'Zihnindeki Davutoğlu ile kavga ediyor'

CHP'nin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması, AKP ve MHP'nin oylarıyla reddedildi. Gergin görüşmede söz alan Davutoğlu, "Kılıçdaroğlu'na açacağım davadan kazanacağım parayı Esad'ın şiddeti altında yetim kalan çocuklara bağışlayacağım. Kılıçdaroğlu zihnindeki Davutoğlu ile kavga ediyor" diye konuştu.

12 Ekim 2012 Cuma, 11:43
Abone Ol google-news

TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması reddedildi.

Genel Kurul'da yapılan müzakerelerin ardından önergenin gündeme alınması oylandı. MHP ve AKP'li milletvekillerinin oylarıyla Davutoğlu hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.

CHP, ''tehlikeli ve maceracı bir dış politika yürüttüğü, bunu yaparken bir çok gerçeği yasama organından ve halktan gizlediği'' iddiasıyla Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hakkında gensoru önergesi vermişti.

Önerge görüşmelerinde söz alan Davutoğlu şunları kaydetti:

- Devlet ahlakı, gizli oturumu gizli tutmayı gerektirir. Kılıçdaroğlu, zihnindeki Davutoğlu ile kavga ediyor. Beşar Esad’ın bombası ile ölen Suriyeli şehitlerin yetimlerine yardım için Kılıçdaroğlu’na en yüksek tazminat davasını açacağım.

-Şam'da Esad burada Kılıçdaroğlu konuşuyor. Bu olayların sorumlusu Türkiye'dir diyorlar. CHP sözcüsü Apaydın kampından bahsetti. Komisyon oraya gitti, Onların raporunun itibarı yok yabancı basının itibarı var. Onların Meclis'e saygısı bu kadar.

-Apaydın kampı 130 dönüm kamp kişi yaşıyor orada. Bu yoğunlukta kampta silah eğitimi verilir mi?Bugün herkes lafını bilecek. Akçakale'de top mermisi düşerken Türkiye'nin yanında yer alan MHP'ye teşekkür ediypruz.

-Biz hiçbir zaman Kılıçdaroğlu'na onun üslubu ile cevap vermeyeceğiz. Zalimin yanında olmak ona mazlumun yanında olmak bize yakışır. Esad ile saf tutanları tarih affetmeyecek

-Hiç bir zaman din, mezhep ayırımı yapmıyoruz. Bu topraklara aidiyet hisseden kim varsa, dünyanın hangi köşesinde ise onları kendi insanımız kabul ediyoruz, kendi diasporamız kabul ediyoruz, düşmanımız kabul etmiyoruz

-Komşu ülkeler etrafında bölgesel vizyonumuzla ilgili dördüncü prensip. Bu gerçekleşecek bugün ama yarın. o da şudur: İnsanların malların, sermayenin, fikirlerin serbestçe dolaştığı, komşu ülkeler arasındaki sınırlara saygı gösterildiği ama bu sınırların bir duvar gibi değil, komşu kapısı gibi her an açık olduğu, esnediği, önemsizleştiği bütüncül bir bölge oluşturmak istiyoruz. Balkanlar'da da Kafkaslar'da da, Orta Asya'da da Ortadoğu'da da bunu istiyoruz. Bizim hayalimiz iddiamız da bu; bir gün gelecek İstanbul'dan kalkan birisi herhangi bir vize ile muhatap olmadan Saraybosna'ya kadar gidecek, Yemen'e, Fas'a kadar gidecek. Kafkasya Hazar üzerinden Altaylar'a kadar gidecek.

-Suriye krizinin sorumlusu, ne Türkiye'dir, ne de demokratik hakları için sokağa çıkmış olan Suriye'li kardeşlerimizdir. Suriye krizinin sorumlusu, önce keskin nişancılarla, yetmediği zaman toplarla tanklarla o da yetmediğinde helikopterler ve uçaklarla kendi halkını bombalayan zalim Esed rejimidir.


''NATO, Suriye'ye girmek için Türkiye'nin bir hareketini mi bekliyor?''

