'Türkiye'yi ayrışma sürecine sokan politikaları lanetliyoruz'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'de güven içinde yaşanıyorsa şehitlerin bunun anahtarı olduğunu belirterek, “Biz bunu biliyoruz ona saygı da gösteriyoruz ama açılım politikalarıyla Türkiye'yi ayrışma sürecine sokan o politikaları da lanetliyoruz” dedi.

06 Haziran 2010 Pazar, 09:33
Abone Ol google-news

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Sekreteri Önder Sav, genel başkan yardımcıları Hakkı Suha Okay, Umut Oran, Haluk Koç ve milletvekilleriyle çıktığı Trakya gezisi kapsamında Edirne'nin Keşan ilçesinde, Keşan Ticaret ve Sanayi Odası ile Keşan Ticaret Odası'na üye iş adamlarıyla Ağadayı Oteli'nde bir araya geldi.

İş adamlarının sorunlarını dinleyen Kılıçdaroğlu, daha sonra yaptığı konuşmada, bölgedeki 1/25 binlik planın çıkması için arkasında güçlü bir iradenin olması gerektiğini ifade ederek, ''Bu bölgeyi tarım ve orman açısından koruyacaksınız. Sanayi bu bölgeye gelirse çok dikkatli gelmeli. Çünkü o verimli alanları yok etmek doğru değil'' dedi.

Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Eğer siz uçaklara, gemilere ÖTV'siz akaryakıt veriyorsanız ve çiftçinin de desteklenmesi gerekiyorsa çiftçiye de bu olanağı sağlamamız lazım. Tarımın desteklenmediği hiçbir ülke yok. Ama biz tarımı engellemek için, çiftçiyi engellemek için adeta görevlendirilmiş bir siyasal iktidara sahibiz gibi bir algı var. Algı değil, artık bu algı olmaktan da çıktı, böyle bir gerçek var. Trakya çiftçisi memnun değil ama Orta Anadolu ile Doğu Anadolu'daki hayvan üreticisi de memnun değil. Kendimiz üretmemiz gerekirken niye biz üretmiyoruz da başkalarından satın alıyoruz.''

Ergene nehrindeki kirlilik

Ergene nehrindeki kirliliğin Trakya için de, Türkiye için de ''yüz karası bir tablo'' olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
''Bir nehir nasıl yüzlerce kilometre simsiyah ve köpüklü akar? Geçen yasama döneminde CHP milletvekili arkadaşlar bununla ilgili bir araştırma önergesi verdiler. Geldiler, buraları gezdiler. Parlamentonun yaptırma gücü yok. Raporlar alındı, ilgili kuruluşlara gönderildi. Herkes şikayetçi ama çözüm yok. Neden? Çünkü bunu çözecek kararlı bir siyasal irade yok. O siyasi iradeyi getirin, Ergene olayı çözülür. Niye çözülmesin? Biz Haliç'i temizledik de Ergene'yi mi temizleyemeyeceğiz. Bunun elbette bir maliyeti olacak ama o maliyet, elde edeceğimiz yararın çok çok altındadır. Çevreyi, insanımızı, o bölgede yaşayan hayvanlarımızı koruyacağız, gerekirse sulama için kullanacağız. Bunları göz ardı ederseniz son derece dramatik bir tabloyu ortaya çıkarmış olursunuz.''
 

Üretici ve finans kesimi arasındaki çarpıklık

Yurt dışından 1 milyon dolar para getirildiği zaman iki yıl sonra bu paranın, istihdam ve rekabet olmadan 2 milyon 800 bin dolara ulaştırılabildiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Böyle bir kazanç varken bizim sanayici niye fabrika kursun ki, böyle bir tabloyu Türkiye'nin kabul etmesi mümkün değil'' diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
''Hükümet şöyle bir tablo daha çıkardı ortaya. Bu 1 milyon doları getirip, 1 milyon 800 bin dolar bir yılda kazanıyorsunuz, bir de bundan vergi almayacaksınız, yerli olursa alacaksınız. Biz bunun için Anayasa Mahkemesi'ne gittik. Vergide eşitlik olması lazım. Bari bizim iş adamı yapıyorsa ondan da vergi almayın veya ikisinden de vergi alın. Anayasa Mahkemesi bunu iptal etti. Şimdi ikisinden de vergi alınmıyor ama çiftçiden, esnaftan, gayri menkulden gelir elde edenlerden alınıyor. Herkes vergi verirken bir masa, bir sandalye at, bir yılda 1 milyon dolara karşılık 1 milyon 800 bin dolar kazan, hiç vergi verme, olacak şey değil. Bu tabloyu değiştireceğiz ama bunu değiştirirken Brezilya örneği var. Sıcak paraya teslim olmayan bir Türkiye istiyoruz biz. Sıcak paraya teslim olan Türkiye, üretmeyen bir Türkiye demektir. Oysa bizim temel sorunumuz, ne üretmemiz lazım.''

