‘TSK, El Nusra’yla çatışmaya girmemeli’

Uluslararası Güvenlik Analisti Kaan Kutlu Ataç, Türkiye’yi İdlib’de bekleyen tehlikeye dikkat çekti.

21 Eylül 2018 Cuma, 21:27
Abone Ol google-news

Soçi’de varılan İdlib mutabakatının sahada nasıl uygulanacağı beklenirken olası riskler de tartışılıyor. Uluslararası Güvenlik Analisti Dr. Kaan Kutlu Ataç, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) bölgedeki radikal gruplarla, özellikle de El Nusra ile çatışmaya girmeden sorunun çözülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ataç, bu süreçte Türkiye’nin, İdlib’in kritik noktalarını elinde tutan yapılar üzerindeki etkisini ve sözünün dinlenirliğini tesis etmesinin önemli olduğunu vurguladı.

Ataç, Türkiye ve Rusya arasındaki İdlib mutabakatının sonuçlarını Cumhuriyet’e değerlendirdi. Soçi’de sağlanan mutabakatla Türkiye’nin muhtemel göç dalgasını ve insani krizleri şimdilik önlediğini belirten Ataç, mutabakatın askeri boyutunun daha karmaşık olduğunu dile getirdi. Ataç, “Soçi mutabakatıyla güvenlikle ilgili hayli karmaşık silahlı güç yapıları açısından Türkiye, meşakkatli bir sorumluluk almıştır. Bu durum mutabakatın Türkiye açısından en kritik ve problemli kısmıdır. Ümit edilen, 15 Ekim’e kadar Türkiye’nin mesafe almasıdır ki siyasi uygulacıların bu konuda hassas oldukları anlaşılmaktadır” dedi.

Soçi mutabakatının en kritik noktasını İdlib bölgesinin El Nusra’nın da içinde bulunduğu Heyet Tahrir El Şam (HTŞ) başta olmak üzere terör örgütlerinden nasıl temizleneceği konusu oluşturuyor. Mutabakatın açıklanmasının ardından bölgeden El Nusra ve müttefiklerinin silahlarını bırakmayı reddettiğini açıkladıkları haberi geldi. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, dün düzenlediği basın toplantısında İdlib’deki terör örgütlerinin hangi yöntemle İdlib dışına çıkartılacağı konusunda “Bunun yolu ikna olur pasifize olur, ne gerekiyorsa o olur” dedi.
Ataç, bölgedeki terör örgütlerinin İdlib’den çıkartılması için Türkiye’nin nasıl bir yol izleyebileceğiyle ilgili olarak “Bölgedeki kritik konu, İdlib’in doğusunda Afrin’in güneyinde yer alan ve Türkiye ile sınırı kontrol eden Çeçenlerden oluşan Junud el Şam. İkincisi Türkiye ve Lazkiye arasındaki alanı kontrol eden İdlib’in batısında konuşlanan Türkistan İslami Partisi’nin unsurları. Türkiye’nin bu ve benzeri yapılar üzerindeki etkisini ve sözünün dinlenirliğini tesis etmesi önemli” değerlendirmesini yaptı.

‘Hedefe çatışmasız ulaşılmalı’

ÖSO güçlerinin TSK desteği olmaksızın HTŞ ile savaşıp savaşamayacakları konusunda ise Ataç, “Geçen baharda Türkistan İslami Partisi’nin, tarafsızlık ilanına rağmen ÖSO’nun saldırılarında Tahrir el Şam’ın yanında yer aldığı ve ÖSO’nun püskürtülmesinde etkili olduğu hatırlanırsa TSK’nin bölgedeki açık varlığının yanı sıra diğer varlıklarının da iyice örtülü vaziyete gelmiş ve gerekli desteği verebilecek şekilde organize edilmiş olmasını beklemek gerekir. Yoksa yıllardır sürdürülen çalışmalarda fayda/maliyet analizinde farklı bir hesaplamaya gitmek gerekir ki, Soçi mutabakatının neticelerinde Türkiye’nin elinin güçlenmesi hepimiz için hayırlı olacaktır” diye konuştu.
Ataç, TSK’nin Nusra gibi cihatçı gruplarla sıcak çatışmaya girmeden etki edeceği gruplar vasıtasıyla hedefine ulaşmaya çalışacağını beklediğini vurgulayarak aksi durumun çok farklı sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.

Sınırlar belirlendi

Milli Savunma Bakanlığı, İdlib’deki silahsızlandırma bölgesinin sınırlarının belirlendiğini açıkladı. Rus heyetiyle 19-21 Eylül tarihleri arasında toplantı düzenlendiği belirtilen açıklamada, “Toplantıda bölgenin coğrafi yapısı ve yerleşim alanlarının özellikleri de dikkate alınarak İdlib’de silahlardan arındırılacak bölgenin sınırları belirlenmiştir. Faaliyetler planlandığı şekilde sürdürülmektedir” denildi.