Gensoru önergesi üzerinde konuşan CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, partisinin, 6 aydan daha bir kısa süre içerisinde ikinci kez bir Dışişleri Bakanı hakkında gensoru vermek zorunda kaldığını söyledi.

Türkiye'nin dış politikasının çıkmaza girdiğini, Suriye politikasının ise bu çıkmazı daha da daralttığını iddia eden Korutürk, Türkiye'nin, Suriye'den daha üstün olduğunu her fırsatta söylediğini, hatta milletvekillerinin ''şu kadar saatte gireriz'' dediklerini kaydetti. Korutürk, ''Kendi gücümüze inanıyor muyuz, NATO'yu neden bu kadar istiyoruz?'' diye sordu.
Korutürk, batılı müttefiklerinin Türkiye'nin Suriye politikasına fazla dahil olmak istemediklerini ifade ederek, ''Hatta elimize tutmaya çalışıyorlar, yavaş olun diyorlar. Ama aslında gerçek olan bu mu acaba?'' dedi.

NATO Genel Sekreterinin, ''Türkiye'yi desteklemek için planlarımız hazır'' dediğini anımsatan Korutürk, şöyle konuştu:

''Planın hazır olması malumun ilanı. NATO'nun zaten 28 ülke için planları hazırdır. NATO 5. maddeyi sadece bir kez, ikiz kulelerin vurulmasından sonra işletti. Genel Sekreterin 'planlarımız hazır' dediği planlar, 5. madde uyarınca ise.. NATO'nun Türkiye'ye yapacağı takviye Türkiye'nin sınırları içinde olmak zorundadır. Eğer 5. madde çerçevesinde takviyede bulunacaksa o takviye kuvvetleri, Türk kuvvetleriyle beraber Türkiye sınırları dışında Suriye içinde harekata girmek durumunda değil. Acaba Rasmussen'in bahsettiği destek 5. madde çerçevesinde değil de yeni meydanlara hazır olmak şeklinde mi? Eğer böyle ise NATO'nun Türkiye'ye destek sağlamak için değil, yeni meydan okuma olarak nitelenebileceği bir duruma karşı Suriye'de bir harekata girmek planlarından bahsediliyor olur ki bu akla başka bir şey getiriyor. Acaba NATO müttefiklerimiz isteksiz gibi görünürken acaba istekliler mi? Oraya girmek için Türkiye'nin bir hareketini mi bekliyorlar ya da Türkiye'yi böyle bir harekata mı yöneltiyorlar? Böyle ise durum çok vahimdir. O zaman bize destek veriliyormuş gibi gösterilip, biz olmayan takviyelerle NATO'nun kapı açıcılığını yapmış oluruz. Bu bilinçli bir tercih ise bu, Yüce Divan'lık bir tercihtir.''

MHP'li Türkeş

MHP Grubu adına konuşan Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, Türkiye'nin iç düzenini bozmaya yönelik olarak bazı karanlık faaliyetlerin kurgulandığını bildiklerini söyledi.

MHP'nin, dışarıya Hükümetleri hiç bir zaman şikayet etmediğini belirten Türkeş, partisinin yaşanan bu süreçte yeni kaoslar yaratılmasına izin vermeyeceğini kaydetti. Türkeş, bu bağlamda MHP'nin verilen gensorunun aleyhinde olduğunu ifade etti.

''Gidişat hiç iyi değil'' diyen Türkeş, Türkiye'nin, artık ABD Başkanı'nın beyzbol sopasıyla uyardığı, Rusya ve İran'ın vurmakla tehdit ettiği, Irak'ın nota verdiği, Suriye'nin uçaklarını düşürdüğü ülke haline geldiğini iddia etti. Türkeş, ''Bir yandan vatanın tek karış toprağını dahi veremeyiz ülküsüyle yanan Türk milleti, diğer yandan ise vatan toprağını gümüş tepsi içinde yabancıya bir sunan AKP dış politikası. Bunun adı gaflet değilse nedir?'' diye sordu.

