Tarsus’a doktor eli değdi

Tarsus Belediye Başkanı Dr. Haluk Bozdoğan, pandemi sürecinde Tarsus’un küçük üreticisinin elinde kalan sütü, meyve ve sebzeyi belediye adına aldıklarını belirterek, “Çiftçiden 400 tona yakın sebze aldık. En önemlisi, bu 400 tonluk sebzeyi belediyeden bir kuruş çıkmadan aldık. Hepsi bizim maaşlarımızdan ve hayırseverlerin destekleriyle alındı” dedi.

03 Eylül 2020 Perşembe, 02:00
Tarsus’a doktor eli değdi
Abone Ol google-news

Bozdoğan, 31 Mart 2019 yerel seçimlerinin ardından görevdeki bir buçuk yılını Cumhuriyet’e anlattı.

Tarsus’un nasıl bir demografik yapısı var? 

Bu kentin halkı, okumayı seven, eğitime önem veren bir halk. Ama göçlerden dolayı, kentte yarı köylü yarı kentli modeli oluştu. Eğitim verilmeden insanları kazanmak kolay değil. Öncelikli yönetim anlayışımızda, kentin eğitim seviyesini yükseltmek var. Şu an 366 bin nüfusumuz var. Bunun büyük bir çoğunluğu, göçle gelen insanlar.

Görevdeki bir buçuk yılınızda öncelikli olarak neler yaptınız?

Belediyemiz kurulalı 152 yıl oldu ama geldiğimizde disiplin ve sosyal hizmetler yönetmeliği bile yoktu. Belediye için bir dijital arşiv oluşturduk. Geçmiş dönemden kalan, 82 milyon liralık ciddi bir cari açık vardı. Bizim olduğumuz sürede bu cari açık, 8 milyonluk cari fazlaya dönüştü. Belediye personelinde değişikliğe gitmedik, kimseyi işten çıkarmadan yolumuza devam ettik. Kente ilk verdiğimiz söz, ‘Tarsus; üreten, eğitimli, kültürlü ve sağlıklı bir kent olacak’ sözüydü. Açılışlarımızı da bu kriterlere göre yaptık. Zübeyde Hanım Gündüz Yaşam Evi’ni bu doğrultuda açtık, kente yeni antialerjik kreşler ve Tarsus’un 45 mahallesine de okuma salonu kazandırdık. Bir yıllık süre içinde, Tarsus’taki en büyük kütüphaneyi açtık. Her konuşmamda, ‘betona değil, insana yatırım yapacağız’ diyordum. Bunun de meyvelerini yaptığımız açılışlarda görüyoruz. Örneğin down sendromlu bireyler için açtığımız +1 Kafe, Kadın Yaşam Destek Merkezi, madde bağımlılığıyla ilgili Gençlik Merkezi, çok geniş bir alanda açtığımız Bilim Sanat ve Kültür Akademisi’ydi. Ayrıca, Tarsus Şehir Tiyatrosu’nu kurduk ve prömiyerini yaptık. Yeşil alanların kamulaştırılması için de önemli adımlar attık. 304 tane gasp edilen yeşil alan vardı. Şu an 107 yer temizlendi. İşgal altında hiçbir yer bırakmayacağız. Sokakların iyileştirilmesi için İTÜ ve ODTÜ’yle sokak sağlıklaştırması yaptık. 

Kentin kaybolan tarihi siluetini geri kazanmak için adımlar atıldı mı?

Kentin geçmişine baktığınızda, ne imparatorlukların, devletlerin geçtiğini görüyorsunuz. Ama buradaki mimari ayakta kalıyor. Tarsus’ta tek eksik, Cumhuriyetin anıt eserlerinin olmaması. Biz de, öncelikle bunu yapmamız gerekiyor dedik. Bunun için de Alman mühendis Werner Sobek’le Anıt Kültür Merkezi Projesi’ne başladık, çizim aşamasından sonra inşaata başlanacak. Şehrin büyük eksikliklerinden biri kent meydanının olmamasıydı. Büyük bir Vuslat Meydanımız vardı. Bu meydandan da tarihi eserler çıktığı için, yenilemek için Anıtlar Kurulu’ndan izin almamız gerekiyordu. Sadece bu konu için Kültür Bakanlığı’yla görüşmeye gittik. Buranın, belediye tarafından yapılmasını sağladık çünkü bakanlığa kalsa bitmezdi. En fazla bir yıl içinde kentimiz yeni bir kent meydanına kavuşacak. Kent Meydanı’nı, Kleopatra projesi ve Kitap Fuarı projesiyle bütünleştireceğiz. Kent Müzesi’nin açılışını aralık ayına kadar yapacağız. Bunlar, modern Tarsus’un olmazsa olmazları.

Tarsus’ta istihdamı nasıl sağlamayı düşünüyorsunuz?

İstihdam sorununu çözmek için Organize Sanayi Bölgesi’nden 100 dönümlük yer aldık. Burayı, halkımız için parselleyip küçük-orta sanayi bölgesi olarak yerleşmesini sağlayacağız. Adana’yla Tarsus arasında, belediyeye ait ticari alana da orta ölçekli sanayi bölgesi yapacağız.

Pandemi sürecini Tarsus Belediyesi nasıl geçirdi? 

Küçük üreticiden ürünler alarak elimizden geldiğince yardımcı olduk. Litresi 1.80 TL olan sütü, üreticilerden 2.45 TL’ye aldık. Küçük üreticiden, haftada 10 ton süt topladık ve paralarını peşin verdik. Üreticiden aldığımız sütler için bir fabrikayla anlaşma yaptık, peynir, yoğurt, kefir ürettirip halka ücretsiz dağıttık. Hem üretici, hem tüketici kazandı. Çiftçiden, 400 tona yakın sebze aldık. Göstere göstere bir şeyi verirsen, bizim halkımız ona el sürmez. Geceleri dağıtıyorduk ya da kapılarına bırakıyorduk ki insanlar rahatsız olmasın. En önemlisi de bu 400 tonluk sebzeyi, belediyeden bir kuruş çıkmadan aldık. Kendi maaşlarımızdan, belediye personelinin katkısıyla, hayırseverler Tarsusluların destekleriyle alındı. Maskeyi, Tarsuslu kadınlarımız üretti. Dezenfektanımızı belediye laboratuvarında ürettik.

Türkiye’nin ilklerinden ‘akıllı bileklik’ projenizi anlatır mısınız?

Türkiye’de ilk kullanılan akıllı bileklik uygulamasını, alzheimer hastaları için 6 ay önceden istemiştim. Ama Covid-19 döneminde, 65 yaş üstü kronik ve evde yalnız kalan vatandaşlarımıza da akıllı bileklikleri dağıttık. Akıllı bileklik kullanan kişi sayısı bugün bine çıktı. Evden çıktıkları zaman takip edebiliyoruz, akıllı bileklikle bizimle ve çocuklarıyla görüşebiliyorlar. Acil butonuna basıldığında da hemen yanlarına gidiyoruz.