Osmanlı’yı batırdınız...
Ahmet Süha Umar
Son Köşe Yazıları

Osmanlı’yı batırdınız...

17.06.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Kendi ifadesiyle, “Cumhuriyeti savaş meydanlarında kuran Cumhuriyet Halk Partisi”nin (CHP) başına, hukuksuz bir yargı kararı ile getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, “Türkiye’nin Osmanlı coğrafyasında var olması ve o coğrafyaya doğru büyümesi gerektiğini” söyledi. İktidarın söylemi olan bu ifade, Kılıçdaroğlu’nun iktidarın ona ezberlettiği sözleri tekrarladığını gösteriyor. “AKP’nin yanlışlarını düzelteceğim” diyen bir kişi için büyük bir tutarsızlık. Eğer bu, Kılıçdaroğlu’nun iktidara geldiği takdirde izlemeyi düşündüğü dış politika ise daha da vahim.

OSMANLI NASIL BATTI?

Batı, unuttuğu felsefi, kültürel ve devlet yönetimi mirasını, Haçlı Seferleri sayesinde Ortadoğu bilginlerinin kitaplarında bularak “yeniden doğuş”u (Rönesans) gerçekleştirdi. Kilisenin devlet yönetimindeki rolünü, etkisini kaldırdı. Ulusçuluğu öğrendi. Akıl ve bilim yolunda ilerledi. Osmanlı ise dünyadaki gelişmelere sırtını dönerek, ümmetçilik yaparak, devlet yönetimini din-tarikat hegemonyasına bırakarak “gerileme dönemi”ne girdi.

Avrupa, Magna Carta’yı ilan ederken; matbaayı bulup, okur-yazarlığı yaygın hale getirirken; kadırgadan kalyona geçerken; Amerika’yı keşfederken; çok sayıda buluş, sanayide büyük atılımlar yaparken; Osmanlı savaş üstüne savaş kaybediyor; ekonomisi çöküyor; Galata bankerlerinin tuzağına düşüp borç batağına saplanarak Düyun-ı Umumiye ile vergi gelirlerini yabancılara teslim ediyordu. Osmanlı din adamları, her felaketin nedeninin, “dinden ayrılmak” olduğunu söyleyerek devletin kuyusunu kazıyorlardı.

Okuma yazma bileni yok denecek kadar olan Osmanlı’ya matbaa, Kuran ve din kitabı basmamak kaydıyla 300 yıl sonra geldi. Kanuni, dünyadaki gelişmelerin farkında olan oğlu Mustafa’yı ve Sadrazam Pargalı İbrahim’i boğdurdu; denizlerdeki tehlikeyi gören Piri Reis’in boynunu vurdurdu. Bugün yüceltilmeye çalışılan son Osmanlı padişahları, kişisel çıkarları için AlmanAvusturya emperyalizminin peşine takılıp, Büyük Britanya İmparatorluğu’nun sömürgelerini ayaklandırmak amacıyla cihat ilan ederek devletin sonunu getirdiler.

YENİ TÜRKİYE

Atatürk ve arkadaşları, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarken bütün bu gerçekleri dikkate almışlardır. Yeni Türkiye’nin, başka devletlerin sınırları içinde kalan topraklarını Türkiye’ye katma (irredentizm) politikası gütmeyeceğini, Misakı Milli ile dünyaya ilan etmişledir. “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi, bu politikanın bir ayağıdır. Atatürk’ün, “şahsi meselem” dediği, Hatay’ın anavatana katılması için verilen mücadele de Misakı Milli sınırlarından da ödün verilmeyeceğinin göstergesidir.

AKP iktidarına kadar Türkiye’nin Ortadoğu politikası, Arap ülkelerinin içişlerine karışmamak, İsrail dahil bölge ülkeleri ile ekonomik ilişkileri geliştirmek olarak belirlenmiş, uygulanmış ve başarılı olduğu kanıtlanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti, dinin devlet işlerine karışmasının Osmanlı’nın sonunu getirdiğini dikkate alarak laiklik ilkesini Cumhuriyetin dış politikasının da temeline oturtmuş örneğin İslam Konferansı Örgütü’ne (İKÖ) üye olurken İKÖ kararlarının ancak anayasanın laiklik ilkesi ve Türkiye’nin bağımsız dış politikası ile bağdaştığı ölçüde uygulanacağını beyan etmiştir.

YENİ OSMANLICILIK 

AKP’nin “yeni Osmanlıcılık” politikası, dış politikada da Cumhuriyetin temel ilkelerinden ayrıldığının göstergesidir. İktidarın Arap merakı ve eğilimi, Arap ülkeleri yönetimlerinde hoşnutsuzluğa yol açmış, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti ilkelerinden ayrılması ise Arap halklarının gözünde, örnek olma niteliğini ve çekiciliğini yitirmesine yol açmıştır.

Ahmet Davutoğlu’nun, “Balkanlarda Osmanlı Mirası” konuşmasının (Saraybosna. 2010) Balkanlar’da nasıl kıyamet kopardığını unutup Şam, Emevi Camisi’nde “namaz kılma” düşü ile çıkılan yolda, Öcalan’a, TBMM yasaları üzerinde söz hakkı verilmesi tartışmasına gelinmiş olması, Osmanlı coğrafyasına doğru büyüme politikasının sonunun ne olacağını göstermektedir. Bu arada Öcalan’ın da Türkiye’yi, çevre ülkelerdeki Kürtlere doğru yayılarak büyütmeyi önerdiği, ABD düşünce kuruluşlarının bu projeye raporlarında yer verdikleri hatta Özal’a bu yönde bazı önerilerde bulunulduğu da unutulmamalıdır.

EMPERYALİZMİN DEĞİRMENİNE SU TAŞIMAK 

Yeni Osmanlıcılık, Ortadoğu, Balkan, Kafkasya hatta Orta Asya ülkelerinin korkulu rüyasıdır. Türkiye’nin yayılmacı bir politika izlemesi, ulus devleti ortadan kaldıracak bir tuzaktır. Bu projeyi benimsemek ve ona katkıda bulunmak, emperyalizmin değirmenine su taşımaktır. Kılıçdaroğlu’nun ve onu CHP’nin başına getirenlerin yaptığı da budur.