Türkeş, Suriye'den gelen mülteci sayısının 105 bini bulduğunu söyledi.
''İzlediğiniz yanlış politikalar Türkiye ve Türk milletine neye mal olduğunu biliyor musunuz?'' diye soran Türkeş, Türkiye'nin, Ortadoğu bataklığına sokulduğunu iddia etti. Türkeş, ''Ortadoğu bataklığına öyle bir sokuluyoruz ki oradan çıkmak çok zor olacak'' dedi.
Türkeş, Irak'ın kuzeyindeki Kürtlerin devletleşme yolunda ilerlediğini belirterek, ''Bu eskiden savaş sebebi sayılıyordu, şimdi parti kongrelerine çağrılıyor. Hani Irak'ın toprak bütünlüğünü savunuyorduk? merkezi Irak Hükümeti ile ilişkilerimiz bozuluyor'' diye konuştu.

Dış politikanın devlet politikası olduğunu, asla bir partinin politikasına terk edilemeyeceğini belirten Türkeş, ''Terör illetinin aldığı seyir apaçık ortada. Suriye, Ortadoğu pandorasının kutusudur. İçine bir bakarsanız, içinden bir bakarsınız Çin, Rusya, Lübnan, İran, PKK ve türevleri çıkmış, farklı mezhepsel duyarlılıklar çıkmış. Ve bir bakmışsınız siz cereyan eden girdapta tek başınızasınız'' dedi.

Önergeden

CHP Grup Başkanvekilleri Emine Ülker Tarhan, Muharrem İnce ve Akif Hamzaçebi imzasıyla TBMM Başkanlığı'na sunulan gensoru önergesinin gerekçesinde, izlenen dış politikanın, ''Türkiye'nin ulusal güvenliğini, bölgesel etkinliğini ve uluslararası saygınlığını sürekli zedelediği ve tehlikeye attığı'' savunulmuştu.

Gerekçede, Türkiye'nin neredeyse bütün komşularıyla sorunlu, aidiyeti ve kimliği belirsizleşen, yalnızlaşan, sesi duyulan ancak sözü dinlenmeyen bir ülke olduğu öne sürülerek, Davutoğlu'nun ise hala Türkiye'nin bir cihan devleti, Ortadoğu'daki değişimin yöneticisi ve öncüsü olacağını söyleyebildiği belirtildi. Gerekçede, ''Oysa nazari fantezilerin oyun alanı haline getirilen dış politikamız gerçeklerden uzaklaşarak, etkinliğini kaybetmekte ve ülkemizin çıkarlarını koruyamamaktadır'' denildi.

Kürecik'teki radar üssüne ilişkin mutabakat ve üsse yabancı askerlerin konuşlandırılmasının, TBMM'ye getirilmeyerek Anayasa'nın 92. Maddesinin ihlal edildiği, üssün NATO'ya değil, ABD'ye ait olduğu gerçeğinin Türk kamuoyundan gizlendiği, ABD Başkanı Barack Obama'nın NATO zirvesinde gerçeği açıkladığı savunuldu.

İktidarın, ''tarafgir ve kışkırtıcı politikasıyla Suriye'deki şiddetin derinleşmesine, sınır illerinde ciddi ekonomik ve sosyal kayıpların oluşmasına neden olduğunun'' iddia edildiği gerekçede, Suriye nedeniyle de ilişkilerin gerginleştiği İran'ın ise Kürecik'teki radar istasyonu nedeniyle Türkiye'yi tehdit ettiği belirtildi. Gerekçede, şu ifadelere yer verildi:

