Orta vadeli program değil ekonomik planlama lazım - Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Orta vadeli program değil ekonomik planlama lazım - Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY

02.11.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye ekonomisi 1963’ten beri kamu kesimi için emredici, özel kesim için yol gösterici olan planlı ekonomi ile yönlendirilmekteydi. Ancak 2006’da ülke kaynaklarının stratejik hedefler doğrultusunda tahsisinin yapılarak ekonominin yönlendirilmesi ve yönetilmesi için kalkınma planlarıyla çelişmeyeceği amaçlanan üçer yıllık orta vadeli programlar (OVP) devreye sokuldu. Bu uygulama ile ekonomide beşer yıllık kalkınma planları temel politika aracı olmaktan çıkarılmış öncelik orta vadeli programlara verilmiştir. 

Yıllık bütçeler temelinde hazırlanan OVP’ler ile istikrarsızlığın ve belirsizliğin egemen olduğu dönemlerde ekonomi yönetimine esneklik sağlamak, hedeflerden sapmalara kısa sürede müdahale ederek istikrarsızlık ve belirsizliği önleyerek ülke kalkınmasını hızlandırmak amaçlanmıştı. Ancak ne yazık ki OVP’ler döneminde bu beklentilere ulaşılabildiğini söylemek zordur. 

BOZULAN DENGELER VE İSTİKRARSIZLIK

6 Eylül’de onaylanarak yürürlüğe giren 19. orta vadeli program yumuşatma ve rötuşlama çabalarına rağmen 2023 yılı için yüzde 65’lik enflasyon, yüzde 4.4’lük büyüme ve yüzde 10.1’lik işsizlik oranlarındaki ekonomik hedefleriyle Türkiye’nin ciddi bir ekonomik sıkıntı içinde bulunduğunu gözler önüne sermiştir. 

OVP’lerin devreye girdiği 2006’dan 2022’ye kadar geçen 17 yıllık sürede Türkiye ekonomisi gelişen, refahın arttığı bir ekonomi olmak yerine, ekonomik sıkıntıların arttığı, gelir dağılımının hızla bozulduğu ve yoksullaşmanın hızlandığı bir ekonomiye dönüşmüştür. Özellikle enflasyon, ekonomik büyüme ve işsizlik gibi temel göstergeler açısından birkaç yıl hariç OVP’lerde hedeflerden büyük oranlarda sapılarak ekonomik dengeler bozulmuş ve istikrarsızlık ekonomiye egemen olmuştur.  

Örneğin; gelir dağılımındaki bozulmanın ve yoksullaşmanın en önemli nedenlerinden birisi olan enflasyon özellikle son yıllarda büyük bir soruna dönüşmüştür. OVP’ler döneminde iki yıl hariç hükümetler hedeflenen enflasyonu yakalayamamış, enflasyon oranı sürekli artmıştır. Özellikle 2022 yılında OVP’de hedeflenen enflasyon oranı yüzde 9.8 iken TUİK’e göre yüzde 64.3 oranında gerçekleşmiştir. 

ARTAN YOKSULLAŞMA

Ekonomide istikrarsızlığın bir başka önemli göstergesi ülke refahını ve zenginleşmesini doğrudan tanımlayan ekonomik büyümedir. Son 17 yıldır OVP’ler ile yönetilmeye çalışılan Türkiye’de ne yazık ki istikrarlı bir büyüme yakalanamamıştır. 17 yıllık sürede kimi büyüme hedeflerinin yakalanmasına rağmen ekonomik büyüme özellikle 2013 sonrası gittikçe azalmış ve gelir dağılımında bozulma ve yoksullaşma yaşanmıştır. Örneğin; 2012 yılında 11.675 dolar olan kişi başı milli gelir (KBMG) 2020’de 8.600 dolara kadar düşmüş ve yoksulluk geniş kesimlere yayılmıştır. Alınan tüm önlemlere rağmen 2022 yılında hâlâ 2012 yılının KBMG’si yakalanamamıştır. Ayrıca işsizlik 17 yıl boyunca çift haneli rakamların altına düşmemiş ve ortalama 10.69 düzeyinde kalmıştır. 

Devlet Planlama Teşkilatı (DPT)’nın kapatılarak yol gösterici planlı ekonominin geriye itilmesi ve OVP’lere dönülmesinin amacı hızlı bir ekonomik kalkınma ile toplumsal refahı artırmaktı. 19. OVP hedeflerinin de kanıtladığı gibi bu amaca rağmen ekonomik sıkıntılar çözülememiş aksine enflasyonun ve durgunluğun egemen olduğu, gelir dağılımının bozulup yoksulluğun hızlandığı kriz ortamı sürmeye devam etmiştir. 

