TEPAV, Türkiye'yi uyardı

(TEPAV), Güney Kore'yi inceleyerek, ''ucuz işgücü ve ihracat yapısında emek yoğun sektörlere dayalı stratejileri sürdürerek uluslararası rekabetçiliğin korunamayacağı'' konusunda Türkiye'yi uyardı.

30 Eylül 2010 Perşembe, 10:48
Abone Ol google-news

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) 'dan yapılan açıklamaya göre, TEPAV araştırmacıları Selin Arslanhan ve Yaprak Kurtsal, ''Güney Kore inovasyondaki başarısını nelere borçlu? Türkiye için çıkarımlar'' başlıklı politika notu yayımladı. Politika notunda, Güney Kore'nin ekonomik kalkınmadaki başarısı, inovasyon ve Ar-Ge alanlarındaki çarpıcı gelişimi ile oldukça ilgi çeken bir ülke olmayı başardığı belirtilerek, 1980'lere kadar kişi başına düşen GSYİH ve Ar-Ge faaliyetlerine yapılan harcamalar açısından Türkiye'nin altında yer almış olan Güney Kore'nin, 1980'lere gelindiğinde bu gidişatı tamamen tersine çevirmeyi başardığına ve kayda değer bir büyümenin yanı sıra teknolojik açıdan da önemli bir gelişim kaydettiğine dikkati çekildi.

Dünya Bankası'nın ''düşük ücretli, fakir ülkelere karşı standart imalat sanayi ürünlerinde rekabet gücü zayıflayan; diğer taraftan inovasyona dayalı büyüyen zengin ülkelere ise yakınsamakta zorlanan ülkeleri'' ''orta-gelir tuzağı''na yakalanan ülkeler olarak tanımladığı hatırlatılan notta, Güney Kore'nin gerek inovasyondaki girişimleri gerek eğitime, beceri geliştirmeye ve insan kaynaklarına verdiği önem sayesinde günümüzde orta gelirli ülkelerin karşısına çıkan önemli zorluklardan biri olarak kabul edilen ''orta-gelir tuzağı''ndan da kurtulmayı başardığı kaydedildi.

Bu başarıların temelinde, Güney Kore'nin gelişmiş ülkeler ile rekabet edebilecek bir konuma ulaşma yolunda attığı önemli adımlar ve geçmiş olduğu bir takım değişim süreçlerinin bulunduğu anlatılan notta, bu değişim süreçlerinde ön plana çıkan en önemli noktanın, Ar-Ge sisteminin geliştirilmesi olmakla birlikte buna en fazla etki eden faktörlerden birinin de eğitime yapılan yatırımlar olduğu vurgulandı.

Açıklamaya göre, politika notunda, Güney Kore'nin sanayi stratejisi ile bilim ve teknoloji politikası değişim süreçleri incelenmekle birlikte, Türkiye;nin aynı değişim süreçleri dahilinde nasıl bir gelişme gösterdiği karşılaştırmalı bir şekilde tartışıldı. Güney Kore'nin sektörel değişimi ve hızlı ekonomik büyümesinde Ar-Ge sisteminin gelişiminin büyük rol oynadığına işaret edilen politika notunda, özellikle 1980'lerden günümüze hem Ar-Ge harcamalarındaki kayda değer artış hem de üretim ve ihracatta yüksek katma değer getiren ileri teknolojili ürünlere doğru hızlı geçiş, Ar-Ge sistemindeki bu gelişmeleri desteklediği kaydedildi.

Açıklamaya göre, çalışmada Türkiye ve Güney Kore'nin teknolojik gelişimindeki farklar konusunda şu tespitlere de yer verildi:

''Güney Kore, 1960'larda emek yoğun ve düşük teknolojili sektörleri ön planda tutarken 70'ler ve 80'lerde hızla teknoloji yoğun sektörlere kayma eğilimi göstermiştir. Türkiye'de ise emek yoğun ve düşük teknolojili sektörlerden teknoloji yoğun sektörlere geçiş ancak 2000'lerin başından itibaren gözlemlenmektedir.
Güney Kore'de imitasyon süreci olarak adlandırılan 1960-1980 döneminde teknoloji transferi önemli yer tutarken, 80'lerin başından itibaren yerli Ar-Ge kapasitesinin geliştirilmesine yönelinmiştir. Türkiye'de ise teknoloji transferinin önemi ancak 1980'lerin sonuna doğru ve ulusal Ar-Ge'nin gücünün arttırılması ise 2000'lerin başında gündeme gelmiştir. Türkiye ve Güney Kore'nin benzer dönemlerde başlayan ihracat odaklı sanayi stratejisinin uygulamasında önemli farklılıklar olduğu görülmektedir. Güney Kore bu süreçte aynı zamanda ihracat kompozisyonun değiştirilmesine ve teknoloji yoğun sektörlere yönelmiştir. İhraç edilen malların teknolojik yapısına bakıldığında, Güney Kore'de orta teknolojili ürünlerin ihracatı 1990'larda ön plana çıkarken, Türkiye'de ancak son yıllarda orta teknolojili ürünlerin ihracatı düşük teknolojili ürünlere yaklaşmıştır. Yüksek teknolojili ürünlerin ihracatında ise Türkiye, henüz Güney Kore'nin 1980'lerdeki seviyesine ulaşmamıştır
.''

''Türkiye, yüksek teknolojik yapıya geçmeliİ''

Türkiye'nin ucuz işgücü ve ihracat yapısında emek yoğun sektörlere dayalı stratejilerini sürdürerek, uluslararası rekabetçiliğini koruması ve artırmasının mümkün görünmediğine işaret edilen politika notunda, Türkiye ile ilgili şu tespitlerde bulunuldu:

''Küresel pazarlarda daha üst bir noktaya sıçramak ve rekabetçiliğini sürdürülebilir kılmak için Türkiye'nin düşük teknolojili bir yapıdan, orta ve yüksek teknolojili bir yapıya geçişi önemlidir. Bunun için ülkenin sektörel değişime ve ihracat kompozisyonunu değiştirmeye gitmesi gerekmektedir. Türkiye;nin 'orta-gelir tuzağı'na yakalanmaması için de bu stratejilerin önemi yadsınamaz. Güney Kore'nin bu süreçteki uygulamaları, Türkiye şartları göz önünde bulundurularak değerlendirilmeli ve dönüşüm süreci hızlandırılmalıdır.''