''Nükleer programı için Ankara'dan ustaca yararlanan İran'ın Mart 2012'deki ziyareti sırasında Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nı istiskali, Hükümet tarafından tepkisiz bırakılmıştır. İran, Ermenistan'la işbirliği halindedir. İran ile birlikte Rusya da NATO füze sistemi bağlantılı olarak kurulan tesislerden duyduğu rahatsızlığı sert söylemlerle dile getirmekte, gerekirse bu tesislerin hedef alınacağını ilan etmektedir. Kuzeydeki Kürt yönetimiyle olumlu ilişkiler kurulmasına karşın, Hükümet'in tarafgir Irak siyaseti nedeniyle Bağdat ile ilişkilerimiz bozulmuştur. Türkmenler ve Kerkük ise unutulmuştur. Ermenistan ile protokoller açılımı başarısız olmuş, ilişkilerimiz daha da çıkmaza girmiştir. AB'ye tam üyelik hedefi artık gündemde değildir. İzlenen siyaset, Türkiye'yi Ortadoğu bölgesinde yer alan bir Avrupa ülkesi konumdan çıkartıp, Ortadoğulu bir ülkeye dönüştürmüştür. Güney Kıbrıs Rum yönetiminin, Doğu Akdeniz'deki doğalgaz kaynaklarına el koymasına karşı Hükümet etkisiz kalmaktadır. Ege'de çatışma potansiyeli sürmektedir. ABD ile eşitliğe ve ortak değerlere dayalı sağlıklı bir ilişki kurmak yerine Hükümet bölgede ABD çizgisine bağımlı politikalar izleyerek Türkiye'nin konumunu zayıflatmaktadır.

'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesine aykırı sonuçlar veren ilkesiz, tutarsız ve hayalci varsayımlara dayanan yaklaşımlarıyla, ülkemizin güvenliğini tehlikeye atan ve ülkemizin çıkarlarına zarar veren başarısızlıklarının siyasi sorumlusu olarak Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hakkında gensoru açılmasını arz ederiz.''

 

AKP'den MHP'ye teşekkür

TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hakkında verdiği gensoru önergesi üzerinde, AKP Grubu adına konuşan Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, gensorunun Türkiye'nin dış politika, Parlamento'nun ciddiyetiyle bağdaşmadığını belirterek, içinde bulunulan ortamda Türkiye'nin çok güçlü, dinamik, etken bir dış politika izlemesi gerektiğini, bunun şartları arasında siyasi istikrar, güçlü ekonomi, güçlü demokrasi, güçlü bir muhalefet, güçlü bir lidere sahip olmanın yer aldığını anlattı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan sayesinde Türkiye'de güçlü bir liderlik olduğunu söyleyen Çavuşyoğlu, ülkeler hassas dönemlerden geçerken iktidar ile muhalefetin birlik ve beraberlik içinde hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Terörle mücadele ve Suriye gibi konularda birlik beraberlik içinde olunması gerektiğini kaydeden Çavuşoğlu, MHP'ye bu konuda teşekkür etti. Çavuşoğlu, CHP'nin dışarıda sürekli Türkiye'yi şikayet, karalama ve itibarını zedelemek için çalıştığını iddia ederek, ''Sosyalist Enternasyonal Bildirgesi'ni engelleyebildiler mi? Benim inanmak istediğim; Heyet ya bu deklarasyonu okumadı, ya atladı, ya uyudu. Çünkü CHP'lilerin çalışmadığını, tembel olduğunu; gece gündüz uyuduğunu milletimiz bilir'' dedi.

CHP'nin, Avrupa Konseyi'ndeki tutumunun her platformda Türkiye'yi şikayet etmek olduğunu belirten Çavuşoğlu, şöyle konuştu:
''Avrupa Konseyi'nde, 4 yıl önce AK Parti'ye karşı kapatma davasından endişe duyulduğunu belirten bir deklarasyon yayınlandı. O zaman bize karşı hakaret kampanyası yapıldı. 4 yıl sonra başka bir deklerasyon, tutuklu milletvekilleriyle ilgilidir. Bu deklarasyonu CHP'liler hazırladı. Bu deklarasyona CHP'liler imza attı. Madem 4 yıl önce bize saldırdınız, bugün aynısını niye siz yaptınız? Biz Avrupa'da bugüne kadar ikili standart ve iki yüzlü siyasetten şikayet ettik. Ama CHP'nin bu iki yüzlü ve çifte standart içinde olduğunun en büyük göstergesidir. 10 yıldır Avrupa'da Ermenistan, Rum kesimi Yunanistan ile mücadele ederdik. Bugün o ülkelerden bir eleştiri görmüyoruz, yazıklar olsun. Hakkını yemeyelim arkadaşların, bir konuda Ermeni ve Fransızlar'la işbirliği yaptılar, ilk kez 2010 yılında Avrupa Konseyi'nde bir Müslüman Başkan seçiliyordu, engellemeye çalıştılar. Böyle muhalefet olur mu? 30 binden fazla insanı katleden Suriye'yi destekleyen muhalefet olur mu? Sayın bakanı size yedirmeyiz, hiçbir bakanımızı yedirmeyiz. Böyle boş önergelerle gelmeyin. CHP'nin tembelliği burada da görülüyor; geçen gensorudan kes yapıştırma yapmışlar.''