Türkiye'nin 1970'li yıllarda, Yunanistan, İtalya, Portekiz ve İspanya ile aynı kulvarda yer aldığını, ancak Türkiye'nin şimdi bu ülkelerle kıyaslanmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, ''Türkiye; Arjantin, Brezilya ve Meksika ile kıyaslanıyor. Bu ülkeler krizi fırsata çevirdiler ve iyi bir noktaya geldiler. Biz hala krizi aşmış değiliz. Sıcak paraya teslim olan, dünyanın en yüksek faizini ödeyen, bunu ödemek için de sanayiciyi, esnafı, çiftçiyi cezalandıran bir tabloyla karşı karşıyayız'' dedi.

 

'Türkiye'yi ayrışma sürecine sokan politikaları lanetliyoruz'

Kılıçdaroğlu daha sonra CHP Genel Sekreteri Önder Sav, Genel Başkan Yardımcıları Hakkı Suha Okay, Umut Oran, Haluk Koç ve milletvekilleriyle çıktığı Trakya gezisi kapsamında, Çanakkale'nin Gelibolu ilçesine bağlı Bolayır beldesinde, Rumeli fatihi Gazi Süleyman Paşa'nın türbesi ile vatan ve hürriyet şairi Namık Kemal'ın mezarını ziyaret ederek, karanfil bıraktı, dua etti.

Mezarlık girişinde ayran ikram edenlerle hatıra fotoğrafı da çektiren Kılıçdaroğlu, daha sonra Gelibolu'ya geçerek, parti otobüsünden halka seslendi.

Türkiye'de rantçı iktidarın değil artık halkçı iktidarın olacağını, önce halkın zenginleşeceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, yoksulluğu tarihe gömeceklerini, sosyal devleti kuracaklarını kaydederek, şunları söyledi:

“Recep Bey açılım meraklısı. Sevgili Recep Bey, bir çiftçi, emekli, işçi, esnaf açılımı yap. Bu milletin derdi nedir gör. Dün futbolcularla açılım toplantısı yapmış. Recep Bey'in haberi yok kendi kalesine gol atmış, ne olduğunu bilmiyor. Sadece kendi kalesine gol atsa 'eyvallah' diyeceğiz ama çiftçiyi de emekliyi de memuru da perişan ettin. Millet işsizlik diye yanıp tutuşuyor. Ama Recep Bey önemli bir şey söyledi 'Her üniversiteyi bitiren çocuk iş bulacak diye bir kural yoktur'. Allah aşkına bir Başbakan bu lafı Almanya'da, Fransa'da, Japonya'da söylese ertesi gün alaşağı ederler.”
 

“Halk iktidarı heyecanı var”

“Sandık geliyor” diye konuşan Kılıçdaroğlu, “Bu coğrafyada yoksulluğu tarihe gömeceğiz. Bir heyecan var Türkiye'de, halk iktidarı heyecanı var. Bu heyecanı dalga dalga Anadolu'ya yayacağız” dedi.

İnsanın düşünceleriyle, fikriyle, inançlarıyla Allah'ın yarattığı en değerli varlık olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Siyasetin konusu inanç değildir, siyasetin konusu etnik kimlik değildir. Siyasetin konusu vatandaşın derdidir. Dik duran, onurlu bir Türkiye'dir bizim sorunumuz” diye konuştu.

“Şehitlerimiz bizim onurumuzdur, güvencemizdir, şehitlerimiz bu tarihi kentin de onurudur” diyen Kılıçdaroğlu, “Eğer biz güven içinde yaşıyorsak, şehitlerimiz bunun anahtarıdır. Biz bunu biliyoruz ona saygı da gösteriyoruz ama açılım politikalarıyla Türkiye'yi ayrışma sürecine sokan o politikaları da lanetliyoruz” şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu daha sonra Gelibolu Belediyesi'ni ziyaret etti. Burada bir gazetecinin, “Dar alanda kısa paslaşma gol zamanı dediniz. Orta sahada top kimin elinde. Ana Muhalefet Partisi lideri olarak Başbakanla dar alanda kısa paslaşmalar yapmaya hazır mısınız açılım konusunda?” sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Sayın Başbakan açılım süreci içinde kendi kalesine gol attı ama attığı golün farkında değil. O açıdan sayın Başbakanın futbolculuğu da tartışılabilir. Sayın Başbakan gerçekten futbol oynadıysa futbolun kurallarını biliyorsa, bu açılımla Türkiye'yi hangi sorumsuz alanlara, hangi açmazlara soktuğunu kendisinin görmesi lazım. Onu da ifade ettim ama sayın Başbakan futbolcularla dar alanda kısa bir paslaşma içine girecek mi, girmeyecek mi onu da göreceğiz. Sayın Başbakanın benimle bir programa çıkacağını hiç ama hiç sanmıyorum. Dar alanda değil karşılıklı oturup bütün ülkenin bizi izleyebildiği bir tartışma programını ben de isterim.”