Pişmaniyesiz bir mayıs

Pişmaniyesiz bir mayıs

10.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bilal Erdoğan eski defterleri karıştırmış. Belki bir keramet var: “Cumhurbaşkanımızın 1989’da genelevlerden oy istediği iddia edilmişti” diyor.

Biz de karıştıralım bari.

2014 yılının 1 Mayıs’ı tam da recep ayının 1’ine rastlamıştı.

Yani Sayın Erdoğan’ın doğduğu aya.

Allah’ı var, kendisi dün de doğduğu ayın hakkını verdi.

Recep, malum dün başlayan kutsal “üç aylar”ın ilki.

Ardından şaban...

Sonra da ramazan geliyor.

Başbakanın verilmiş sadakası varmış.

Biraz geç gelseydi.

Şaban Tayyip diyecektik.

Belki de Kemal Sunal’ı hatırlayıp ona daha sempatik bir gözle bakacaktık.

***

Neyse sağlık olsun.

Yine de Recep’in havası başka.

Sözcük olarak “heybetli, gösterişli” anlamı da taşıyor.

Tek isimle yetinmeyip ona “iyi, hoş, temiz” anlamında bir de “Tayyip”i eklemişler.

Belki kendisinin 1 Mayıs’la meselesi de bundan kaynaklanıyor.

Çünkü “mayıs” sözcüğünü Anadolu köylüsü “dumanı üstünde, taze sığır dışkısı” karşılığı kullanıyor.

Örneğin can sıkıcı işler yapan birine “Yine ne mayıslar karıştırıyon?” deniyor!

***

İktidara gelince 1 Mayıs’ı bayram ilan etti.

Ama her 1 Mayıs’ta sergilenen manzara, “Yine ne mayıs karıştırıyon?” manzarasıdır!

***

Taksim’le ise bitip tükenmez bir derdi var.

Her mayıs depreşip duruyor.

Ayınları çatlatıp gayınları patlatıyor.

İmam hatiplerin ilk kurulduğu dönemde riyaziye derslerinde “taksim”, dört işlemden “bölme”ye verilen isimdi. (Toplama için “cem”, çıkarmaya “tarh”, çarpmaya ise “zarp” deniyordu.)

Zaten meydanın adı da dört işlemden birine, yani “taksim”e dayanıyor.

İstanbul’un suları burada “taksim” ediliyordu.

Tayyip Bey’in geçmişe ve bölmeye olan tutkusu malum.

Taksim ile yetinmiyor.

Kahraman polisini ileri demokrasiyi yerleştirmek için darba, zarba, cem ve tarha yönlendiriyor.

Ve sonunda da her 1 Mayıs...

Anadolu köylüsünün kullandığı anlamına kavuşuyor.

Dumanı üstünde...

12 YIL ÖNCEKİ 1 MAYIS

İktidara geldiklerinin ilk 1 Mayıs’ında ne Taksim sıkıntısı vardı ne TOMA dehşeti ne de gaz sancısı.

Halk henüz bölünmemişti. Hapishaneler tıklım tıkış değildi.

Meclis’in 2/3’lük çoğunluğunu ele geçirmişlerdi. Ama sadece yüzde 34 oy almışlardı.

MAYIS AYI ŞARKISI

Mayıs çiçek, böcek, kelebek ayıdır.

Ama aynı zamanda hesaplaşma ayıdır.

Tabiat, bu ayda silkinir.

Kış uyuşuklukları, ruh üşümeleri iyice geride kalır.

Bu ay, hayatla yüzleşme zamanıdır.

Daha önceki mayıslarda mırıldanıp durduğumuz Jacques Prevert’in Mayıs Ayı Şarkısı’nı söylemenin tam sırasıdır:

- Eşek, kral ve ben

Belli yarın öleceğiz

Eşek açlıktan ölecek

Kral içi sıkıldığından

Aşktan ölecek elbet bendeniz

Yazar elbet isimlerimizi zamanın karatahtasına bir parmak tebeşir

Eşek diye, kral diye, adam diye

Kavaklardan esen rüzgâr bize doğru seslenir.

Eşek, kral ve ben

Elbet ölürüz yarına

Eşek açlıktan ölür elbet

Kral içi sıkılır ölür

Ben aşkımdan ölürüm bir mayıs ayına.

Belli kirazdır yaşamak

Çekirdek ölüm işte

Kiraz ağacıdır aşk.

***

Kiraz henüz çıkmadı.

Çağla eriği gramla satılıyor. Etiketi sıfırla doldurmamak için.

***

En iyi mayıs, pişmanlıkları en az olan mayıstır.

TÜİK’in başına hayatta başarılar diledi Sayın Erdoğan.

Pişmanlığı en az olan mayıs ikisi için de 2026 Mayıs’ı olacaktır, hayırlısı ile...