Tartışma

Sataşma üzerine söz alan CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, ''AKP'nin Dışişleri bakan adayları görücüye çıktı. 2 gün önce Volkan Bozkır'ı gördük. Biz kendisini (Çavuşoğlu'nu) Türkiye'yi başarıyla temsil ettiğini düşünüyorduk. Olağanüstü partizan olduğunu ve gerçeği saptırdığını gördük. Tek kelimesine katılıyorum; dış politka ciddiyet ister'' dedi.

Hamzaçebi'nin, Başkanvekili Sadık Yakut'a ''Sayın Başbakan'' dediğini fark ederek, ''İnşallah bir gün Başbakan da olursunuz. Başbakanlığı da iyi yapacağınızdan eminim'' demesi gülüşmelere yol açtı.

MHP Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş de sataşma gerekçesiyle söz alarak, ''O dönemde kapatılma davasının farklı dillere çevrilmiş nüshaları parlamenterlere dağıtıldı. Onların bir kısmının çocukları İstanbul'da bazı şirketlerde işe alındı, maçlara götürüldü. O dönem orada nelerin yapıldığını biliyoruz. CHP'deki arkadaşların bu tür maharetleri olduğunu görmedim'' diye konuştu.

Gensoruya destek vermeyişlerinin yanlış anlaşılmamasını isteyen Türkeş, ''Biz burada TSK ve arkasındaki siyasi yapıyı ve Türk devletlerinin kurumlarının elini güçlendirmek adına destek vermiyoruz. Yoksa yaptığınız siyasetin hiçbir tarafını benimsemiyoruz, hoşumuza da gitmiyor'' dedi.

CHP Samsun Milletvekili Haluk Koç da sataşma gerekçesiyle yaptığı konuşmada, Çavuşoğlu'nun başkan olması için imza topladığını ve kendisine teşekkür ettiğini ifade ederek, ''3 dönem sizi sıkmaya başladı. Keşke tüzüğü böyle yapmasaydınız. Milletvekilliği dışında pozisyon elde etmek için atraksiyonlar başlıyor. Hiçbir CHP'li Türkiye'nin ulusal çıkarları dışında hiçbir eylem ve davranışta bulunmamıştır. Dün de bugün de...Tutuklu milletvekilleriyle ilgili imzaları Gülsüm Hanım ve ben topladık. Çavuşoğlu'nun Türkiye düşmanı dediği kişiler, Antalya'ya davet edip ağırladığı kişilerdir. Çavuşoğlu, AKPM'de lobiciliği çok iyi öğrenmiş, siyasetten başka pozisyon elde edemezseniz, belli ülkelerin lobiciliğini yapabilirsiniz'' dedi.

Çavuşoğlu yeniden söz isteyerek kendisine yönelik eleştirilere yanıt verirken, ''Antalya'da komisyonları ağırladık, siyasi parti toplantılarını ve Genel Kurulu yaptık, birçok milletvekili geldi, ayrım yapmaksızın tüm grupları ağırladık. Ankara'da, İstanbul'da da ağırladık. Bunun neresi suç? İstanbul'da çocuklarına iş verildiği, hepsi yalan. Buraya gelip yalan söylemek kolay, belgeyle konuşun'' diye konuştu.