Ekonomik hedeflerinin tutmadığı, önerdiği makro ekonomik politikalarının işe yaramayarak istikrarı sağlamadığı OVP’ler iktisadi karar birimleri için yol gösteren, gelecek kararlar ve yatırımlar için güven veren politika araçları olmaktan çıkmıştır. 

ORTA VE UZUN VADELİ PLANLAMA

Bu gelişme Türkiye’nin vakit yitirmeden ekonominin temel yol göstericisinin yani pusulasının orta vadeli programlar değil, orta ve uzun vadeli planlamalar olması gerektiğini göstermektedir. “Dördüncü Sanayi Devrimi”nin ekonomilerin yapısını ve toplumların beklentilerini hızla değiştirdiği, “Beşinci Sanayi Devrimi”nin konuşulup etkili olmaya başladığı günümüzde ekonomik kalkınmanın sağlanabilmesi için yeniden inovasyona dayalı, katma değeri yüksek, ileri teknolojili mallar ve alanlarda yatırım ve üretimin planlandığı kamu kesimi için emredici, özel kesim için yol gösterici orta ve uzun vadeli planlama ana politika aracı haline getirilmelidir. 

Bütçe temelli, günlük ekonomik gelişmelere göre hazırlanan OVP’ler ise planların emredici hedefleri çerçevesinde, hedeflerin dışına çıkmadan ekonomik bir disiplin içinde hazırlanmalı ve uygulanmalıdır. Gelişmiş ekonomilerin orta ve uzun vadeli planlar ile bilim ve teknolojiye dayalı ekonomik rekabeti acımasız bir hızla sürdürdüğü günümüzde orta ve uzun vadeli planlı ekonomiyi temel almadan bu rekabetçi ortamda tutunabilmek ve sanayileşip kalkınarak ülkemizi refah toplumuna ulaştırmak olanaklı değildir.

PROF. DR. MEHMET TOMANBAY

Yazarın Son Yazıları

Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025
Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değeri - Azmi Kişnişci

“Eşitlik”, Cumhuriyetin yalnızca hukuki bir ilkesi değil; toplumsal yaşamımızın adalet duygusunu ayakta tutan temel dayanaklarından biridir.

Devamını Oku
22.12.2025
Büyüyen eşitsizlik, yaygınlaşan yoksulluk - Sıtkı Ergüney

Ekonomide; fiyatlar genel düzeyindeki; artış “enflasyon”, gerileme “deflasyon”, duraklama ile birlikte yaşanan artış da “stagflasyon” olarak tanımlanır.

Devamını Oku
20.12.2025
Yenilmezlikler ve dokunulmazlıklar - Cengiz Kuday

Tarih, bazen büyük savaşlarla değil; küçük, sessiz ve ilk bakışta sıradan görünen olaylarla yön değiştirir.

Devamını Oku
20.12.2025
Hayvancılıktaki yol ayrımı - Gülay Ertürk

Türkiye bugün hayvancılıkta çok kritik bir eşiğe geldi.

Devamını Oku
19.12.2025
Devlet ve kalkınma - Prof. Dr. Bilin Neyaptı

Bir ülkede ekonomi yönetiminin temel hedefleri verimlilik ve adil bölüşümdür.

Devamını Oku
18.12.2025
Devletçiliğe dönebilmek... - Kemal Onur

Demokratik ve laik sosyal hukuk devletimizin kurucu lideri Atatürk’ün yönetimi döneminde; ülkemizin ulusal çıkarı açısından bilimsel anlayış ve duyarlı bir bilinçle, iç ve dış sermaye şirketlerinin çıkarları için vahşi madenciliğe kesinlikle fırsat verilmemiştir!

Devamını Oku
17.12.2025
Programda işçinin adı yok - Engin Ünsal

CHP 39. Olağan Kurultayı’nda tüzük değişikliği yaptı ve iktidar programını kabul etti.

Devamını Oku
17.12.2025
Yargı öyküleri - Ziya Yergök

Yıllar önce, 5 Ocak 1982’de Çetin Altan’ın Milliyet gazetesindeki “Şeytanın gör dediği” adlı köşesinde “Eski (Mahkeme Koridorları) sütununa özlem” başlıklı yazısında yer alan, bir ceza avukatının “Oturum” adlı anı kitabından alıntılanmış ilginç bir yargı öyküsüne değinmek istiyorum.

Devamını Oku
17.12.2025