"Tüm halk iş sahibi olur diye bir kaide yok"

Başbakan Tayyip Erdoğan, ''Gençler, bakınız her üniversiteyi bitiren veya tüm halk iş sahibi olur diye bir kaide yok. Dünyanın hiçbir yerinde, ABD başta olmak üzere halkının tümüne iş sağlamıştır diye bir gerçek yok'' dedi.

30 Eylül 2009 Çarşamba, 13:08
Abone Ol google-news

Başbakan Tayyip Erdoğan, Dokuz Eylül Üniversitesi'nin 2009-2010 akademik yılı açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin yıllar boyunca küçük meselelere takılıp kaldığını söyleyerek şunları ifade etti:
''Son 40-50 yıldır döne döne tartışılan meselelere bakınız, incir çekirdeğini doldurmayacak meseleler. Toplum üzerinde psikolojik baskı oluşturuldu, sanal korkular oldu. Türkiye'de hala bugün bile modern yaşamın kesintiye uğrayacağını, insanların yaşamlarına müdahale edileceğine dair korkunun bulunması son derece abesle iştigaldir. Birileri bu kaygıyı büyüterek, buradan nemalanmak istiyor. AB ile tam üyelik müzakerelerini sürdüren, insan hakları konusunda bu kadar duyarlı siyasi iktidardan en son beklenecek olan demokrasi ve hukuk dışı girişimlerdir.''

Başbakan Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Anayasamızdaki 4 temel ilkeyi eşit ele aldık. Türkiye'nin geldiği bu seviyeden sonra geriye dönüş asla söz konusu olmaz, olmaz. Bu ülkenin zayıflatılmasına da göz yummayız, yumamayız. Bir başbakan olarak, mahalle aralarında kapı çalan bir insanım ve bunu yaparken sosyal devlet olmanın ilkesi gereği yapıyorum, yapmak zorundayım. Sadece evinde oturup, oradan Türkiye'yi seyreden bir başbakan değilim. 81 vilayetin tamamına gittim. Teoriyle pratiği buluşturacaksak, bunu yerinde görmek zorundasınız.''

 

Kürt açılımı süreci

4 temel taş üzerinde yükselen bir Türkiye istediklerini dile getiren Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Hiç kimsenin yaşam tarzına hiç kimse karışamaz, özgürlüklerini kısıtlayamaz ve bunların karşısında ilk duracak olan da biz oluruz. Bütün adımlar atılırken, biz bu dönem içerisinde bir milli birlik projesinin adımını attık ve demokratik açılım sürecini başlattık. Terör artık son bulsun istiyoruz. İçeriğinde birçok başlıklar var, olacak. Ülkemizde ne kadar etnik unsur varsa adımlar atmamız lazım. Alevi vatandaşlarımızın sorunları var, adımlar atmamız lazım. İşsizlik sorunumuz var, adımlar atmamız lazım. Üniversitenin sorunları var, adımlar atmamız lazım. Sıfırlayabilir misiniz? Hayır, ama minimize ederiz. Bunu başarmak çok çok önemli bir netice, ama bunu milletle başaracağız. Biz başaracağız dersek yanlış olur. Biz koordine ederiz, bunu azami mutabakat zemininde çözmek zorundayız. Büyük ülke, güçlü devlet açılımlardan bir şey kaybetmez, tam tersine kazanır biz buna inanıyoruz.''

Bir ildeki, bölgedeki sorunların ülkenin tamamını etkilediğini belirten Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
''Hakkari'de bir üniversite olsa, oradaki gençlerin belli bir kısmı Hakkari'de yüksek tahsilini yapacaktır. Aynı şekilde Muş'taki ilinde kalacaktır, ama biz bunları başaramadık. Ondan dolayı oranın çocukları adım atamadılar. Türkiye 21. yüzyılda bu meselelerini tartışamaz, bu meseleyi çözmek zorundayız. Biz son derece samimi yola çıktık. Kazanan Türkiye olacaktır, kazanan 81 vilayetimizin tamamı, kazanan İzmir olacaktır, bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. İzmir'de de anaların oğullarının yollarını gözlediğini, İzmir'de nice ocaklara ateş düştüğünü biliyoruz. Terörle mücadeleden taviz vermemiz mümkün değil. Hiç kimse kendini hukukun üstünde göremez. Biz demokrasiden taviz vermeyeceğiz, suçla mücadeleyi sürdüreceğiz ama hukukun üstünlüğü ilkesinden taviz vermeyeceğiz.''