''Apaydın karanlık bir yerdir''

CHP grubu adına konuşan Kocaeli Milletvekili Hurşit Güneş, Hatay'da Apaydın kampına izinleri olmasına rağmen giremediklerini belirterek, kampa daha sonra giden Meclis İnsan Hakları Komisyonu'nun ''temiz'' olduğuna ilişkin rapor açıkladığını anlattı.

''Özgür Suriye Ordusu Komutanı Riyad El Esad gitmiş sanıyordum ama hala oradaymış'' diyen Güneş, Özgür Suriye Ordusu'nun web sitesinde merkez olarak Hatay'ın yazıldığını belirterek, Apaydın kampını dünya alem bilirken Türkiye'nin bilmediğini belirtti.

Güneş, ''Sayın Bakan Apaydın'ı bilmiyor olabilir, o zaman görevini yapsın. Biliyor ve size açıklamıyorsa başka yanlışla karşı karşıyayız. Köprüden son çıkış için bir çıkış fırsatı vardır, onu değerlendirmek gerekir. Apaydın karanlık bir yerdir, ne yazık ki bizim dış politikamızın yüz karası olmuştur'' dedi.

Hükümet'in Meclis'ten izin almadan yabancı askerleri getirip kampa soktuğunu iddia eden Güneş, şöyle konuştu:
''Ne düzmece İnsan Hakları Komisyonu raporu, ne düzmece yönetmelikler sizi bu anayasal suçtan kurtaramayacak. Suriye'de muhalifleri silahlandırdınız. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir Hükümet, başka ülkenin iç işine karışıyor, yabancı basında bir başka ülkeye silah sevk etmekle eleştiriliyor. En büyük Baas'çı bana sorarsanız Davutoğlu çıktı. Baba Esad'dan beri Baas'çı. Türk dış politikası laik temellere göre yapılır. Bir Dışişleri Bakanı başka ülke için mezhep saikiyle konuşmaz. Alevi ve Sünniler kardeştir, niye onları birbirine vurdurtalım. Apaydın kampı, Suriye politikasının çıban başıdır, yanlışın göstergesidir.''

''AKP ateşle oynuyor''

BDP Van Milletvekili Nazmi Gür, gensoru üzerinde konuşurken, Esenboğa Havalimanı'na indirilen Suriye uçağında ne olduğuna ilişkin bilgi verilmesini istedi.

Suriye'nin iç savaş sarmalına sürüklendiğini belirten Gür, Türkiye'nin izlediği dış politikanın, bu sarmala hızlandırdığını ileri sürdü. Suriye'de insanlık ayıbının tek sorumlusunun Beşar Esed rejimi olamayacağını belirten Gür, Özgür Suriye Ordusu'nu kimsenin ''özgürlük neferleri'' olarak tanımlamayacağını, rejime karşı asıl mücadeleyi Suriye halkının verdiğini söyledi.

Gür, AKP'nin dış politikasının iç politikadaki gibi merkezci ve tekçi bir yapıya indirgediğini, kendilerinin bunu eleştirdiğini ifade ederek, ''AKP Hükümeti, Kürtsüz ve Alevisiz bir Suriye mi istiyor? 40 milyon Kürt halkının varlığın Ortadoğu'da inkar eden politika yanlıştır. Kürtlerin hesaba katılmadığı hiçbir politika ayakta kalamaz. Buna ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi de dahildir. Alevi-Şii gerçekliği de dikkate alınmalı. Suriye'nin çoğulculuğu dikkate alınmadan orada hiçbir politika başarıya ulayamaz. Aynı şey Türkiye için de geçerli'' diye konuştu.

Gür, mülteci kamplarında rejimi devirme planları yapıldığını ileri sürerek, ''AKP Hükümet tam anlamıyla ateşle oynuyor. Bu tür müdahaleler uluslararası hukuka aykırı tutumdur, kardeş kanının akıtılma vebalini üstümüze alamayız. Komşularla sıfır sorun, stratejik derinlik bitmiştir. AKP Hükümeti, Ortadoğu'ya daha geniş cepheden ve daha geniş bir vizyonla baksın'' dedi.