Zirve Yayınevi davasında şok gelişme

Malatya'da Zirve Yayınevi'nde 3 kişinin öldürülmesiyle ilgili davanın 20. duruşması görüldü. Davada olayın azmettiricisi olarak suçlanan Varol Bülent Aral tahliye edildi.

21 Ağustos 2009 Cuma, 07:38
Abone Ol google-news

Malatya'da Zirve Yayınevi'nde 3 kişinin öldürülmesiyle ilgili davanın görülmesine devam edildi.

Zirve Yayınevi davasının 20. duruşmasında olayın azmettiricisi olmakla suçlanan ve tutuksuz yargılanan Hüseyin Yelki'nin olay günü ABD Adana Konsolosu ile yaptığı telefon görüşmesi gündeme geldi. Olayın azmettiricisi olarak suçlanan Varol Bülent Aral tahliye edildi.

Duruşma esnasında, müdahil avukatları Hüseyin Yelki'nin iletişim bilgilerinde 3 kişinin öldürüldüğü olay gününde ABD Adana Konsolosluğu'na ait bir telefonla arandığını mahkemeye sundular.

Sanık Hüseyin Yelki ise verdiği cevapta, 'ABD Adana Konsolosluğu ile daha önceden görüşmüşlüğüm var. Benim Hıristiyan olarak faaliyet gösterdiğimi bildiği için benden olayla ilgili olarak bilgi aldı. ABD Adana Konsolos Yardımcısı Diyarbakır Kilisesi'nin açılması için yardımda bulunmuştu. Ben ABD adına çalışmıyorum' dedi. Bu arada, mahkeme başkanı, avukatlara dönerek, 'ABD Konsolosluğunu dinleyelim mi?' şeklinde espri yaptı.

Duruşmada tanık olarak dinlenen Burcu Polat, Emre Günaydın'ın babasına ait spor salonuna gittiğini ailesel nedenlerden dolayı, ağabey gördüğü Emre ile konuştuğunu ve olayla ilgili hiçbir bilgisinin olmadığını belirtti.

Müdahil avukatı Burcu Polat'a, 'Emre sizin psikolojik danışmanınız mıydı?' sorusunu yöneltti. Ancak Emre'nin avukatı soruya itiraz etti. Mahkeme itirazı kabul etti. Duruşmada Cumhuriyet Savcısı olayın azmettiricisi olmakla suçlanan Varol Bülent Aral'ın dosyadaki mevcut delil durumuna göre tahliye edilmesini talep etti. Olayın azmettiricisi olarak suçlanan Varol Bülent Aral tahliye edildi. Mahkeme heyeti duruşmayı 17 Ekim 2009 tarihine erteledi.

 

Mahkemenin ayrıntıları

Malatya'daki Zirve Yayınevi'nde, biri Alman, 3 kişinin öldürülmesiyle ilgili davanın 20. duruşmasında ''azmettirici'' olduğu öne sürülen Varol Bülent Aral'ın ifadesine başvuruldu.

Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada ifadesine başvurulan Aral, 2006 yılının eylül ayında DYP Gençlik Kolları Başkanı Çetin Yalvaç'ın kendisini çağırdığını belirterek, ''Önünde 3 klasör bulunuyordu. Onlarla ilgili bilgi verdi. Klasörlerde Alevi-Sünni, Kürt-Türk ve misyonerlikle ilgili çalışmalar vardı. Çetin, bana 'DTP'ye baskın yapacağız ve bunu MHP'ye mal edeceğiz' dedi. Ayrıca misyonerlerle ilgili yapılacak çalışmalarla ilgili de bilgi verdi. Ben DYP'ye gittiğim 3 günlük sürede Emre Günaydın'ı orada görüyordum'' diye konuştu.

Cinayetler öncesinde konuyu yetkili kişilerle paylaştığını savunan Aral, şöyle devam etti:
''DTP'ye giderek il başkanı olduğunu öğrendiğim bir kadına konuyla ilgili bilgi verdim. Daha sonra MHP'ye giderek böyle bir olayın gerçekleştirileceğini ve DTP'ye baskın yapılıp kendi üzerlerine atılacağını anlattım. Ardından 2. Ordu Komutanlığına giderek adını bilmediğim bir subaya konuyu aktardım. Kendisi çok ilgili davrandı. Beni Recep Albay'a yönlendirdi. Ancak Recep Albay'ın yanına gidemedim. Emniyet Müdürlüğüne verdiğim bilgiler ise dikkate dahi alınmadı.''

Bu arada müdahil avukatlardan Hafize Çoban, Aral'a, ''Emre Günaydın (tutuklu sanık) duruşma salonuna beklenirken sen diğer sanıklara dönerek 'Emre'yi Malatya'nın babası yapacaklarmış, ben Emre'ye bir babalık yapayım' dedin. Bundan kastın neydi, Emre'yi Malatya'nın babası yapacak olan kim?'' diye sordu.

