvenlik sistemini araştırdı.

14 Mayıs 2020 Perşembe, 13:45
Abone Ol google-news

Her seçim döneminde siyasi propagandaya malzeme yapılan, bugün ise COVİD-19 pandemisinde ‘başarı hikayesi’ ile dünyanın daha fazla ilgi odağı olacağı algısı yaratılmaya çalışılan Sosyal Güvenlik Sisteminin gerçekleri nelerdir?

Dr. Ergün Demir ve Dr. Güray Kılıç Sosyal Güvenlik Sisteminin Gelir-Gider dengesini kim bozdu? sorusuna yarıt aradı. Dr. Demir ve Dr. Kılıç yaptıkları araştırmada şu tespitlere yer verdi: 

* Anayasanın 60’ıncı maddesinde Sosyal Güvenlik Hakkı; "Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar’’ hükmü yer almaktadır.  Çağdaş dünyada bütün ülkeler sosyal güvenliği devletler için bir kamu görevi, kişiler içinse bir hak olarak tanımışlardır. 

* AKP Hükümetince uluslararası finans kuruluşlarının (IMF ve Dünya Bankası) talepleri doğrultusunda hazırlanan ve TBMM’de kabul edilen yeni “sosyal güvenlik sistemi’  ‘devrim’, ’reform’ iddiaları ile 2008 yılında 5510 sayılı Kanun’la yeniden yapılandırılmıştır. 

* O dönem kamuoyunu hazırlamak için sosyal güvenliğe yönelik saldırının ideolojik kılıfı olarak sosyal güvenliğe bütçeden aktarılan kaynaklar “açık” ya da “karadelik” olarak ilân edilip, mevcut sosyal güvenlik yapısı karalanarak tam bir “bilgi kirliliği” yaratılmış, gerçekler tersyüz edilmiş ve çarpıtılmıştı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan ve “Sosyal Güvenlik Sisteminde Reform Önerisi” başlığıyla Temmuz 2004’te kamuoyuna sunulan ve Nisan 2005’te revize edilen ve nam-ı diğer Beyaz Kitap olarak bilinen rapor, “reformun” temel yaklaşımını ve amacını ortaya koymaktaydı.

SGK EN YÜKSEK BÜTÇELİ KURUMLARDAN

* Sosyal güvenlik sisteminin finansmanı SGK tarafından oluşturulmakta. SGK; en yüksek bütçeli kurumlardan biri olup, en önemli gelir kalemlerini çalışanlar ve işverenler tarafından ödenen primler (sosyal sigorta ve genel sağlık sigortası prim gelirleri) ve devlet katkısı oluştururken, giderlerinin en önemli kısmını ise emekli aylık ve ödenekler ile sağlık harcamaları oluşturmakta.

* Sosyal Güvenlik Kurumu, sigortalılarına sunduğu sağlık hizmeti için genel sağlık sigortası (GSS) fon gelirinden, emekli aylık ve ödenekleri için ise sosyal sigorta fon gelirinden ödeme yapmaktadır. GSS fon gelirleri giderlerini karşılarken, sosyal sigorta fon gelirleri ise giderlerini karşılamamakta ve ‘’açık’’ vermekte.

* SGK'nin resmi verilerinde de görülmektedir ki; AKP Hükümetleri döneminde SGK’nın gelir- gider dengesi hızla bozulmakta  ‘açık’ artmaya devam etmektedir. 2003-2019 yılları arası  SGK'nin gelir- gideri arasındaki dengesizlik kronik hale gelmiş ve parmak hesabı ile toplam 357.9 milyar TL  ‘açık’ oluşmuştur.

AKP iktidarı, sosyal güvenlik sisteminin mali açıdan sürdürebilirliğinin sıkıntıda olduğu gerçeğini gizlemeye ve üzerini örtmeye, reklamlarla halka pembe tablo pazarlamaya çalışmakta; oysa rakamların gösterdiği gerçek durum bunun tam tersidir. Sosyal Güvenlik Kurumunun 2018 yılında toplam 15.7 milyar TL olan açığı, daha 2019 yılında 39.9 milyar TL oldu.

AÇIK ARTMAYA DEVAM EDECEK

Her ne kadar AKP iktidarı kamuoyuna sosyal sigorta kolları ile ilgili olarak efektif kapsam bakımından gerçekçi olmayan, sanal bir iyilik hali göstermek istese de gerçek durum şudur: Rakamlarla sabit olduğu üzere kriz ve dövizdeki artışın sonucu olarak yüzlerce işyeri, fabrika kapanmış ve binlerce işçi işten çıkarılmıştır. Prim ödeyemeyenlerin sayısının giderek artması ve prim alacaklarının tahsil edilememesi ile SGK gelir gider dengesi olumsuz etkilemektedir. ‘’Açık’’ artmaya devam edecektir.

GELİR – GİDER DENGESİNİN BOZULMASININ EN ÖNEMLİ NEDENLERİ NELERDİR?

