'Toy'...

28 Nisan 2010 Çarşamba, 06:26
Abone Ol google-news

Taspar Kağan 581’de ölünce, Göktürk ülkesinde çekişme başlar. Kardeşinin oğlunu, yerine aday göstermiştir. Anneden Türk olmadığı için, kabul görmez. Meclis toplanır, onun dört oğlundan en bilge, en güçlüyü, Ötükende tahta oturtturur.

Bugünler, ulusal egemenlik adına, coşku günleri. Her geçen yıl, kuruluş değerlerimizi daha çok sahipleniyoruz. Öyle göstermelik falan da değil. Yürekten inanarak, içten gelerek. Türkiye Büyük Millet Meclisini, ne kadar yüceltsek azdır. Bize kazandırdığı, yalnızca kaybolan bağımsızlık, parçalanan vatan değil. Devletimizi kuran da, o. Aksi yönde uygulama çok da, bunun örneği yok.

Meclis, her Türk devletinde var. Asyada ona toy derdik, üyesine toygun. Anayurttan çıkarken toydan divana geçtik. Bakanlar kuruluna. Fatihe kadar, sultanlar başkanlık ederdi. Bir kendini bilmez devletlü padişahım kangınızdurdiye içeri dalınca, sadrazamlara kaldı. Bu ilgisizlik, Abbasi halifeleri gibi, kapalı ve sönük bir süreci de başlattı.

 

Osmanlı çökerken, iki kez halk egemenliği denedik. İkisi de yürümedi. Güneşin altında, İsadan 500 yıl kıdemli olan demokrasi, çok çocuk ortamında yaşamıyor. Siyasal ve toplumsal bilinç istiyormuş. Koşul bu olunca, ilkinde Mithat Paşayı kurban verdik, ikincisine vatan toprağını.

Bir daha kutladık, meclisimizin kuruluşunu. Çocuklarla birlikte, çocuklar gibi. Tam 90 yıldır, biz bizeyiz. Devlet yönetmenin en güzel biçiminde. Başarılı olamayanı değiştiriyor, öteki gelsin diyoruz. Kanuni tahta çıktığında doğanlar, ölürken 46 yaşındaydı.

Bugün saltanat özleminde olanlar, iyi düşünmeli. Bu özlemin kaynağı, bilgisizlik değilse, iki nedeni vardır. Ya eziktir ya da ezmek ister. Ve Kanuni ile başladı, en yeteneklinin politik entrikaya kurban gidişi. Süleyman mührü, ötekilere kaldı.

Kadınlarımızı baş tacı ettik ama başına taç koymadık, Avrupalı gibi.

Ayağımı kaydırır korkusuyla, kafese kapatılan şehzade az mı? Akıl dengesi yerinde olmayan. Başkenti değil, sarayın dört bir köşesini bilmeyen!..

İttihat Terakki, imparatorluğu tarihe gömerken bizlere çok büyük deneyim bıraktı. Avrupa hayranı Tanzimat kafası, geride kalmıştı. Meşrutiyet kafasının da, dilenci torbası gibi olduğu kanıtlandı. Her şeyi isteyip, hiçbir şey yapamadı. Yalnızca, Türkiye Cumhuriyetinin Anadoluda kurulmasına basamak oldu.

Meclis Lozanı onaylarken Mustafa Kemal Paşa üç önemli uyarıda bulunur. Böylesine büyük özveri ile kazandıklarımızı, elden kaçırmamak. Yaşanan felaketlerin, bir daha geliş yollarını tıkamak. Ve bunları, her gün düşünmek.

Bugünlerde Meclisimiz, fırtınalı oturumlara sahne oluyor. İsteyen istediğini söylesin. Yeter ki, orada söylesin. Uygulaması mı? O ayrı bir konu. Toyluk kaldırmaz!..