"Türkiye'nin yeni bir Anayasa'ya ihtiyacı olduğu çok açık"

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye'nin yeni bir anayasaya ihtiyacının açık olduğunu bildirdi.

22 Mart 2011 Salı, 14:47
Abone Ol google-news

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye İhracatçılar Meclisinde (TİM) yapılan ve Türkiye genelindeki tüm ihracatçı birliklerinin yönetim ve denetim kurullarının hazır bulunduğu meclis toplantısına katıldı. Cumhurbaşkanı Gül, burada yaptığı konuşmada, yeni anayasa çalışmalarına değindi. ''Türkiye'nin yeni bir anayasaya ihtiyacı gayet açık'' diyen Gül, Türkiye'nin geçmişte anayasalarını hep reaksiyonel ortamda yaptığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Gül, şöyle konuştu:

''Onun için de hep bu anayasaların sıkıntıları olmuştur. Yani tepki anayasaları yapılmıştır. İlk defa belki Türkiye'de normal şekilde, sivillerin, bilim adamlarının, siyasetçilerin, herkesin kafa kafaya vererek toplumun arzu ettiği, toplumu yeni bir döneme taşıyacak bir anayasa yapma imkanı vardır. Bunu kaçırmamak gerekir. Bunu yaparken de metodoloji yanlışlarına düşmeden hareket edilirse başarılı olacağına inanıyorum. Çünkü temel konularda, temel meselelerde Türkiye'de çok büyük bir konsensus vardır. Bunu açıkça görüyoruz. Bu fırsat inşallah kaçmayacaktır. Onun için hepinizin yapıcı önerileri daima değerli olacaktır.''

 

Çıkmaz sokak

İhracatın sadece ekonomik bir faaliyet olmadığının altını çizen Abdullah Gül, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Türkiye'nin dış politikasıyla da çok ilişkili. Eğer komşularla duvar ördüyseniz, Türkiye'yi bir nevi çıkmaz sokak haline getirdiyseniz o zaman mal satacak insan da bulamazsınız. Bir zamanlar öyleydi. Bütün komşularla duvar vardı etrafımızda... Onlarla ilişkilerimiz neredeyse yasaklı haldeydi, neredeyse küs halindeydik. Bunu söylerken hatanın bizde olduğunu söylemek istemiyorum. Ama bu bölgenin en önemli, en büyük bölgesel gücü olarak bölgeyi dizayn etmek, düşünmek, başkalarının yerine, komşularının yerine de gerekirse düşünerek ilişkileri normalleştirmek bize düşüyor.''

Abdullah Gül, her ülkenin kalkınmasının önce kendi bölgesinden başladığını belirterek, ''Vizelerin kalkması, serbest ticaret anlaşmalarının imzalanması, vergi muafiyeti anlaşmalarının imzalanması, yatırımların karşılıklı korunmasıyla ilgili anlaşmaların imzalanması aslında devletin sizin adınıza altyapıyı hazırlaması faaliyetleridir'' dedi. Hukuki altyapı hazırlanmadan mal satılamayacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ''Türkiye, bunların hep farkına vardı. Bu konulara kendisini önemli şekilde yönlendirdi ve neticede çok büyük kapılar açılmaya başladı'' diye konuştu.
 

Ticari ahlak

Türkiye'nin bugün bütün Afrika ülkeleriyle çok yakın ilişkiler içinde olduğunu dile getiren Gül, şunları kaydetti:

''Birçok Afrika ülkesini ziyaret ediyoruz. Herkes 'Türkler gelmiş' diye kucak açıyor. Türkler'in gidişi bazı ülkelerin gidişinden farklı. Koloni geçmişimiz olmadığı için Türkleri samimi şekilde karşılamışlardır. Biz ticaret yaparken karşılıklı kazan ile yatırım yaparken de karşımızdakinin kazancını düşünerek ticari ahlakı hep öne çıkartmışızdır. Bu tabii bize daima yeni kapılar açmıştır.''

Cumhurbaşkanı Gül, Latin Amerika ile ilişkilere de değinerek, Türkiye'nin bu ülkelere de ihracat yapabileceğini anladığını, yeni pazarlar, yeni coğrafyalar keşfetmeye başladığını söyledi.
 