İşsizlik oranın yüksekliği: Bu oran genelde yüzde 13,6, genç nüfusta(15-24 yaş) ise  yüzde 24.4 dir.

Aktif/pasif oranı düşüklüğü: 1.86

Kayıt dışı istihdam oranın yüksekliği: yüzde 30

İşgücüne katılım oranının düşüklüğü: yüzde 49,9

İstihdam oranının düşüklüğü: yüzde  43,1 dir..

Siyasi müdahaleler, denetim yetersizliği, prim tahsilâtı oranlarının yetersiz olması, prim afları.

Sisteminin  “aktüeryal dengesi sağlanmış, mali açıdan sürdürülebilir ” haline gelmesi yaşanan bu sorunların minimalize edilmesi ile gerçekleşir. 

AKP iktidarının sosyal güvenlik sisteminde yaptığı ‘reform’a karşın bütçe transferleri bırakın azaltmayı her yıl artmaktadır. SGK’ ya yapılan bütçe transferleri içerisinde açık finansmanı, devlet katkısı, ek ödeme, faturalı ödemeler, teşvikler ve ödeme gücü olmayanların GSS katkısı olmak üzere 6 kalem transfer bulunmaktadır..

AKTİF PASİF ORANI DÜŞÜYOR

Aktif/pasif oranı, aktif olarak sosyal güvenlik sistemine katkı sağlayan sigortalıların sayısının, sistemden aylık alanların sayısına bölünmesi ile hesaplanır. Bu oran bir emekliyi kaç çalışanın finanse ettiğini ortaya koyar. Bir sosyal güvenlik sisteminin mali bakımdan ayakta durabilmesi için aktif/pasif sigortalı oranının asgari 4 olması gerekir. Aktif-pasif oranının bu kadar düşük olmasının önemli nedenlerinden biri işsizlik oranlarıdır.  Bu durum,  konunun ciddiyetini ortaya koymaktadır.

Sosyal Sigorta kapsam dışı nüfus oranı yüzde 15’tir. Sosyal Güvenlik Kurumunun aylık istatistik bülteni 2020 Şubat sigortalı istatistiklerinde hiç bir sosyal güvencesi olmayan, çalışmayan, 18 yaşını doldurmuş öğrenci olmayan 11 milyon 629 bin 102 kişi sosyal güvenlik kapsamı dışındadır. Öyle iddia edildiği gibi nüfusun yüzde 99.9’u sosyal güvence kapsamındadır söylemi gerçeği yansıtmamaktadır.

SAYIŞTAY DENETİM RAPORUNDA  OLUMSUZ GÖRÜŞ

Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı’nın açıklamalarına bakılırsa SGK ‘‘yurt dışında büyük hayranlık uyandıran ve Batı Avrupa ülkelerinin bile erişemediği’’ bir kurumdur. Oysa Sayıştay Başkanlığının SGK denetim raporlarında, Kurumun   “mali rapor ve tablolarına” 2012 yılında olumsuz denetim görüşü verilmiş, 2014 – 2017 yılları arasında ise doğru ve güvenilir bilgi içermediğine dair tespit raporda yer almıştır. 

AÇIK VE KARA DELİK

SSK’nın tüm taşınır taşınmaz mallarına, gayrimenkullerine el konularak geçilen ve kamuoyuna o dönem ‘açık’ ve ‘kara delik’leri kapatıyoruz, devrim yaptık diye sunulan mevcut sosyal güvenlik sisteminin geçmişten daha fazla ‘açıkla’ yönetildiği görülmektedir.

2008 yılında 5510 sayılı Kanunla yeniden yapılandırılan sosyal güvenlik sistemi ile ilgili söyledikleri tüm iddialı beklentiler 10.yılında çökmüştür. AKP iktidarının uluslararası finans kuruluşlarının (IMF ve Dünya Bankası) talepleri doğrultusunda hazırladığı ve uyguladığı bu sistem hızla su alarak batmaya doğru gitmektedir.

* Dönemin AKP hükümeti ‘sosyal güvenlik reformunu’ bütçeden karşılanmak zorunda kalınan ‘sosyal güvenlik açıklarını’ kapatma gerekçesine dayandırmaktaydı.

* O dönem “Türkiye’yi ilaç tekellerinin kar hesaplarına mahkum etmeyin” diyen emekçileri dinlemeyrek  kamu’nun elindeki tek ilaç fabrikasını kapatan AKP Hükümeti bugün yerli ve milli ilaç üretiminden bahsetmektedir.

* AKP iktidarı, sosyal güvenlik sisteminin mali açıdan sürdürebilirliğinin sıkıntıda olduğu gerçeğini gizlemeye ve üzerini örtmeye, reklamlarla halka pembe tablo pazarlamaya çalışsa da resmi rakamların gösterdiği gerçek durum bunun tam tersidir.