Kara Mizah Bu Değilse Nedir?
Aydın Engin
Son Köşe Yazıları

Kara Mizah Bu Değilse Nedir?

12.11.2014 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Pes ediyorum. Hatta ettim bile… Ben ki bu meslekte epey dirsek çürütmüş biri olarak mizahı tutkuyla severim; beceriksiz de olsa Tırmık’ta ara sıra mizaha sığınmayı denerim. Ancak aşağıda aktaracağım somut olgulardan sonra pes ediyorum. Ben bu mizahı aşamam. Beni bırakın ustalarımızdan Aziz Nesin bile aşmak için epey zorlanırdı.
Haberi dünkü Cumhuriyet manşetten kullandı, “Kullanıp attılar” dedi.
Biliyorsunuz Kolin namlı şirket Soma düzlüğünde taneleri dalında beneklenmiş 6000 zeytin ağacını Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararını vermesinden saatler önce kökledi, katletti. (Hayır, hepiniz kötü kalplisiniz. Şirket, Danıştay kararının kokusunu Ankara’daki dostlarından zamanında alıp elini çabuk tutmadı. Bu sadece bir tesadüftü. Tabii yerseniz!)
Şirket bu cinayeti kendi ellerini kirletmeden, civar köylerden topladığı, üstlerine alelacele “özel güvenlik üniforması” geçirtip, genç, iri yapılı, vurdu mu ses getirecek güç ve acımasızlıkta ve tabii zifiri karanlık bir bilinçsizlik batağındaki adamlarla yaptı. Biber gazı ve kelepçe ile donatılmış, üstelik üniforma da kuşanmış bu yiğitler zeytinlerini savunmak isteyen Yırca köylülerinin üstüne çullandılar, vurdular, kırdılar. Biber gazı sıkıp, kelepçe takıp Yırca köylülerini “etkisiz” hale getirdiler ve 6000 bin zeytinin yok edilmesi gibi zorlu ve zorba bir görevin başarıyla üstesinden geldiler.
Bu durumda sahiden de kapitalist ahlaka (Ne demekse artık) sahip bir şirket ne yapar? Başarıyı ödüllendirir; ücretlere zam yapar, başarı primi verir falan filan…
Hayır, öyle olmadı…
Artık ihtiyaç kalmadığı için birkaç saatliğine özel güvenlik görevlisi yapılıp, emeklilik ve sürekli iş garantisi ile işe alınan çevre köylerden derleme yiğitler işten çıkarıldı.
Şimdi dünkü haberden küçük bir paragrafı bir daha okuyun:
“… Duruma tepki gösteren güvenlik görevlileri ise şantiye şefi ve güvenlik amirinin dışarıya çıkmasına izin vermedi… Haklarını alıncaya kadar da protestolarına devam edeceklerini açıklayan güvenlik görevlileri ‘Bize iş garantisi, hatta emeklilik garantisi vererek buraya getirdiler. Ben mevcut işimden ayrılıp buraya geldim. Bizleri kandırıp köylülere saldırttılar. Onlarla karşı karşıya getirdiler. Sonra da kullanıp attılar. Bu böyle olamaz. Haklarımızı alıncaya kadar buradayız’ dediler.”
Haklarımızı alıncaya kadar he mi?
Çüşşşş!..
Ulan, pazarda, panayırda, düğünde, dernekte bir arada olduğunuz, belki de kız alıp kız verdiğiniz Yırca köylülerine sopayı basıp, kelepçeyi takıp, biber gazını sıkıp ayıpların en ağırını işleyip, vicdansızlığın daniskasını sergiledikten sonra bir de “Hakkı yenen emekçi” dümenine mi yatıyorsunuz?
Kara mizah bu değilse nedir?
(Okura not: Sakın ola ki “Onlar da yoksul emekçi. N’apsınlar ekmek parası” filan demeye kalkmayın. Emekçi dostluğu soylu bir duygudur ama emekçi dalkavukluğu, literatürde buna uvriyerizm deniyor, sadece mide bulandırır…)

