‘Yaptıklarımıza inancımızı yitirdik’

Güç Başar Gülle, bugüne kadar Türk müziği, caz ve klasik Batı müziği hakkındaki birikimini çeşitli projelerinde ortaya koydu. Berklee Müzik Okulu’nu iki yılda tamamladı, BBC Senfoni ve ünlü müzik şirketi ECM tarafından yürütülen projelere, yanı sıra Toronto ve Valencia gibi önemli okullara davet edildi. ABD, Kanada, Almanya, İngiltere ve Fransa gibi ülkelerde çeşitli festivallere katıldı.

29 Kasım 2020 Pazar, 02:00
‘Yaptıklarımıza inancımızı yitirdik’
Abone Ol google-news

Gülle, okul arkadaşı Ürdünlü şarkıcı Farah Siraj’ın parçası için okuduğu uzun hava sonrası Los Angeles’taki genç hapishanesinde mahkûmlar için Türk müziği atölyesi de düzenlemişti. Bu parçanın Harvard Üniversitesi’ndeki performansında seslendirdiği uzun havası da büyük ilgi çekmişti.

Şimdi sanatçının 2013 yılında yayımladığı “Bensiz” albümünün Borusan Müzik Evi’ndeki canlı konser kayıtlarından oluşan albümü dinleyiciyle buluştu. Gülle, albümünü yapıtlarına imza koymayan ortaçağ sanatçılarına ithaf ederek günümüz “ben” kavramına farklı bir soru ile yaklaşıyor. Klasik, caz, Latin ve flamenko etkilerinin hissedildiği “Bensiz Live” albümündeki tüm eserlerin müzik ve düzenlemesi Güç Başar Gülle’ye ait.

‘ÇIKMAZ SOKAK...’

Felsefe eğitimi almış bir insanın “Ben” kavramıyla ilgili bir albüm yapıyor olmasının altında derin bir anlam vardır diye düşünüyorum. Nedir “Bensiz” albümünün anlamı?

Çok uzun süredir her yerimize sinmiş olan egolarımıza hapsolmuş kimliklerden çok sıkıldığımı fark ettim. Öyle bir hale geldik ki kendimiz dışında her şeye, herkese ne kadar yetenekli, zeki, başarılı, güzel, akıllı olduğumuzu göstermeye çalışıyoruz. Sosyal medyadan günlük konuşmalarımıza her yer ego silsilesi içinde. Ego, Yunanca “Ben varım” demek. O kadar yokluk içinde yüzüyoruz ki bunu unutmak için her yerde olmayan “ben”imizden bahsediyoruz. Bakkaldan ekmek alırken bile karizmatik gözükmeye çalışıyoruz. Yaptığımız şeylere o kadar inancımızı yitirdik ki akıl, düşünce üretebilmek için dayanacak bir inanç ve zemin kaybetti. O yüzden olmayan “ben”imize sığınarak kendimizi oyalıyoruz. Kadim literatürde “ben”, dünyevi anlamına gelir. Aslında burada dünyevi olmak değişime direnmek anlamına geliyor. Değişimi hissedemeyen ya da hissetmekten kaçan bireyin en çok sığındığı yer illüzyon benliği oluyor. Bu bir çeşit direnç. Hayat enerjisine ve hayat şevkine duyulan bir direnç. O yüzden bu tür bireyler kendi yararına olacağını bilse bile değişimin verdiği acıdan kaçmak için hiçbir fonksiyonu kalmayan bakış açılarına taparcasına yaşamaya devam etmek isterler. Lafzi düzeyde her şeyi anlar gözükmelerine rağmen iş eyleme geçince kaçma refleksleri devreye girer. Belki de en çok terbiye etmeye çalıştığım şey, bu tarz kaçışlarım oldu. “Bensiz”, bu kaçışlarımın sonundaki çıkmaz sokak oldu.

Bensiz”in konser kayıtları neden şimdi, 7 yıl sonra dinleyiciyle buluşuyor?

2013 yılında ben gitar, Volkan Hürsever kontrbas duo formunda kaydettik ve aynı yılın yaz döneminde yayımlandı. O dönem Türkiye için siyasi gerginliklerin çok arttığı bir dönemdi. Gezi olayları ve siyasi gerginlikler albümü birçok platformda gölgede bıraktı. 2015 yılında Borusan Müzik Evi’nde bu albümün konseri yapıldı. Hem ses hem de görüntü kayıtları alındı ama hiç yayımlama fikri yoktu. Pandemi döneminde her şey o kadar dijitalleşti ki dinleyenlerle canlı konser kaydı atmosferini paylaşmak istedim. Bu kadar birbirimizden uzaklaştığımız bir dönemde canlı paylaşımın tadını tekrar hatırlatmak istedim.

ORTAÇAĞA İTHAF...

 Ortaçağa olan ithafın anlamı ne? 

Ortaçağ benim için modern dünya üzerine kurduğum ezbere benlik anlayışımı kırmamda yardımcı oldu. O yüzden ortaçağ sanatçılarından çok, onların farklı hayat formları benim için fonksiyonunu yitirmiş bakış açımı yenilememde ilham sembollerim. Ortaçağ benim için yüce bir yer değil, fakat oradaki yaşam formlarının etkisiyle bugüne ait ezberlerimizi kırarak kendime yaşam alanı oluşturmaya çalışıyorum. Modern, postmodern, analitik ve varoluşsal yaklaşımların fonksiyonunu yitirdiğine inanıyorum. Çok konuşuyoruz, çok okuyoruz, çok yemek yiyoruz çok uyuyoruz, çok üretiyoruz ve çok düşünüyoruz. Artık sadece durmaya, sessizliğe ve kendimizle kalmaya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Ortaçağ sanatçıları benim için bir sembol, üretimin hem düşünsel hem de pratik hayatta ortak olduğuna inanıyorlar. Bu fikir inanılmaz ferahlatıcı benim için. Ayrıca bilginin değil bilmenin peşinde olma halleri bugün var olan enformasyon bombardımanından koruyan bir form veriyor bana. O yüzden albümü ortaçağ sanatçılarına ithaf etmek istedim.

‘YOĞUN BİR DÖNÜŞÜM DÖNEMİ’

Bununla birlikte müziğin ve müzisyenlerin içinde bulunduğu kriz ortamı derinleşiyor. Enstrümanlarını satmak zorunda kalan müzisyenler duyuyoruz ve maalesef yaşamlarını sonlandıranlar da var. Siz nasıl yorumlarsınız bu kriz ortamını?

Psikolojik ve finansal olarak yoğun bir dönüşüm dönemi yaşıyoruz. Her yönümüzle küçülmek zorundayız gibi gözüküyor. Çok özel bir döneme tanıklık ediyoruz. Bilgi ve yaşam şekilleri dönüşüyor. Sonuçlarını hep birlikte kademeli bir şekilde göreceğiz. Umarım olabilecek en az acı ve kayıpla atlatabiliriz.