Üst kurullar AKP'nin elinde

Hükümet, şikâyetçi olduğu üst kurulların özerkliklerini ellerinden alarak siyasi denetime tabi kıldı.

23 Ağustos 2011 Salı, 07:00
Abone Ol google-news

Hükümetin, bir süredir şikâyet ettiği üst kurulların özerkliğini, 17 Ağustos’ta çıkarılan bir kanun hükmünde kararname (KHK) ile kaldırdığı ortaya çıktı. Özellikle küresel krizin yeniden gündeme geldiği ve Türkiye açısından dış finansmanın zayıf noktalardan biri olarak öne çıktığı bir dönemde hükümetin yabancı yatırımcıları ürkütecek nitelikteki değişikliğe gitmesi dikkat çekti. CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi de “Düzenleyici ve denetleyici kurumlar doğrudan ilgili bakanların yönetimine verilmektedir” diye konuştu.

Hükümetin, yetki kanunu çerçevesinde çıkardığı ve 17 Ağustos 2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 649 sayılı “Avrupa Birliği Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname”nin 45’inci maddesi ile 27/9/1984 tarihli ve 3046 sayılı kanunun 19/A maddesinin birinci fıkrasına “Bakan, bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşların (5018 sayılı kanuna ekli (III) sayılı cetvelde yer alan kurumlar dahil) her türlü faaliyet ve işlemlerini denetlemeye yetkilidir” hükmü eklendi. Buna göre mali denetimi daha önce yapılan düzenlemelerle Sayıştay’a verilen üst kurulların idari her türlü faaliyet ve işlemleri tamamıyla siyasi denetime tabi kılınmış oldu.

‘Düzenlemeler anayasaya aykırı’

CHP’li Hamzaçebi, düzenlediği basınla sohbet toplantısında, hükümetin çıkardığı yetki yasası ile hükümet iradesinin parlamento iradesinin üstünde geçtiğini söyledi. 17 Ağustos’ta yayımlanan iki kanun hükmünde kararnamenin (KHK) hem yetki yasasına hem de anayasa aykırı düzenlemeler içerdiğini belirten Hamzaçebi, şöyle konuştu:

“Düzenleyici ve denetleyici kurumlar doğrudan ilgili bakanların yönetimine verilmektedir. Hükümet bir yandan Maliye Teftiş Kurulu gibi çok önemli bir kurulu yok ederken, kendi bakanlarına bu kurumlar üzerinde denetleyici yetki vermek suretiyle bu kurumları kendi kontrolüne almak istemektedir. Bu düzenlemeyle RTÜK bağımsızlığını kaybetmiş ve hükümetin kontrolüne çok açık şekilde girmiştir. İlgili bakanın denetim yetkisi, RTÜK başta olmak üzere tüm düzenleyici ve denetleyici kurumlar üzerinde ‘Demokles’in kılıcı’ gibi sallanacaktır.”

Hamzaçebi, “Bu düzenlemeleri demokrasiye aykırı. Bunları Anayasa Mahkemesi’ne götüreceğiz” diye konuştu.

Türkiye’ye Derviş ile gelmişti

Dünya literatürüne ABD’deki örnekleriyle giren bağımsız üst kurullar, 1980 sonrası yeni liberal dönemde, sermayenin isteklerini siyasi etkilere maruz kalmadan gerçekleştirebilmeleri için Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi kuruluşlarca liberal sisteme eklemlenmişlerdi.

Türkiye’ye de Kemal Derviş döneminde giren üst kurullar, liberal bir söylem geliştirmekle birlikte, AKP hükümetinin gündeminde sürekli bir sıkıntı yaratmıştı. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan üst kurulların bazı yetkilerini Hükümet’e devredeceğinin sinyalini bu yılın başında vermişti.


Bağımsızlığı biten üst kurullar

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun III sayılı cetvelinde sayılan ve 649 sayılı KHK ile özerkliğine son verilen Düzenleyici ve Denetleyici kuruluşlar şunlar:

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Telekomünikasyon Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu, Kamu İhale Kurumu, Rekabet Kurumu, Şeker Kurumu, Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu


Parantez içinde yapılan düzenleme


Hükümet, parantez içine sıkıştırdığı üst kurullara ilişkin bir cümlelik düzenleme ile bir önemli konuyu daha Meclis’te tartışılmadan ve kamuoyundan kaçırarak yürürlüğe sokmuş oldu. Hükümet, yetki yasasını Meclis’ten geçirdiği 6 Nisan 2011’den bu yana toplam 17 KHK’yi yürürlüğe soktu. Bu KHK’ler ile yapılan düzenlemeler arasında “teftiş kurullarının yürürlükten kaldırılması, imar kapsamının genişletilerek yetkinin belediyelerden Çevre ve Orman Bakanlığı’na alınması, meslek odalarının bakanlıklara bağlanması” gibi önemli konular da yer aldı. Yetki yasası ile hükümete verilen KHK çıkarma yetkisinin süresi 3 Kasım 2011’e kadar sürecek. Hükümetin yeni bir yetki yasası çıkarmasının önünde ise bir engel bulunmuyor.