***

Kara mizaha devam…
6000 zeytinin yok edilmesiyle patlayan toplumsal tepkiyi göğüsleme görevi yine Bülent Arınç’a düştü. Yüksek özgül ağırlığı ile kameraların karşısına geçti ve buyurdu.
Yine Cumhuriyet’ten aktarıyorum:
Türkiye’de bazı bölgeler hükümetimizin verdiği destek nedeniyle her taraf zeytin tarlası olmuştur. Dağ taş zeytin ağaçlarıyla dolmuştur. Ama enerjiye de ihtiyaç var…
Neresinden başlayayım?
Ne güzel işte, her taraf zeytin tarlası olmuş… Gerçi ona “zeytin tarlası” değil “zeytinlik” denir ama neyse, o kadar kusur her AKP’lide olur.
Zeytin ve zeytinyağı üretiminde dünyada ya dördüncüyüz ya beşinci. Oysa vizyon sahibi AKP iktidarında birinci olmak var. Var ama Kolin ve benzeri şirketler de var. Yani ya yardan vazgeçilecek ya kârdan. Siz kârı seçtiniz. Şaşırmadım.
Enerji ihtiyacına gelince… Her daim püfür püfür esen Soma düzlüğünde rüzgârgülleri kurup o enerji ihtiyacını karşılayabilirdiniz. Haydi buna yanaşmadınız diyelim, termik santral kurulacak çorak arazi kıtlığına kıran mı girdi bu memlekette? Tamam, Soma kömür havzasına biraaaaaazcık uzak olacak, şirkete biraaaazcık nakliye maliyeti binecek, kapitalizmin kutsal kârı biraaaazcık azalacak…
Neyse, zaten kara mizah konuşuyoruz değil mi?
Geçelim…

***

Kolin şirketinin bir web sitesi var(dı). Boşuna aramayın şimdi kapatıldı. Ama kapatılmadan önce benim eski gözağrım T24 o siteyi yakaladı. Oradan Kolin şirketinin kendini tanımladığı ve tanıttığı birkaç seçme cümle aktaracağım. İnanmayacaksınız biliyorum. Ama bu gerçek. Bu gerçek bir kara mizah
Buyrun:
“Kolin’in sahip olduğu sosyal sorumluluk bilinci, kurumsal kültürünün temel taşlarından biridir. Grup, faaliyet gösterdiği tüm iş alanlarında ve tüm coğrafyalarda bu sorumluluk bilinciyle hareket etmektedir.
Bu çerçevede;
?Faaliyetlerinin çevreye etkisini asgari düzeyde tutmak, çevreyi ve ekolojik dengeyi koruyacak tedbirler almak,
?Doğal kaynakların tüketimini asgari düzeyde tutmak,
?Çevresel ve toplumsal bilincin gelişmesi ve yerleşmesi için çalışmak, kuruluşundan bu yana Kolin Şirketler Grubu’nun kurumsal sosyal sorumluluk anlayışının temel değerlerini oluşturmaktadır.”
Kolin grubunun ilan ettiği bu ilkelerle ilgili tek kelime eklemiyorum. Mizah duygum buna izin vermiyor…

***

Hatırlatma babında aylar önce internete de düşen ses kaydına bir göz atın da yazıyı bitirelim.
Büyük müteahhit Mehmet Cengiz telefonda konuşuyor:
- Biz uğraştık mı, kardeşlerimiz için uğraşırız. Yalnız kendimize, hep bana değil. Sen daha göreceksin…
- Abi hiç onda merak etmiyorum, ben eminim…
- Ben akşam gelirim. Biz üçümüz artık, hani kiliseye ne nikâhı yapmıştık? Katolik…
- Katolik, katolik aynen öyle.
- Bu milletin a.ına koyacağız, sen merak etme…
Milletin şeyine şey yapılırken merak etmemesi gereken kim mi?
Biliyorsunuz canım, Kolin şirketinin patronu Celal Koloğlu

***

Yazının ilk paragrafına dönüyorum:
“Pes ediyorum. Hatta ettim bile… Ben ki bu meslekte epey dirsek çürütmüş biri olarak mizahı tutkuyla severim; beceriksiz de olsa Tırmık’ta ara sıra mizaha sığınmayı denerim. Ancak aşağıda aktardığım somut olgulardan sonra pes ediyorum. Ben bu mizahı aşamam. Beni bırakın ustalarımızdan Aziz Nesin bile aşmak için epey zorlanırdı.”
Haksız mıyım?  

Yazarın Son Yazıları

Eyvah, yaşasın, ben yine gidiyorum

Eyvah, yaşasın, ben yine gidiyorum

Devamını Oku
09.09.2018
25 ay 13 gün sonra

25 ay 13 gün sonra

Devamını Oku
16.08.2018
(Siyasal) İslam ve demokrasi

(Siyasal) İslam ve demokrasi

Devamını Oku
15.08.2018
Hem İslam hem demokrasi mi, ya İslam ya demokrasi mi?

Hem İslam hem demokrasi mi, ya İslam ya demokrasi mi?

Devamını Oku
13.08.2018
Garo Paylan’la imam olmamak için...

Garo Paylan’la imam olmamak için...

Devamını Oku
12.08.2018
Hani bir Demirtaş var(dı)

Hani bir Demirtaş var(dı)

Devamını Oku
09.08.2018
CHP’nin intiharı (mı?)

CHP’nin intiharı (mı?)

