Ahmet İnsel

Müttefikler arasında istihbarat savaşları

25 Haziran 2015 Perşembe

Çok yeni bir bilgi değil ama detaylarını okuyunca insan gene de şaşırıyor. ABD’nin 17 istihbarat örgütünden biri olan National Security Agency (NSA) 2006-2012 arasında Fransa cumhurbaşkanlarının telefon görüşmelerini dinlemiş. WikiLeaks’in yeni belgelerini yayımlayan Liberation ve Mediapart, sadece bu yıllarda görevde olan üç cumhurbaşkanının değil, onların danışmanlarının, cumhurbaşkanlığında “kırmızı telefon”dan sorumlu ünitenin, cumhurbaşkanlığı uçağından sorumlu kişinin, Maliye ve Tarım bakanlığı santrallarının, bakanların özel telefonlarının, 2009’da Kopenhag’da İklim Zirvesi’nde müzakereleri yürütenlerin ve ilgili bakanların telefonlarının kayıtlı olduğunu gösteriyor.
Liste uzayıp gidiyor. Diplomatlar veya diplomat pasaportlu istihbarat uzmanları yorumlar eşliğinde dinlemelerden süzülen bilgileri ABD’ye aktarmış. WikiLeaks’in daha önce yayımlanan belgeleri, diplomatların yolladığı bilgi notlarıydı. Şimdi yayımlananlar ise dinlemelerden alınan bilgilerin yorum eşliğinde aktarıldığı ham malzeme.
Yayımlanan notlarda örneğin Nicolas Sarkozy’nin ABD seyahatinde Fransız içki devi Pernot’nun satış mümessili gibi davrandığını ya da Ortadoğu’da yürüttüğü gizli temaslar hakkında ufuk açıcı bilgiler var. Cumhurbaşkanlarının özel hayatlarıyla ilgili notları gazeteler galiba yayımlamamışlar. Ama hangi cumhurbaşkanının egosunun aşırı şişkin olduğu, zaafları vs... doğrudan dinleme ile edinilmiş bilgiler eşliğinde ilgili merciilere aktarılmış.
NSA’nın dinleme alanına giren kişi ve kurumlar Target Office of Primary Interest (TOPI) adlı bir listede yer alıyor. Bu birinci önemde hedefler listesine girmek çok zor değil. Yayımlanan dinleme notlarından anlaşılan ABD sadece güvenlik alanında değil, her konuda hedef ülkenin karar alıcı birim ve kişilerini dinlemiş, kaydetmiş ve bunlardan çıkardığı değerlendirme notlarını aktarmış.
Dün Fransa Cumhurbaşkanı Hollande acil olarak Savunma Konseyi’ni toplantıya çağırdı. Toplantının sonunda WikiLeaks, Liberation ve Mediapart’ın yayımladıkları belgelerin açığa çıkardıkları durumun kabul edilemez olduğu ve Washington’ın müttefik olarak yükümlülüklerine sadık kalması gerektiği belirtildi. Dışişleri Bakanı da ABD büyükelçisini görüşmeye çağırdı. Ama daha önce ABD’nin Angela Merkel’in eski Nokia telefonunu dinlediği ortaya çıktığında yapılanlardan daha fazla bir şey olacağa pek benzemiyor. Oba ma bunun yanlış olduğunu ama kendisinin bundan haberi olmadığını ve zaten birkaç yıldan beri uygulanmadığını söyleyerek defteri kapatmıştı.
NSA’nın dinleme taleplerinin bir bölümünü Alman istihbarat örgütü BND’nin taşeron olarak üstlendiği biliniyor. Fransız şirketleri ve bazı bakanlıkların BND tarafından dinlenmesinin belgeleri daha önce yayımlanmıştı. BND’nin ABD için taşeron görevi görmesinin soğuk savaş dönemine uzanan bir geçmişi var.
Dinlemeler konusunda uzmanlar, işin rasyonel olmaktan çıkmaya başladığına da işaret ediyorlar. NSA’nın elindeki dinleme kapasitesinin devasa büyüklüğü, gerekli ve yararlı olduğu için değil, teknik olarak yapılması mümkün olduğu için, ne mümkünse onu dinlemeye teşvik ediyor. Daha önemlisi, dinleme ve istihbarat toplama kapasitesi herhangi bir ilave maliyet gelmeden her 18 ayda iki misli artıyor. Bu çılgın gelişme dinamiği her şeyi dinleme ve kayıt altına alma saplantısını güçlendiriyor.
Bu gidişatın zayıf karnı, bu malzemenin işlenmesi için gerekli personel sayısı. Örneğin ABD’de 1.3 milyon kişinin “çok gizli-savunma” kayıtlı belgelere ulaşma izni var. Bunların arasından her an yeni Snowden’ler çıkma ihtimali güçlü. Karşı istihbarat örgütlerinin araya sızması zor değil.
Fransa’da şimdi bu dinlemelerin nasıl yapıldığı tartışılıyor. Büyük ihtimalle ABD büyükelçiliğinin damındaki güçlü antenlerden cumhurbaşkanlığı sarayı, meclis ve bakanlıklar dinlenmiş. Kriptolu telefonların görüşme kayıtlarının tutulduğu bilgisayarlara ulaşılmış olması da ihtimal dahilinde. Çoğu bakan ve danışmanlarının piyasadaki akıllı telefonları kullanmayı tercih etmesi de işi kolaylaştırmış. Ortam dinlemeleri de eksiği tamamlamış.
Türkiye’de de Dışişleri konutu ve Başbakanlık binalarının ABD elçiliğinin damındaki büyük kulaklar tarafından dinlendiği iddiası ortaya atılmıştı. İnternete düşen bazı telefon görüşmelerinin kaynağının bu dinlemeler olduğu varsayımı geçerliğini koruyor. Hatta bu istihbarat açığı nedeniyle Başbakanlık binasının daha güvenli bir yere taşınması gündeme gelmişti. Daha sonra aniden bu yeni binaya başkanlık sarayı sevdası içinde Tayyip Erdoğan el koydu, Başbakanlık yerinde kaldı! Bu binanın ilk amacına hizmet etmek üzere boşaltılması gerekiyor.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bir otokrat prototipi 1 Eylül 2018
Kayırma ekonomisinin bedeli 28 Ağustos 2018
Trump ve yeni otoriterizm 21 Ağustos 2018