 

''Türkiye'de ihracatla ilgili kültür oluştu"

Uzun yıllar sadece Türk Lirası değeri üzerinde, kur üzerinde çok konuşulduğuna işaret eden Gül, ''Halbuki o dönemlerde bile, sıkıntılı dönemlerde bile ihracat yaptınız. Tabii ki çok zorlandınız, ama bunun da bir noktada olumlu yanı oldu, maliyetler nasıl azaltılırmış, verimlilik nasıl artırılırmış hepimize bunu öğretti. Şu anda daha gerçekçi bir kurla karşı karşıyayız. Dolayısıyla bizim daima kalıcı ve uzun vadeli noktalara kendimizi yöneltmemiz gerekir'' dedi.

Türkiye'de ihracatla ilgili bir kültür oluştuğunu dile getiren Gül, şöyle dedi:

''Bunu seyahatlerimde çok daha iyi görüyorum. Beni en çok etkileyen noktalardan biri, coğrafi dağılım ve katılanların yaş ortalaması... Türkiye'nin bütün şehirlerinden katılımların olduğunu gördüm. Bazen çok genç delikanlıları, bazen çok genç kızları da görüyorum uçakta. İlk defa onları sanki babalarıyla veyahut da büyükleriyle, onlara refakat ediyor şeklinde düşünüyordum.

Ama sonradan tek tek kendilerine de sorduğumda nasıl iş yaptıklarını, nasıl ihracatla uğraştıklarını, nasıl dışarıya büyük bir azimle mal satma arzusu içerisinde olduklarını gördüğümde Türkiye'de bu kültürün de artık oluştuğunu ve bizim psikolojik bariyer dediğimiz noktayı aştığımızı görüyorum. Onun için biz dünyanın en büyük krizinde bile 100 milyar doların üzerinde ihracatı gerçekleştirdik. Koyduğumuz 500 milyar dolarlık hedef afaki bir hedef değildir, inanıyorum ki gerçekleştirilebilecek bir hedeftir.''
 

''Yüksek teknolojiye dayalı üretim ihracatı hala az"

Cumhurbaşkanı Gül, ihracatın sadece miktar ve değer olarak artmadığını, kalitesinin de iyileştiğini belirtti. Yüksek teknolojiye dayalı üretim ihracatının hala az olduğuna işaret eden Gül, ''Buna yönelmemiz gerekmektedir. Onun yolu da tasarımdır, ARGE'dir, üniversitelerle, bilim dünyası ile işbirliği içerisinde olmaktır ve geleceğin büyümesinin nerede olduğunu tespit edip ona göre kendimizi yoğunlaştırmaktan geçecektir. Yoksa yine başka ülkelerle mukayese yapmaya başlarız, çok olumlu manzaralar çıkmaz karşımıza'' diye konuştu. Gül, ihracat içerisinde yüksek teknolojiye dayalı üretim miktarlarını muhakkak artırmak, büyük başarılardan bahsetmek için herkesin kendisini işine gücüne odaklayabilmesi, gelecekle ilgili çok iyi planlar yapabilmesi gerektiğini kaydetti.
 

''Artık bizim bunlara tahammülümüz yok"

Bunun için de istikrar ve huzurun her şeyin başında geldiğine dikkati çeken Gül, şöyle devam etti:

''Unutmayalım ki geçmiş dönemlerde büyük kayıplarımız var. 1970'li, 1980'li, 1990'lı yılları düşünün, çok büyük kayıplarımız vardır. Enerjimiz hep başka yerlere gitmiştir. O dönemlerde bize benzeyen ülkelerin nasıl süratli bir şekilde büyük başarıları elde ettiklerini, bizim ise bazen iki adım gidip bir adım geldiğimizi, bütün bunları düşünün. Artık bizim bunlara tahammülümüz yok. Bir daha bu tip şeylerle karşılaşmamanın yolu da hukuk, demokratik ve siyasi, bütün bu reformları dönüşü olmayacak şekilde kökleştirmek ve tüm bunları Avrupa standartlarında gerçekleştirmekten geçiyor.''

Bunları siyaset dünyasının yapacağını, ancak siyaset dünyası yaparken de sivil toplum örgütlerinin destek vereceğini ifade eden Gül, bu alandaki mücadele ne kadar yapıcı şekilde gerçekleşirse millet olarak hep beraber o kadar çok başarılı olunacağını ifade etti.
Gül, genel seçimlere giden Türkiye'nin bu mücadeleyi ve yarışı, ''bir hizmet, 'ben daha iyi yaparım' yarışı'' şeklinde yürütmesi gerektiğini dile getirerek, seçimlerin Türkiye'de kırıcı olmayan, yeri geldiğinde işbirliği yapılabilen bir ortamla neticelenmesini ümit ettiğini söyledi.