Aral, ''Ali Osman Kahya (İl emniyet müdürü) Emre'yi Malatya'nın babası yapacakmış. Ben Emre'nin bir babaya ihtiyacı olduğunu düşünerek ona bir babalık yapayım dedim'' yanıtını verdi. Bunun üzerine mahkeme salonunda kısa süreli bir gerginlik yaşandı.

Emre Günaydın'a dönen Aral, ''Emre, babanla ilgili de birçok şey biliyorum. Seni oraya anan mı gönderdi. Babanın Fatih Hilmioğlu ile olan ilişkisini sen bilmiyorsun tabii. Sana babalık yapayım çocuğum'' diye konuştu.

Öte yandan, müdahil avukatlardan Erdal Doğan'ın Aral'a, Hüseyin Yelki'yi tanıyıp tanımadığını sorması üzerine, Aral, tanımadığını belirterek, ''Ama olayla ilgisi olduğunu zannediyorum. Çünkü Veli Küçük ile ortak dostları var. Bunlardan bir tanesi İlker Çınar'dır'' yanıtını verdi.

Bunun üzerine mahkeme başkanı Eray Gürtekin, Aral'ı uyararak sorulan sorular üzerine yorum yapmamasını söyledi.


"Buradaki gazetecilerin hepsi terörist"

Müdahil avukatların, çelişkili ifadeleri olduğunu söylemesi, daha önce vermiş olduğu ifadeleri ret ettiğini belirtmesi ve mahkemelere yazmış olduğu dilekçeler ve zaman zaman gazetelere yapmış olduğu açıklamaların doğruluğunu sormaları üzerine Aral, ''Gazeteciler doğru bilgi istemezler, yalan olanı tercih ederler, ben de onların istediği şeyi vermiştim'' dedi ve gazetecilere dönerek, ''Bunların hepsi terörist, hepsinin icabına bakılması gerekir'' diye konuştu.

Müdahil avukatlardan Erdal Doğan, olayı birçok birime bildirdiğini belirten Aral'a, ''Konuyu MİT'e bildirdin mi?'' diye sordu. Bunun üzerine Aral, ''Malatya'da bir MİT binasının olduğunu bilmiyordum. Zaten bizde MİT'in M'si kaldırılarak ifade edilir'' karşılığını verdi.
Mahkeme Başkanı Gürtekin'in Aral'ın söylediği cümleyi tekrar etmesi üzerine Aral ''Ben öyle bir şey demedim'' dedi.

Zaman zaman söylediklerini hatırlamamasının ilaç tedavisine bağlı bunalıma girmesinden kaynaklandığını öne süren Aral, aldığı ilaçların ne olduğunun sorulması üzerine, ''Adana'da tedavi görürken zorla veriliyordu. Hayal görmeyi engelliyormuş'' dedi.

Mahkeme Başkanı Gürtekin'in ''Şu anki ruh halin nedir, akıl sağlığınla ilgili bir sorunun var mı?'' sorusuna Aral, ''Bilmiyorum öyle bir şey olduğunu düşünmüyorum. Ben hayalperest değil, Allah perestim'' yanıtını verdi.


"Emre seni ben azmettirdim, İsa seni korusun"

Duruşmada söz alan tutuklu sanık Emre Günaydın, Varol Bülent Aral'ın ifadelerini mantıksız bulduğunu ileri sürerek, mahkeme heyetine hitaben şunları söyledi:
''Bu adam günde 7-8 saat internet kafeye gider oturur, para vermeden kaçar. Yatacak yeri olmayan sadece bilgi yükü olan ama hiçbir fonksiyonu olmayan bir adam. Ben, ceza indiriminden faydalanmak için hem de kendisinin de yatacak yeri olmadığı için kendisini azmettirici olduğunu söyledim. Ama şimdi elimi verdim, kolumu kaptırdım. Biz bu olayı yapmaktan çok bu adamı ülkenin başına bela ettik'' dedi.

Bu sırada Aral, Günaydın'a dönerek ''Emre seni ben azmettirdim. Ergenekon benim. İsa seni korusun'' dedi. Buna sinirlenen Emre Günaydın ''İsa seni korusun diyenler öldü'' karşılığını verdi. Zaman zaman gerginliklerin yaşandığı duruşmaya ara verildi.

 

Olay

Malatya'da 18 Nisan 2007'de Zirve Yayınevi'nde çalışan Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yüksel bıçakla öldürülmüş, zanlılardan Salih Gürler (20), Cuma Özdemir (20), Hamit Çeker (19) ve Abuzer Yıldırım (19) olay yerinde yakalanmıştı.

Olaydan sonra üçüncü katın penceresinden kaçmaya çalışırken düşerek yaralanan Emre Günaydın, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'ndeki tedavisinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı.

Tutuklu sanık Emre Günaydın'ın olaydan yaklaşık 2 yıl sonra cezaevinde Cumhuriyet Savcısı'na verdiği ifadenin ardından olayın azmettiricileri olduğu gerekçesiyle Varol Bülent Aral ve Zirve Yayınevi çalışanı olduğu belirtilen Hüseyin Yelki tutuklanmıştı. Yelki, 22 Mayıs 2009 tarihindeki duruşmada tahliye edilmişti.