Devamını Oku
08.08.2018
Habercilere, yazarlara siparişlerim var

Habercilere, yazarlara siparişlerim var

Devamını Oku
06.08.2018
Kabile devleti dişlerini gösteriyor

Kabile devleti dişlerini gösteriyor

Devamını Oku
05.08.2018
Bir FETÖ’cüden bana müjdeli haber

Bir FETÖ’cüden bana müjdeli haber

Devamını Oku
02.08.2018
Bir bardak su ver, patlıcansız olsun

Bir bardak su ver, patlıcansız olsun

Devamını Oku
01.08.2018
Leyla Halid’den Ahed Tamimi’ye...

Leyla Halid’den Ahed Tamimi’ye...

Devamını Oku
30.07.2018
Tercih tuzağı: Kolera mı veba mı?

Tercih tuzağı: Kolera mı veba mı?

Devamını Oku
29.07.2018
Bin yamalı bohça: CHP

Bin yamalı bohça: CHP

Devamını Oku
26.07.2018
Ahmet Şık’ın tırnağı olamazsınız

Ahmet Şık’ın tırnağı olamazsınız

Devamını Oku
25.07.2018
Sahi, Osman Kavala neden tutuklu?

Sahi, Osman Kavala neden tutuklu?

Devamını Oku
23.07.2018
Eyyy Reis’in yargıçları, sözüm sizedir!..

Eyyy Reis’in yargıçları, sözüm sizedir!..

Devamını Oku
22.07.2018
Ölü toprağı serpilmiş bir muhalefet

Ölü toprağı serpilmiş bir muhalefet

Devamını Oku
19.07.2018
Kafası kesik tavuk gibi...

Kafası kesik tavuk gibi...

Devamını Oku
18.07.2018
İki yıl önce dün

İki yıl önce dün

Devamını Oku
16.07.2018
İki yıl önce bu gece

İki yıl önce bu gece

Devamını Oku
15.07.2018
Oyalamaca: Demeç ve hitabet muhalefeti

Oyalamaca: Demeç ve hitabet muhalefeti

Devamını Oku
12.07.2018
Sultan I. Tayyip Han

Sultan I. Tayyip Han

Devamını Oku
11.07.2018
Hazin bir izin (raporu)

Hazin bir izin (raporu)

Devamını Oku
09.07.2018
Bunlara fit olmak, onlara teslim olmaktır

Bunlara fit olmak, onlara teslim olmaktır

Devamını Oku
08.07.2018
Ha.. Ha.. Haaacet kalmayacak...

Ha.. Ha.. Haaacet kalmayacak...

Devamını Oku
05.07.2018
‘Denizler durulmaz dalgalanmadan’

‘Denizler durulmaz dalgalanmadan’

Devamını Oku
04.07.2018
Soylu’nun siyasal soyu

Soylu’nun siyasal soyu

Devamını Oku
02.07.2018
Doğu Karadeniz’de bir mezar taşı…

Doğu Karadeniz’de bir mezar taşı…

Devamını Oku
01.07.2018
Güneş elbet doğuyor. Ama nerede?

Güneş elbet doğuyor. Ama nerede?

Devamını Oku
28.06.2018
Sayıların dili, gerçeğin dili...

Sayıların dili, gerçeğin dili...

Devamını Oku
27.06.2018
Siyasal İslam kazandı, demokrasi kaybetti

Siyasal İslam kazandı, demokrasi kaybetti

Devamını Oku
25.06.2018
Oh be, bugün siyaset yasak…

Oh be, bugün siyaset yasak…

Devamını Oku
24.06.2018
Ne İnce, ne Uzun, parlamenter demokrasi

Ne İnce, ne Uzun, parlamenter demokrasi

Devamını Oku
21.06.2018
Yıllar sonra hatırlayıp soracak çocuklarımız

Yıllar sonra hatırlayıp soracak çocuklarımız

Devamını Oku
20.06.2018
Tık zindana, göm hücreye ve unut öyle mi? Yağma yok!..

Tık zindana, göm hücreye ve unut öyle mi? Yağma yok!..

Devamını Oku
18.06.2018
‘Yes, we can’den ‘Evet, yapabiliriz’e...

‘Yes, we can’den ‘Evet, yapabiliriz’e...

Devamını Oku
17.06.2018
Çocuk cenneti Tekirdağ

Süleymanpaşa Belediyesi için çocuklar her şeyden önde geliyor.

Devamını Oku
16.06.2018
Korkma Reis, biz kimseyi asmayacağız...

Korkma Reis, biz kimseyi asmayacağız...

Devamını Oku
14.06.2018
Demokrasispor 1 Reisspor 0

Demokrasispor 1 Reisspor 0

Devamını Oku
13.06.2018