 

Başbakan'a 2 ayrı protesto

 

IMF ile ilişkiler

Krizin ortaya çıktığı andan itibaren Türkiye'ye reçete yazanların olduğunu belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

Şimdi Türkiye'de bir IMF toplantısı başlıyor ve bu IMF toplantısının yapılacağı bölgeyi Türkiye 13 ayda inşa etti. Yerin dibinde 127 bin metrekarelik bir İstanbul Kongre Merkezi inşa ettik ve şimdi bu toplantılar şimdi burada yapılacak. 330 milyon liraya malettik. Ve burada 3 bin 500 kişilik bir ana toplantı salonundan tutunuz, aynı anda 850 toplantının yapılacağı odalara varıncaya kadar, 1500 metrekareden 750 metrekareye kadar birçok toplantı salonların olduğu merkez. Türkiye buna gücü kuvveti yeten bir ülke. IMF bunu gelip yerinde bizzat görecek ve kendileriyle tekrar konuşacağız. Ya evet, ya hayır. Biz aksi takdirde yolumuza yine devam ederiz. Çünkü bu noktada biz içerde enerjimizi kaybetmeyelim. Türkiye 7 yıl önceki durumdan bugüne nasıl sıçradıysa bu sıçramasını da bundan sonraki süreçte farklı şekilde devam ettiririz. Krize ilişkin iyimser beklentiler arttı. Bittiğine dair yaklaşımlar çoğaldı. Gerek uygulamanın içinde olanlar, gerekse bu konudaki teorisyenler düşüncelerini ortaya koyuyor. 'Türkiye IMF ile anlaşma yapmadan kendi imkanlarıyla, kendi uyguladığı yerli tedbirlerle bu krizi aşma noktasına geldi' diyenler çoğalmaya başladı.''

 

Harçlar sorunu

Üniversitenin açılış töreninde öğrenciler adına konuşan DEÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü 3. sınıf öğrencisi Merve Sağlamer'in harçlarla ilgili eleştirisine de değinen Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Bunun spekülasyonu çok yapıldı. Bunu maalesef ideolojiye kurban edenler çok oldu. Sonunda ne olduğu ortada. Fakat harçların da yine Kredi Yurtlar Kurumu tarafından ödendiğini hatırlatmak durumundayız. 2002 yılında sadece 45 liraydı burs miktarı, şu anda 180 lira. Sabah kahvaltısı, akşam yemeğine, Kredi Yurtlar Kurumu olarak söylüyorum, orada kalan öğrencilerimize ayrıca destek veriliyor. Adeta sabah ve akşam yemekleri bedavaya geliyor. Bunu da hatırlatmam lazım. Yine yüksek lisans öğrencilerinin bursunu 90 liradan 360 liraya, doktora öğrencilerinin bursunu 135 liradan 540 liraya çıkardık. Bunları iktidarımız yaptı. 8-6 kişilik odalar noktasında da yurtlarla ilgili adımları süratle atacağız. Bundan sonra yüksek öğretimin kalitesini artırmaya, gençliğimize destek olmaya da devam edeceğiz''


''Gençler özveride bulunmalı"

Gençlerin, eğitim kalitesini artırmak, uluslararası rekabette öne çıkmak için gayret göstermesi ve özveride bulunması gerektiğini dile getiren Başbakan Erdoğan, üniversite kütüphanesinin yerini bilmeden mezun olan öğrenciler bulunduğunu kaydetti. Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Bu, kamunun girişimleriyle çözülecek bir sorun değil. Teknolojiye ayak uydurun. Bakın biz şu anda geldik, dedik ki 'Türkiye'nin 4 bir yanına ilköğretim, ortaöğretimde bilişim teknolojisi sınıfları kuracağız' dedik ve yüzde 95 e ulaştık. ilk ve orta öğretimde bilişim teknolojisi sınıfları var. ADSL sistemini oralara bağladık, artık dünya ile buralar görüşüyor. Şemdinli'de, Yüksekova'da, Patnos'ta bunu görürsün. Ama daha önce bunları görmek, bırakın konuşmak, düşünmek mümkün değildi. Artık bu noktaya geldi. 800 bine yakın bilgisayar gönderdik okullara. Üniversiteler sadece öğretim veren kurumlar olmamalı, aynı zamanda eğitim veren kurumlar olmalı. Bu değişimi de yaşamak durumundayız. Üniversiteler sosyal faaliyetler sunan, iş ve gelecek ilişkilerinin kurulacağı yerler olmalı. Üniversiteler özgür, özgün düşüncenin yeşermesi gereken ortamlar olmalı. Bakınız ABD'deki üniversiteler dünya liderlerini, dünyanın tanınmış simalarını, bilim adamlarını, politikacılarını ağırlıyor. Onların bilgilerinden, tecrübe edinebiliyorlar. Ama bizde geçmişte konuşma yapmak için kampüse gelen liderlerin, politikacıların çirkin şekilde protesto edildiklerine veya edileceklerine şahit olduk. Özgür düşüncenin savunucusu olması gereken gençlerin, düşüncelerin özgürce ifade edilmesine tahammül edemedikleri dönemler oldu. Sudan bahanelerle kendi öğrencisini bile üniversite dışında tutan tutumla biz uluslararası rekabete giremeyiz. Zihniyet devrimini gerçekleştirmemiz gerektiğine inanıyorum. Yeni durumlara, şartlara ayak uydurmamız gerektiğine inanıyorum''